Rakip translate English
2,049 parallel translation
Bana göre siz bir rakipten ibaretsiniz. Ama korkulması gerekecek kadar yetenekli bir rakip.
To me, you are just a rival, but with talent enough to scare.
Neal ile rakip olabilirler, ama kendisi Caffrey karşıtı!
He and neal may be rivals, but he's the anti-caffrey,
Bir rakip istiyorum!
I need some competition!
Bir rakip mi istiyordun?
You wanted a challenge?
Rakip yarışmacı olabilir ki bu da Tokkan'ı bir numaralı şüpheli yapıyor.
Could be a rival street racer, which puts this Tokkan at the top of our list.
Stringer, adrenalin bağımlısı bir herif, yani karşısına bir rakip çıktığından gerekeni yapmaktan çekinmeyecektir.
Stringer's an adrenaline addicted personality who's got his hands on something that'll give him the edge over anyone he races against.
Ona rakip olan şovlar yapanlara muhalefet ettiğini biliyordum.
I know guys he's blackballed just because they did his competitors'show.
Diyorsunuz ki, bu rakip o kadar yetenekli ki bende bu tekniği kullanmak zorunda kalayım?
Are you saying that the opponent is so skilled that I might have to use this technique?
Şiddeti artırarak rakip çetelerin bölgelerine giriyorlar.
They've been expanding to the territories of rival gangs with increasing violence.
Burada iki rakip kavga ediyorlardı...
There are... two rivals fighting...
Kendisini rakip ilân ettiği an, aniden denk oluverdik.
The minute he declared himself the competition, Suddenly we were equal.
Valla, gördüğüm kadarıyla rakip olacak bir hali yok.
Well, as far as I'm concerned, he's no competition at all.
Bay Wolf ile sıkı rakip olduğunuz belli.
Sounds like you and Mr. Wolf had quite the rivalry.
İşinde bir rakip çıktığında böyle mi yapıyorsun?
A competitor moves in on your business, is that what you would do?
O halde ortağı da onunla eşit olmalı, ya da ona rakip olmayan biri. Baskı kurmak zorunda hissetmediği biri.
So the partner must be an equal in some way, or, at least, not a competitor, not somebody that he needed to feel dominance over.
O saygıdeğer bir rakip.
It's a worthy adversary.
Acımasız bir Kolombiyalı uyuşturucu mafyası- - Metresini öldürüyor Ne düşünüyorsun, rakip uyuşturucu kartelinin intikamı mı, yanlış giden bir uyuşturucu alış verişi mi?
A murdered mistress, a brutal Columbian drug lord- - what do you think, revenge from a rival cartel, a drug deal gone wrong?
Az önce de birbirinize rakip olduğunuzu itiraf ettin. Hanımefendi, günlerimi donuma para sokan kadınlarla geçiriyorum. Rakip mi?
And you just admitted that the two of you were rivals.
Ve bir diğer rakip takım Yenilikçiler bir ilk yıl kulübü Warren Kasabası Eğitim Sürdürme Programı'ndan.
And the other team to beat, the Hipsters... a first-year club from the Warren Township continuing education program.
Rakip okulun maskotunu çalmak Abed'in listesindeydi.
Stealing a rival school's mascot was part of Abed's list.
Bu kesinlikle sıradan bir rakip değil.
He's no ordinary opponent.
Yani bu yarışta ona rakip olmak mı istiyorsun?
So you wish to compete against him in this race?
Herhangibir rakip yokken iltifat etmenin anlamı ne?
What's the point of being complimented when there aren't any competitors?
Beni rakip olarak mı görüyorsun?
You think I'm your competition.
Kendisi, aynı zamanda hazırlıklar için bize uygun bir de rakip bulacak.
He managed to find us a suitable opponent for the preparations.
Dan rakip falan değil.
Dan's not the competition, all right.
Los Angeles'ın yarısının su hakları rakip kabilenizde olduğu için olabilir.
Maybe because your rival tribe owns the water rights to half of Los Angeles.
İyi bir rakip bulmak zor.
It's hard to find good competition.
Ve sakatlanmış bir rakip, harika bir silah olabilir.
[gunshot] And a crippled opponent Can be a great weapon.
Rakip bir iş arkadaşını kovduran bir e-posta gönderdiğini söyledi.
He said he sent an email that got a rival coworker fired.
Rakip bir özel sağlık danışmanın hastalarını almasından endişelenmiyor musun?
- Aren't you worried about a competing concierge doctor Taking your patients?
Hepsi de içki kaçakçısı olan beş adam bir rakip çete tarafından soğukkanlılıkla katledildi.
Five men, bootleggers all, were cut down in cold blood by a rival gang.
Rakip James M. Cox dakikalar önce Dayton Fairgrounds'da bir kalabalığa yenildiğini itiraf etti.
Challenger James M. Cox has moments ago conceded to a capacity crowd at Dayton Fairgrounds.
Ama senle ben rakip değiliz, aynı taraftayız.
Except you and I are on the same side.
Declan bir rakip değil.
Declan is no ringer.
- Zaten rakip bir okul mu var?
- What's our rival school anyway? - [growls, snorts]
İmkansız teslim tarihleri, laboratuarları birbirlerine rakip yapmak her tarafa gözetleme kamerası koydurmak.
Impossible deadlines, pitting labs against each other, Surveillance everywhere.
Hepsi esasen karanlık enerjinin ne olduğuna bağlı ve, ortada birbirlerine rakip birkaç teori mevcut.
It all depends on what dark energy actually is, and there are several competing theories.
Herkes ben ve Cal'in gerçekte rakip olduğunu bilir.
Everybody knows me and Cal are practically rivals.
İki büyük rakip, Laugesen ve Hesselboe kaybettiler.
The two major opponents, Laugesen and Hesselboe, are the two losers.
Suriye sınırlarındaki rakip gruplar... "
TV NEWSREADER :'... rival factions along the Syrian borders...'PHONE RINGS'...
- Zor rakip olduğumuzu düşünecekler, pes edecekler. - Kullansana o zaman!
They'll think we're tougher, they withdraw - simple!
Başkentteki rakip çetelerin arasındaki uyuşturucu savaşında çapraz ateşte kaldım.
I got caught in the crossfire of a drug turf war between rival gangs in southeast D.C.
Şaşırtıcı bir gezegen ikonsal halkalarında Alp dağlarına rakip olabilecek sıradağların bulunduğu, titrek ışıkları olan bir ay üzerinde dev su ve buz gayzerlerinin yüzeyinden uzaya fırladığı.
a stunning planet whose iconic rings contain mountain ranges that rival the Alps, a shimmering moon where massive geysers of water and ice spew from its surface.
O benziyor yaptı bir rakip çaldı çalışan bir ürün.
He made it look like a competitor stole a working product.
Evdeki rakip taşı dışarı gönderdi.
He hit the rock dead on and made the takeout.
Rakip partiler gibi.
Like, across party lines?
Profesyönel rakip - bir numaralı zanlı.
Professional rival - always a worthy suspect.
jöleli saçlarıyla, kör edici dişleriyle ve David Dickenson'a rakip bronz teniyle...
And tan to rival David Dickinson's.
Sıkı bir rakip.
A formidable opponent.
Rakip bile değildik.
We were never competitors.