Kivi translate Spanish
97 parallel translation
Ben vahşi bir kuşum, sense kivi.
Yo soy un ave salvaje, tú eres un kiwi.
- Kivi.
- Un kiwi.
Sen hiç kivi gördün mü?
¿ Nunca los has visto?
- Ufacık bir kivi.
- El pequeño kiwi.
Tatlım, senin kanatların var. Kivi kuşu gibi davranma.
Tienes alas, no tienes que ser un kiwi.
- Ben hiç kivi yemedim.
- Yo nunca he probado las ocas.
Kivi.
Las ocas.
Kivi dememiştim ben.
Yo no he dicho nada de ocas.
On bin Watusi savaşçısı, tepeden tırnağa, kivi ve guava meyveleriyle silahlı.
10.000 guerreros watusi, armados hasta los dientes con kiwis y medias sandías.
Bir kivi al Frank.
Tómate un kiwi.
Kivi ve fıstık ezmeli, çikolata Kona.
Vale, ¿ praliné Kona con kiwis y mantequilla de cacahuete?
Yanında kivi olsun mu?
- ¿ Algún kiwi con eso?
Kivi mi?
- ¿ Kiwi?
Aslında kivi çekirdekli bir meyvedir.
En realidad, el kiwi es un fruto que da fruto de semillas.
Yağ, yumurta, un, kivi suyu...
Mantequilla, huevos, harina, lima y kiwi...
Kivi? Kivi? !
Kiwi?
Hayır, kivi suyu dedim.
No es verdad. Dije kiwi lima.
Elimde kivi var!
Tengo un kiwi!
Kivi.
Kiwi.
Mango kivi tropik proteinler.
Mezcla Tropical de Mango y Kiwi.
- Oo kivi var süper (! )
- Oh, grandioso, Tengo el Kiwi
- "hindiba, şeftali, kivi."
- "escarola, melocotones, kiwi."
Biraz kivi al ve sprey boyayla kırmızıya boya.
Consiga algunos kiwis y píntelos de rojo con un spray.
O halde, şimdi olacağı... "Nick bir kivi bahçesine girer ve der ki'Cennet nasılsa bu dünya da öyle', ve boyanmış bir kiviyi ısırır."
Ahora veamos Nick entra en el jardín de los árboles de kiwi y dice "Esto es como el jardín del Edén" y muerde un kiwi pintado.
Kivi!
¡ Un kiwi!
Kahvaltıyla aynı şey. Yanında kivi olması haricinde.
Es lo mismo que un desayuno pero con un poco de kiwi en un lado.
"Nick bir kivi bahçesine girer ve der ki'Cennet nasılsa bu dünya da öyle', ve boyanmış bir kiviyi ısırır."
Ahora veamos Nick entra en el jardín de los árboles de kiwi y dice "Esto es como el jardín del Edén" y muerde un kiwi pintado.
Al, bak, biraz kivi.
Tate, mira, kiwi.
Kivi kızla şarkı alışverişi yapıp, Paris'e doğru yola çıktım.
Intercambié unas canciones con una neocelandesa, luego fui a París por tren.
Tadı kivi ye benziyor.
Sabe a kiwi.
- Elma yerine kivi.
- Kiwi por manzana.
Kivi Karpuz Sürprizi.
Delicia de kiwi y sandía.
Kivi Karpuz Sürprizi. En çok sevdiğim.
Kiwi, sandía... mi favorito
buna ne dersin? Kivi bir nedir?
¿ Cuál es el problema con el kiwi?
Kivi ile ilgili konuşmalıydım!
¡ Sabía que debía haber hablado del kiwi!
Kivi?
¿ Un kiwi?
Kivi mi, Toni!
iKiwi, Toni!
Kivi sevmediğini biliyorum.
Sé que no te gusta el kiwi...
Kivi boyutuna ne dersiniz? Efendim?
¿ Qué les parece del tamaño de un kiwi?
- Ve böğürtlen ve taze kivi.
Y zarzamoras y kiwis frescos.
Cuma günü içi kivi aldın mı?
¿ Has comprado los kiwis para la cena del viernes?
- Hayır, kivi istemiyorum!
- No, no quiero kiwi. - El kiwi está bien.
- Kivi severim.
- Me encanta el kiwi.
Kivi-çilek.
Kiwi y fresa.
Kivi?
¿ Kiwi?
Ve saçına takılmış bir kivi parçası var.
Tiene un gran trozo de kiwi entre el cabello.
'Zümrüt, çirkin, birinci...''... klakson sesi, yumuşak, kivi...''... iz yapmak, kader, acı...'
"Esmeralda, feo, ganador..." "Bocinazo, suave, kiwi..." "Aguafuerte, destino, dolor..."
- Kivi.
Kiwi.
Kivi sever misin?
Aah?
Kivi ve mangolu var.
- No, ¡ gracias!
- Kivi de olur. - Gerçekten mi?
- ¿ En serio?