English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → Spanish / [ K ] / Klar

Klar translate Spanish

155,438 parallel translation
Dün geceye gelince, bazı iç anlaşmazlıklar oldu.
Referente a anoche, puede que haya oído que hubo algún desacuerdo interno.
O açıklar kapatılıyor Peter.
Y los cabos sueltos están siendo atendidos, Peter.
Peki, siyaset hastalıkları, 20 puan.
Voy a decir malestar político por 20 dólares.
Hâlâ yüzlerini görüyorum, yaptıklarımız...
Aún veo todos sus rostros, lo que hicimos.
Öyle bir şey yaptıklarını bile bilmiyordum.
Ni siquiera sabía que existían.
Yaptıklarını ona ödeteceğiz, tamam mı?
Jason, le haremos pagar por lo que hizo, ¿ de acuerdo?
Özgürlük Anıtı'nın zayıflıklarını gösteriyor.
La Presa Hoover... La Estatua de la Libertad.
Taslak için birlikte parti ayrılıklarını aştık.
Juntos, como equipo, logramos cruzar la brecha bipartidista para el proyecto de ley.
Yazıklar olsun Senatör Bowman.
Debería darle vergüenza, senador Bowman.
Yazıklar olsun.
Debería darle vergüenza.
Çocuklar yaptıkları şeye öyle gönül vermişler ki. Seni çok seviyorlar.
Esos chicos están apasionados por lo que hacen y te adoran.
Daha görecekleri başka tanıklar var.
Todavía tienen que llamar a más testigos.
Daha başka tanıklar da görecekler.
Todavía han de llamar a otros testigos.
Evet, zaten bildikleri gerçekleri tasdik edecek olan bürokrat tanıklar.
Sí, burócratas que solo confirmarán los hechos que ellos ya saben.
- O kimdi? NATO hazırlıkları işte.
- Solo un preparativo para la OTAN.
Kandırıldıklarını düşünüyorum.
Creo que fueron engañados.
Patrick Lloyd Chesapeake'te trafik ışıklarında görülmüş.
Tengo localizado a un Patrick Lloyd en un atasco en Chesapeake.
Yine de yaptıklarından sorumlusun.
Y tú sigues siendo responsable de tus actos.
Yaptıklarım... resmi olarak yok. Tıpkı senin gibi.
Mis actos... no existen oficialmente, lo mismo que tú.
Bana yaptıklarından sonra nasıl Keaton'la çalışırsın?
¿ Cómo puedes trabajar con Keaton después de lo que me hizo?
Onlara zaten tüm hatırladıklarımı söyledim.
Ya les he contado todo lo que recuerdo.
Işıkları söndür.
Apaga las luces.
Ama ağladıklarında onları kucağa alan olmadı o yüzden ağlamayı tamamen kestiler.
Pero nadie los cogía en brazos cuando lloraban, así que, al final, dejaron de llorar, para siempre.
Freddy'ye olanları ve yaptıklarını değiştiremezsin.
No puedes cambiar lo que le pasó a Freddy, y no puedes cambiar lo que hizo.
Temizlik malzemeleri taşıdıklarını sanıyorlar.
Es un camión de envío. Piensan que llevan provisiones de limpieza.
Küçük bir köyü çamaşır deterjanıyla havaya uçurmaya çalıştıklarında Cezayirli elemanların tipi görmek istiyorum.
Me gustaría ver las caras de esos hombres argelinos cuando traten de explotar un pequeño pueblo con detergente de lavandería.
Ama bazı mezunlar bunu mezuniyet sonrası yaptıkları oldukça illegal anlaşmaları meşrulaştırmak için kullandılar.
Pero algunos alumnos lo han estado usando en su vida postuniversitaria. para justificar algunos negocios bastante turbios.
Yaptıklarından sonra hangi yüzle buraya geliyorsun?
¿ Cómo te atreves a volver después de lo que hiciste?
Açıkları kapatıyordu.
Atando cabos sueltos.
Siz ikiniz otobüsleri patlatıyorsunuz ama onları insanları nakil etmek için kullandıklarını bilmiyor musunuz?
¿ Ustedes dos estallan autobuses y ni siquiera saben que los usan para transportar prisioneros humanos?
O büyük Partnership binalarının içine, tankerler dolusu kan pompaladıklarını gördüm.
¿ Esos grandes edificios de la Alianza? Los vi bombear un camión lleno de sangre en las tuberías.
Benim düşünceme göre bu yaratıklar modern kan işleme makinalarıdır. Bu yüzden onlar sistemik bir hasara karşı aşırı duyarlı olmalılar.
Creo que estas criaturas son ágiles máquinas de procesamiento de sangre así que deberían ser altamente susceptibles a un daño sistemático.
Evet, bu işe yaramayacak. Nasıl yaptıklarını gördüm. Güvenlik aşırı sıkı.
Eso no funcionará he visto cómo lo hacen, hay mucha seguridad.
Doğal dünyadaki bütün yaratıklar içerisinde... kendisine şiddet içgüdüsü verilen, hayvan insan en tehlikelsidir.
De todas las criaturas en el mundo natural la especie humana es la más peligrosa gracias a sus impulsos por actos violentos.
Belki de yaptıkları buydu.
Tal vez eso es lo que hacían.
Sen onlara bu yaptıklarını ödetirsin.
Haz que paguen por esto.
Biliyorum bize yaptıkları şey korkunç birşey, ama elimde değil.
Sé que es algo horrible lo que nos están haciendo pero no puedo evitarlo.
Daha önce bunu yaptıklarını görmemiştim.
Nunca había visto que hicieran eso antes.
Jason yaptıklarını onlara ödetmemizi istedi.
Jason quería que los hiciéramos pagar.
Gizli kapaklı otobüslere, strigoi zorbalıklarına, insanların çığlıklarına, kaçmaya çalışmalarına alışığız fakat bu tam tersiydi.
Estamos acostumbrados a derrumbar autobuses imposiciones de strigoi, gente gritando tratando de escapar. Pero esto fue lo opuesto.
Son dokuz aydır ne yaptıklarını düşünüyorum.
Piensa en lo que han estado haciendo en los últimos 9 meses.
Gördüğümüz pislik konvoyu. Belki de yaptıkları şey budur.
El convoy de vampiros que vimos, tal vez eso es lo que hacían.
Ne yaptıklarını anlamalıyım.
Esto es importante, necesito comprender qué hacen.
- Ölümün kıyısında yine de kardeşinin çılgınlıklarına dayanıyorsun..
Cerca de la muerte y aún así satisfaces la locura de tu hermano.
Işıklar sönsün.
Apagón.
Işıkları açın.
Y se ilumina.
Markete gidip, biraz mısır gevreği alacağım ufaklıklar için.
Voy a ir al supermercado más tarde a comprar cereales basura para los pequeños.
Tüm gün klima eşliğinde, atıştırmalıklar, ve popcorn, iyi olmaz mı?
Tienen el aire acondicionado todo el día, chucherías, palomitas y todas esas cosas, ¿ sí?
Kızlar, dedenize marketten aldıklarımızı boşaltmakta yardım edin.
- Beth. Chicas, ayudad a papá a descargar la comida en la cocina.
- Işıkları var!
¡ Se iluminan!
Bir süre suçlu kızartıklıkları örtbas ettim.
Durante un tiempo cubrí el sarpullido de la culpa y me volví hábil con el maquillaje.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]