English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → Spanish / [ K ] / Kına

Kına translate Spanish

82,902 parallel translation
Tanrı aşkına! Muhteşem bir başarı kazandık ama sen bunun keyfini sürebilmekten bile acizsin.
Por Dios, somos un auténtico y maldito éxito, y eres incapaz de divertirte.
Ağzına sağlık! Sence nasıldı?
- Revisa la lente. ¿ Cómo se sintió?
Bazı kısımlarına inanamadım bile.
No podía creer algunas partes.
Acıklı bir hikayeyle içeri girdiğin gibi sırtına bir sıvaz ve bir kutu sütle çıkışın garanti olurdu.
Venias aquí con una historia triste, y te marchabas con una palmadita en la espalda y cinco litros de leche.
Ya karının yanına gidip ona işini kaybetmek üzere olduğunu maaşının kesileceğini ve her pazar gittiğin dandirik bowling salonundaki ufacık itibarının yerle bir olacağını söylersin.
Puedes ir a ver a tu mujer. Puedes explicarle que estás a punto de perder tu trabajo, tu pensión y la mierda de reputación que tengas los domingos en la bolera, o deja que mi amigo visite a su hija enferma en el hospital, y deja que yo descanse mi espalda
Ya da buradaki dostumun hastanedeki zavallı kızına gitmesine izin verir benim de bu kutsal artık çöpsüz New Mexico toprağında uzanmama ses etmezsin.
en esta tierra sagrada, ahora libre de basura, de Nuevo México.
- Çok nahoş bir ifade bu. Bayan Judy Holliday'in muhteşem performansına saygısızlık ediyorsun.
Eso es muy descortés y un desprecio a la gran actuación de Judy Holliday.
Üç yaşına geldiğinde diğer çocuklar gibi olmadığını anlamıştık.
Cuando tenía tres años, estaba claro que no era como los otros niños.
Deli kız kardeşinin onu ölümüne sıkıcı bulmasına şaşmamalı. "
No me extraña que a la loca de su hermana le resulte un muermo.
Bir yapımcı, saf bir kızın ya da kadın bir editörün kamera arkasına geçme fikrine ses etmeyebilirdi ama güç, stüdyoların eline geçince kadınları, feminen işlere yönlendirdiler.
A un productor podría no importarle mucho la idea de que una editora novata tuviera su oportunidad tras las cámaras, pero cuando los estudios se hicieron con el poder, desplazaron a las mujeres a tareas más femeninas.
"Bana fazla seçenek bırakmadın" kısmına dönelim.
Volvamos a... "No me dejas muchas opciones".
Bu ufaklık, hiçbir doktorunuzu onun yanına yaklaştırmaz.
Nuestro amigo no va a dejar que sus médicos se le acerquen.
Altına bakmadık taş bırakmayın.
No dejes piedra sin mover.
İzleniyor olmaktan gına geldi artık. Ve test edilmekten.
Estoy cansada de ser observada y probada.
Hayır, kafasına bomba attık.
No, le tiramos una bomba a la cabeza.
Nez Howard'ın kızı gibidir, bu da benim kız kardeşim olduğu anlamına geliyor.
Con el debido respeto, Nez es como una hija para Howard, lo que significa que es como una hermana para mí.
Babayı, oğlunu ve... Bay Whitehall'u gözaltına aldık. Muhteşem üçlük.
Tenemos al padre, al hijo y... con el Sr. Whitehall bajo custodia, al Espíritu Santo.
Jason'u hayal kırıklığına uğratmayalım.
No decepcionemos a Jason.
Başkan McCoy, ben bir çocukken ailemle sürekli açık hava sinemasına giderdik.
Alcaldesa McCoy, cuando era un crío, mi familia y íbamos siempre al autocine.
Korkup kollarına atlayacağımı mı düşündün? Başı dertte küçük bir kız gibi?
¿ Pensaste que te abrazaría asustada como una damisela en apuros?
Anasına bak, kızını al.
De tal palo, tal astilla.
Seni hayal kırıklığına uğrattık.
Te hemos fallado.
Minderlerin altına, belki çekmecelere başlık arkasına, dolaba.
Bajo el colchón, puede que en los cajones, tras el cabecero, en el armario.
Kızımı da çalmalarına izin vermeden önce ölüyordum.
Y moriría antes de dejar que también me roben a mi hija.
Kızımı çalmalarına izin vermeden önce ölüyordum.
Moriría antes de dejar que me robaran a mi hija.
Çıkışta kapının sana vurmasına izin verme.
Que no te dé la puerta al salir.
Onu hayal kırıklığına uğratmandan nefret ediyorum.
Odiaría que lo defraudases.
Ve Josie hayal kırıklığına uğratma.
Y Josie... no decepciones.
Ve sizin havalimanına neden gitmek... istediğinizi de anlayamıyorum. Orası hala çok karışık.
No entiendo por qué quieren ir al aeropuerto.
Topukların kıçına vura vura.
- ¿ Salí corriendo? Como un murciélago del infierno, Wade.
Shay Dağı'nın uzak kısmına barışı sağlayabileceğimiz yere taşındık.
Nos mudamos a la parte más lejana de la montaña Shay donde pudimos practicar nuestro camino en paz.
Artık bizden haberleri olmadan nerede olduklarını bilmek istiyoruz. Yani sessiz olacağız.
Ahora queremos saber dónde tán sin que ellos sepan ná de nosotros, así que vamos a ser silenciosos.
Güneyden aşağıya Düşüş'e kadar tüm kıyının icabına bakacağım.
Voy a asegurarme que estamos bien protegidos por el sur bajando por La Caída.
Annem için kötü olduğunu hissettim ve annemin canına kıymasında bir rol oynadığını düşündüm.
Sentía que no había sido bueno para mi madre y que fue parte de la razón por la que se quitó la vida.
Anne kıyafetlerini düşününce aklına o gelmezdi.
No era en lo que piensas cuando piensas en ropa de madre.
Evli bir kadına kör kütük aşık oldum, Madeleine Loomis.
Me enamoré desesperadamente de una mujer casada, Madeleine Loomis.
Onu bir kez bile hayal kırıklığına uğratmayan torunu.
La nieta de que ni una sola vez le falló.
Bu hurda yığınına kıyasla Alem çok güzel.
Bueno, El Reino es bonito comparado con este montón de basura.
O adamı hayal kırıklığına uğrattım.
Le fallé.
Komadan çıktığımdan beri, insanlar beni aptal amaçları için kullanmaya çalışıyorlar, ve bundan gına geldi artık.
Desde que me desperté del coma, la gente ha intentado usarme para sus propios fines estúpidos, y estoy harta de ello.
Temmuz ayında 247.000 iş kaybı yaşanmış olmasına rağmen bu sayı geçtiğimiz aydaki iş kaybından yaklaşık 200.000 kadar daha az.
A pesar de que hemos perdido 247.000 empleos en julio, han sido casi 200.000 menos que los empleos perdidos en junio y bastante más...
- Çok sıkı çalışma. - Lise eşitlik sınavına girecek zavallı sensin
- Tú eres el pobre imbécil que se está graduando.
Basına yayınlandı, bu yüzden kamuya açık alanda.
Se le pasó a la prensa, por tanto es de dominio público.
♪ İnandır beni kalbimi kırmayacağına
# Haz creer que mi corazón no está roto #
♪ Kalbimi kırmayacağına inandır beni
# Haz creer que mi corazón no está roto #
Vay canına, takım taklavat artık yalama olmuştur.
Santo cielo, eso sí que está gastado.
Sadık bir kadına.
Una mujer leal.
Bayanlar ve baylar, durumu en kısa zamanda kontrol altına alacağız... ve endişe etmeyin, bir bilgi aldığımda sizi haberdar edeceğim.
Damas y caballeros, todo se va a arreglar inmediatamente. Mantengan la calma.
Ben... kızdım, bu yüzden Onu yalnız başına terk ettim.
Estaba... enojada así que lo dejé morir en soledad.
- İlk defa mı ülke dışına çıkıyorsunuz? - Evet.
¿ Es tu primera vez en el extranjero?
Benim gördüğüm tek sebebi, binlerce masumun canına kıymak istememeniz.
La única razón que veo es que no quieres matar a miles de personas inocentes.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]