English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → Spanish / [ I ] / Işınlanıyor

Işınlanıyor translate Spanish

55 parallel translation
Kaptanı ve kaptan yardımcısı bize ışınlanıyor, yanlarında alışılagelmedik bir yolcu ile birlikte.
Su capitán y su primer oficial van a ser transportados a bordo junto con un pasajero muy especial.
- Birisi aşağıya ışınlanıyor.
- Alguien está descendiendo.
Bir şey bu gemiye ışınlanıyor.
Algo se transporta a bordo.
Bir şey ışınlanıyor.
Algo se transporta a bordo.
USS Fearless ile buluştuk. Bir Yıldız Filosu Tahrik uzmanı ve asistanı, Atılgan'ın motorları üzerinde testler yapmak için ışınlanıyor.
Nos hemos reunido con la nave estelar Fearless, desde la cual un experto en propulsión y su ayudante han sido transportados a bordo para unas pruebas en el Enterprise.
Revire iki kişi ışınlanıyor.
Vamos a transportar a dos personas.
Kaptan, birisi Tarellian gemisine ışınlanıyor.
Capitán, alguien está transportando algo a la nave tarellia. - Deténgalo. - No puedo, Señor.
Çoktan halledildi, 0700'de gemiye ışınlanıyor.
Ya ha sido atendido. Ella esta transportando mas en 0700.
Bakan Campio gemiye ışınlanıyor.
El ministro Campio llega a bordo.
Hergün milyonlarca insan ışınlanıyor.
Todos los días se transportan millones de personas sin problemas.
Sinyali gidiyor. Gönderici sıraya ışınlanıyor.
Señal en el buffer de patrones, transfiriendo a los emisores.
Bağlantının kaynağına ışınlanıyor.
- Transporte a la fuente del enlace.
Kargo tutucusuna ışınlanıyor.
Transportando la zona a la bahía de carga. ¡ La tengo!
Tanrım ışınlanıyor galiba.
¡ Maldito! ¡ Se "teletransporta"!
Kardeşin ışınlanıyor.
Tu hermana desaparece.
Evet, bir şekilde ışınlanıyor.
Sí, y se teletransporta de alguna manera.
Savaş başlıkları ışınlanıyor, beş, dört, üç, iki, bir, şimdi!
Teletransportando las cabezas nucleares en : 1... Ahora.
Yarbay Sheppard ve ekibi aşağıya ışınlanıyor.
El Coronel Sheppard y su equipo van a ser transportados.
Başka bir boyuta ışınlanıyor.
- A otra dimensión.
Lütfen ışınlanıyor musun artık her ne yapıyorsanız onu yapar mısın?
¿ Podrías teletransportarte o lo que sea que haces?
Bu halının üstüne her kim oturur, gözlerini kapatır ve sihirli kelime olan "Tangu" yu söylerse bir anda havada, bir yerden bir yere ışınlanıyor.
El que se sienta en la alfombra, cierra los ojos y dice la palabra mágica'Tangu'pueden ser transportados a través de el aire en un instante.
Yüzey koşulları aşağıya ışınlanıp araştırmamızı imkansız kılıyor.
Las condiciones de la superficie nos impiden transportarnos e investigar a fondo.
Düşünsene! Bir müzisyenin konseri canlı yayınlanıyor. Bir zamanların Londra'sından bir zamanların New York'una.
- Imaginen a un músico transmitiendo en vivo de lo que fuera Londres a Nueva York un miércoles.
Reader's Digest o zamanlar yayınlanıyor muydu?
¿ Se publicaba entonces Reader ´ s Digest?
Ve... ışınlanıyor.
Transportando.
Onu direkt revire ışınlayın. Işınlanıyor.
Envíela a enfermería.
İlk ışık aydınlanınca, farklı türde kuşlar birer birer koroya katılıyor.
Ante el brillo de las primeras luces, diferentes tipos de aves, una por una, se unen al coro.
Yüzünü gördüğümde gece aydınlanıyor. Dolayısıyla, benim için gece yok.
Pues no es de noche cuando veo tu cara por tanto, creo que no es de noche.
O zaman neden ışınlanıp uzaklaşmıyor?
¿ No puede orbitarse?
Sadece mantıksal süreci görmeye çalışıyorum. Onu gördüğümde de gizemli olay aydınlanıyor ve suçlunun düşünce yapısı ortaya çıkıyor.
Mi método es aplicar el proceso del pensamiento lógico y una vez aplicado, el crimen ya está resuelto y el criminal descubierto.
Law Order'ın altıncısı yayınlanıyor. Bir tanesini bile görmedin mi?
Hay seis series de abogados ahora mismo en TV. ¿ No has visto ninguna?
Modern dünyanın ışığıyla aydınlanıyor.
La luz que guía al mundo moderno.
Bana şunu gösterdi ki herşey geçmişin ışığında aydınlanıyor.
Me ha demostrado que todo está iluminado por la luz del pasado.
Sıcak, lezzetli bir yemek verdiğinde, talihsiz insanların yüzleri nasıl da aydınlanıyor.
La manera en que las caras de los poco afortunados se iluminan..
Her soruyu cevaplayışında bir anı tetikleniyor ve beynin belli bölgeleri aydınlanıyor.
Cada vez que responde a una pregunta, se acciona un recuerdo, y algunas áreas del cerebro se iluminarán.
# Dünya bu yıldızların ışığıyla aydınlanıyor.. # #.. Evren parıldıyor. #
El mundo está inundado de estrellas el universo es un destello.
Senin cennet hükümdarlığına giden yol parlayan fenerlerin ışığıyla aydınlanıyor.
La luz ilumina la senda a tu trono celestial.
Resimleriniz sınırlarda ve havaalanlarında yayınlanıyor.
Han enviado sus fotos a fronteras y aeropuertos.
Muhabirlerden gelen haberler, Norveç, Oslo'daki televizyon merkezinden, rejim propagandasına ve yanlış bilgilendirmelere karşı koymak için, uydu aracılığı ile Burma'ya yayınlanıyor.
De la central de la televisora en Oslo, Noruega sus reportajes son televisados a Myanmar vía satélite para rebatir la propaganda y la mala información del régimen.
Ama bir kanalda yayınlanıyor. Öyle sıradan bir kanalda da değil.
Pero está en una cadena, y no en cualquier cadena.
Erdemli kalbinin yol gösterici ışığı sayesinde karanlık ve kötü zamanlar aydınlanıyor.
La luz guiadora de su corazón virtuoso que proporciona iluminación en estos tiempos oscuros y preocupantes.
Dışarısı aydınlanıyor.
Se está haciendo la luz afuera.
Yurt dışında da yayınlanıyor mu?
En todas partes.
Güneş ışıkları denizde yakamoz yapmış ve resmen insanın üstünde aydınlanıyor.
Ya sabes, la forma en que la puesta de solo se escabulle detrás de ti y se refleja en el agua. Es fantástico.
83 tane ölen çocuğa ait görüntüler bazı kanallarda yayınlanıyor. Açıkça bellidir ki biz bu saldırının çok yanlış olduğuna inanıyoruz. Teröristlerce propagandaları uğruna yaptıkları bu şeyin.
Las imágenes muestran los cuerpos de 83 niños supuestamente muertos en el ataque, creemos que son imágenes falsas, creadas por los terroristas para propósitos propagandísticos.
83 tane ölen çocuğa ait görüntüler bazı kanallarda yayınlanıyor. Açıkça bellidir ki biz bu saldırının çok yanlış olduğuna inanıyoruz. Teröristlerce propagandaları uğruna yaratılan bir şey.
Las imágenes distribuidas por algunas agencias de noticias... internacionales, de cuerpos de 83 niños muertos... supuestamente asesinados durante el ataque, creemos que son falsas, creadas por los terroristas con propósitos propagandísticos.
83 tane ölen çocuğa ait görüntüler bazı kanallarda yayınlanıyor. Teröristlerin propagandaları uğruna yaptığı bu şeyin yanlış olduğuna inanıyoruz.
Las imágenes que están siendo retransmitidas de los cuerpos de 83 niños muertos supuestamente fallecidos en el ataque creemos que son falsas, creadas con fines propagandísticos.
Bir taraftan kan sızarken, öbür taraftan bok ve sidik akıyor ve bu, öylece lanet 6 : 00 haberlerinde yayınlanıyor.
Sangrando de un lado, pipí y mierda fluyendo por el otro - Y aparece en las noticias de las 6 : 00.
Bir zaman kapısı yada yıIdız geçidini açıyor, geleceğe veya geçmişe ışınlanıp ve şimdiki zamana geri dönüyor.
Abrió un portal o puerta estelar, ya sea al pasado o al futuro, y después regresó al tiempo presente.
ve önemsiz gözükebilir ama sınavlar salı günü, ve "The Bachelor" pazartesi yayınlanıyor!
¡ Y sé que esto suena insignificante, pero los exámenes son el martes, y el de Bachillerato el lunes por la noche!
Şimdi, bilmiyorum hepiniz bunun farkında mısınız ama Ghibli filmleri yalnızca Nippon TV'de yayınlanıyor.
Ahora, no sé si lo han notado, pero las películas de Ghibli... solo se exhiben en NTV. ¿ Por qué?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]