Bırım translate French
9,328 parallel translation
Ben bırakırım.
Je te raccompagne.
- Gel hadi, seni bırakırım.
Viens, je te ramène.
Beni Davina ile bir dakika yalnız bırakır mısın?
Peux-tu me donner une minute avec Davina?
Freya'yı bırakırsan seni içeri alırım.
Abandonne Freya, et je te laisserai entrer.
- Hayır, seni bırakmayacağım.
Non, je ne te laisse pas tout seul!
Sana aşırı kızgındım ama bunu geride bırakmak istiyorum.
J'étais très en colère, mais tâchons de trouver un terrain d'entente.
Beni depoya bırakır mısın?
Tu me déposes au hangar?
Bırakıyorum diyorsam, bırakırım.
Je n'ai qu'une parole.
Big Machine'de yaratıcı kontrolü sanatçılarımıza bırakırız.
A Big Machine, nous donnons à nos artistes une réelle liberté créative.
Sanırım ürkütücü amcayı biraz rahat bıraksak iyi olur.
On va laisser Oncle Fétide tranquille.
Beni bırakamazsın, yalvarırım!
Tu ne peux pas me laisser, je t'en prie!
İlk seferi... Beni otobüs durağına bıraktığın gece yapmıştım sanırım.
La première fois, c'était... sans doute le soir où tu m'as laissé au car.
Hayır, kalanını annenle sana bırakacağım.
Non, je vais laisser le reste pour toi et ta mère.
Em, hazır yolumun üstüyken şunu da postaneye bırakayım mı?
Em, tu veux que je dépose ça à la poste?
O palyaçolar kesin yüzlerine gözlerine bulaştırır. Bu yüzden kim olduğunu öğrenmek ve savcı işin peşini bırakmaya karar verdiğinde adaletin sağlanmasını istiyorum.
Je n'ai pas confiance en ces clowns pour ne pas tout gâcher, donc je veux que tu trouve qui c'est, et quand le procureur décide de ne pas le poursuivre, je puisse m'assurer que la justice soit rendu.
Anahtarları masanın üzerinde bırakırım.
Écoute, je vais laisser les clés sur la table pour toi.
Bay Strange böyle bir eylemi karşılıksız bırakır mı zannediyorsunuz?
Vous pensez que M. Strange ne va pas réagir?
Yalvarırım topla b...
Je t'en supplie, fais tes valises et...
10 dakikadır buradayım ama sen beni uzaklaştırmak için bıçaklarla oynayıp duruyorsun.
Je suis la depuis 10 minutes et t'es la à jouer avec tes couteaux pour me garder loin de toi.
Anahtarı kapıcıya bırakırım.
J'ai laissé la clef au portier
Genelde Noel alışverişimi Noel'den sonraya bırakırım.
J'attends habituellement jusqu'après Noël... Pour faire mes courses de Noël.
Uzun zamandır faaliyetimiz yok. İnsanlar işi bıraktığımızı düşünmeye başladı.
Nous avons fermé trop longtemps, les gens commencent à penser qu'elle est permanente.
Hayır, birden konuşmayı bıraktı. Yalan söylediğini anladığım içindi.
Non, elle a juste cessé de parler, mais il était clair Je lui pris dans un mensonge.
- Onu böyle bırakacak mıyız? - Hayır.
Nous allons le laisser partir comme cela?
Hadi yeter, su tarafından mıncıklanmaktan bıktım. İki haftadır kaplıcalardayım, bir kilo bile kaybetmedim, yeter artık.
- J'en ai marre de me faire tripoter par de l'eau pour rien!
- Arabada bıraktın. - Sahi mi? - Ön koltukta sanırım.
- Tu l'as laissée dans la voiture.
Özür dile yoksa bırakırım seni.
- Dis pardon, je vais te lâcher!
- Hayır, bıktım.
- Ras le bol!
Nasıl hissediyorsun? Masa işlerini geride bırakmaya hazır mısın?
Prêt à abandonner le boulot de bureau?
Beni hâlâ ayda bir arar ve acili bıraktırmaya çalışır.
Vous savez, il continue à m'appeler une fois par mois pour essayer de me faire quitter les urgences.
Belki 11 numaralı bıçağı da kullanırım?
Et peut-être une lame de 11?
Şunu belirteyim ki, bu suçlar ölümle cezalandırılan suçlardır... ve hiç şüpheye mahal bırakmadan kanıtlayacağım ki...
Permettez-moi de dire ici que pour tous ces crimes sont des crimes capitaux, et je vais le prouver sans aucun doute...
Yaşlı kurdun beni hayal kırıklığına uğratmasından bıktım.
j'en ai marre que les vieux chiens me déçoivent aujourd'hui.
Hey... Gitmeden önce kutuya 40 dolar bırakır mısın?
Et n'oublie pas de mettre 40 dollars dans la boîte.
Sıçtık. Sanırım B planını uygulamalıyız.
Merde, je crois qu'on doit passer au plan B.
Beni bırak yoksa avazım çıktığı kadar çığlık atıp seni buradan attırırım.
Tu ferais mieux de me lâcher avant que je crie et que tu sois aussi viré de là.
Umarım seni beni bıraktığından daha iyi bir halde bırakır.
J'espère seulement qu'il te laissera dans un meilleur état qu'il m'a laissé.
Cadde ile Dorchester'ın kavşağında alırım dedi. Bırakacak seni.
Rejoins-le au croisement de la 59e et Dorchester, et il t'emmènera.
Onları istersen sana iyi bir fiyata bırakırım.
Si tu les veux, je te fais un bon prix.
Hayır, sizi bırakmayacağım.
Je ne vous laisserai pas partir.
Sanırım bunu masama bırakan sizdiniz.
Je crois que vous avez laissé ça sur mon bureau.
Hayır, sadece bu işin peşini bırakmam için beni uyardı.
Nan, m'a juste conseillé de me retirer.
Sunil Bakshi, Donanma düğünü katliamının ve B.M. saldırısının arkasındaki ve de seni öldürmeye çalışan kişi Coulson.
Sunil Bakshi... L'homme lié au massacre de la Navy, et à l'attaque des Nations Unies, et qui a tenté de vous tuer, Coulson.
Beni biraz rahat bırakır mısın lütfen?
Je peux avoir un peu d'espace, s'il te plaît? - La voilà.
Yardım edersen seni temize çıkartır, peşini bırakırım.
Aide-moi, et je te laisserais partir, libre et tranquille...
- Şununla oynamayı bırakır mısın?
Tu peux arrêter ça, s'il te plait?
Binaya adımız verilmez, geriye süslü miraslar bırakmayız sadece bize yakın olanların bizi hayatta tutması için söylediği şeyler vardır.
Pas de bâtiment à notre nom, d'héritage chic à laisser, rien que les récits que nos proches choisissent pour nous garder en vie.
Buraya kadar arkama ekmek kırıntıları bırakmadan mı geldim sanıyordun?
Vous croyez que j'en suis arrivé là sans prendre mes précautions?
Kavga etmeyi bırakır mısınız lütfen?
Vous pouvez vous réconcilier, tous les deux?
Ciddi ciddi senin ulaşabileceğin bir yere dolu bir silah bırakır mıyım sanıyorsun?
Pensez-vous vraiment que je poserais une arme chargée sur cette table, à votre portée?
Ben o gezgine olmaması gereken bir yerde saldırıp onu kanlar içinde bırakan kötü insanım.
Que je suis l'homme mal intentionné qui croise la route du voyageur qui n'aurait pas dû s'y trouver.