English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → French / [ K ] / Kıvır

Kıvır translate French

873 parallel translation
Eğer işi kıvırırsan, burada istediğin kadar kalabilirsin.
Si vous avez du succès, vous pourrez rester aussi longtemps qu'il vous plaira.
- Siyah, kıvır kıvır tüylü.
Oui! Un poil noir avec des poils frisottés.
Nasıl gidiyor kedicik? Sana bin kere söyledim... kirpiklerimi kıvırırken benimle konuşma.
Je t'ai dit cent fois de pas me parler quand je me fais les cils!
Kıvır Mısır, kıvır.
Ça suffit.
- Belki de Ruslar artık işi kıvırıyorlardır.
Ils se civilisent.
Ben konuşmaya çalıştım, o zaman "Babanın uzun, kıvırcık sakalları var" diye bağırıp, kaçtılar.
Quand j'ai parlé, ils ont crié : "Ton père a une longue barbe" et ils se sont enfuis.
- Babam - Sen karşıma geçip kıvırıyorsun
Tu es comme lui, toujours à polir les angles.
Paçanı kıvır, bakacağım.
Retrousse ton pantalon.
Hadi, nasıl çevirip kıvırıyorsun görelim Peggy May.
Voyons ce que tu sais faire, Peggy May.
"Köpeğiniz her zamanki konserve ete ve kuru mamaya... " burun mu kıvırıyor?
" Votre chien rechigne-t-il à manger des aliments en boîte?
Sadece kıvır.
Tu te trémousses.
Kıvır, kıvır.
Trémousse-toi! Trémousse-toi!
Arkayı kıvırın!
Repliez-vous.
Dans edişini, kıvırışını izleyin.
Venez voir nos danseuses.
Nasıl da kıvırıyor.
Regardez ce roulement de hanches.
- Sanırım bu işi iyi kıvırdığım için tebriği hak ettim, değil mi?
Alors, je mérite des félicitations.
Sakalımı kıvırırken rahatsız edilmeye dayanamam.
je ne veux pas être dérangé quand je frise ma barbe.
Soyun zengin yaşamayı her zaman kıvırır. Kes sesini.
- Vous autres vous finissez toujours riches.
Bir sürü kızla düşüp kalkıyor, ama ne zaman evlilik hakkında konuşsa lafı kıvırıyor.
Il couche avec plein de filles, mais, dès qu'on parle mariage, il se défile.
İhtilal'in kirli işleri için biçilmiş kaftansınız ama size burun kıvırıyorlar, çünkü teriniz pis kokuyor.
Vous êtes bons pour le sale boulot de la révolution, mais ils vous regardent de travers car votre sueur pue.
Daha fazla asit, sıvı kauçuğun kızışıp öfkeli bir kütleye dönüşmesini çabuklaştırır.
Plus on met d'acide, plus vite le caoutchouc s'offusque de l'insulte et, indigné, se durcit.
Hapishaneyi Joseph Wilson için cayır-cayır yanan bir kazığa çeviren ilk kıvılcım.
Voici le 1 er brandon qui a embrasé la prison de Wilson!
Ziegfeld, bu beyler beni sıkıştırıyor sahne, kostüm ve ıvır zıvır parası için.
Ces gens me réclament de l'argent pour vos décors et vos costumes.
Yedi yıldır e v liyiz... balayımızı bitirebilmemiz için bile o delikten çıkıp gelmedi.
En sept ans de mariage il n'a pas passé le temps d'une lune de miel hors de prison.
Babanda da hiçbir zaman kıvılcım adına bir şey olmamıştır. Anne, söylemeye çalıştığım şey...
Mère, ce que je veux dire, c'est... que j'ai rencontré une fille.
Bana aynı zamanda Kıvılcım, Ateşçi, Kumru Bekçisi derler çünkü kumruları birarada tutmaya bayılırım.
- N'oublie pas qu'on m'appelle aussi l'Accordeur, dit Pigeonnier. Parce que je n'aime pas voir les tourtereaux désunis.
Yaşam kıvılcımı hâlâ orada yeniden canlandırılmayı bekliyor.
L'étincelle de vie y est toujours, attendant d'être ravivée.
Bir dilek tutup cam kırıyorsun ama iyi atman gerekiyor.
J'adore cette vieille maison. Il faut faire un vœu et briser une fenêtre, mais il faut bien viser.
Artık, senin psikolojik ıvır zıvırlarınla ilgilenmiyorum.
Je ne veux rien entendre de tes élucubrations psychologiques.
Alev alır almaz kıvılcımlar saçan bir çeşmeye dönüştüler. Bütün duygularımız da onlarla beraber alev alıyordu.
Il répandait des flots d'étincelles... en écho à nos propres émotions.
Doldur deponu ve çık yola. Vızır vızır işleyen ücretsiz otoyollar ve kusursuz bir trafik modeli.
Faire le plein, partir en voiture sur ces autoroutes ondulantes et autres motifs routiers -
Bunca kıvılcım donatıyor gökyüzünü, hepsi alev alev, hepsi pırıl pırıl.
Les cieux sont mouchetés d'infinies étincelles.
# Çekicin çınlaması hiç durmaksızın yankılanır # Kıvılcımlar uçuşur Kaynayan su etrafa sıçrar
4 avril 1928 La rentrée des classes
Vicki Lester. V-i-c-k-i L-e-s-t-e-r.
Vicki L-e-s-t-e-r.
Eğer öyleyse bu benim gördüğüm ilk kıvılcımlar saçan yıldırımdı.
Ce serait la première fois que des éclairs font des étincelles.
Apartman boş. Miras meselesi yüzünden davalık. Bir sürü formalite, kanun, mahkeme ıvır zıvır..
L'appartement est vide... une question d'héritage indivis.
Kıvırın mı?
Plier?
Dedin ki, ne zaman meteliksiz kalsan bu kırıkçı hanıma ödemeli telgraf çekebilirmişsin.
Vous avez dit que chaque fois que vous êtes fauché vous pouvez appeler cette femme ostéopathe en P.C.V.
Pekâlâ, eğer bir dilek hakkım olsaydı sadece muhabbet olsun diye söylüyorum şu vitrindeki kırık camın düzelmesini isterdim.
Si j'avais un vœu, supposons par exemple, je dirais que j'aimerais que cette vitre brisée soit réparée.
Paris artık müzik şehri değil, Paris iki yıldır bu " bok içinde.
Le couplet sur Paris, v là deux ans qu'on en croque.
Sanırım kuma saplandık.
Je crois que nous v là ensablés.
- V-a-r-j-a-k.
V-A-R-J-A-K.
V-A-R-J-A-K.
V-A-R-J-A-K. - Hé!
V-A-R-J-A-K.
V-A-R-J-A-K.
Sanırım artık sıvışacağım.
Je me tire.
Kortej'deki bey efendiler Pineau, Schuman, Bidault v.b. millet vekilleri Zafer Kemeri'nde bir çelenk koyuyor, sonra kalabalık Fransis komünist partisının merkezini saldırıp
Le cortège avec MM. Pineau, Schuman, Bidault, et d'autres députés dépose une gerbe à l'Arc de Triomphe, puis la foule attaque le siège du Parti Communiste Français
A, B, C, D, E, F, G, H, I, J K, L, M, N, O, P, Q, R, S, T, U, V, W, X, Y, Z.
A, B, C, D, E, F, G, H... Venez m'aider à mettre la table.
Onun kendi ıvır zıvırları var, benimde masraflarım. Bundan bana tuhaf yaratık diyor
Il s'est empiffré à mes dépens puis m'a traité d'étrange créature.
Kostümlü prova zamanı. Bütün bu ıvır zıvırı bunun için aldık.
C'est pourquoi nous avons achete toutes ces saletes.
Şimdi yaratık gücünü, silahlarını ve ıvır zıvırını övmeye başlayacak.
Le spécimen est sur le point de faire montre de sa force, de ses armes, etc.
Çok akıllıca bir şekilde böceğin hayati sıvılarını akıtır bu da böceğin kıpırdanmayı kesmesini sağlar.
Très intelligemment elle vide le corps de l'insecte de ses fluides vitaux. Comme ça il arrête de se tortiller.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]