Paddle translate French
16 parallel translation
- Biri bir paddle sürüyordu. Yüzlerini pek göremedim.
J'ai pas trop regardé.
Badi badi yürüyen salak, savaş mı istiyorsun? Tamam.
Ok, paddle boy, tu veux une guerre, tu en auras une.
- Platform tenisi eğlenceli olabilir. Evet ama çok saçma görünüyor.
Le paddle-tennis peut être très agréable, Emily.
Internal paddle'ı ver.
- Les palettes internes!
cloak and paddle rutini gibi mi?
Comme la tradition du manteau et de la pagaie?
İki pikselli Polenazyalı hatunun paddleboarding yaptığını görüyorum.
Je vois deux femmes polynésiennes pixelisées faire du paddle. Non.
Sahilde kiralık mekanlara sahip ve ayrıca kürek sörfü eğitmeni.
Il possède un endroit de location de plage et c'est aussi un moniteur de paddle.
Aslına bakarsanız Fahad sörf öğrenmeye başlamıştı.
En fait, Fahad était même en train d'apprendre à faire du paddle.
Dükkânı erkenden açtın ve mesaim yüzünden sabah sörfünden vazgeçtin.
Tu as ouvert tôt, tu as sacrifié ta matinée paddle, tout ça pour mon emploi du temps.
Sorun yok. Ben de tenis oynamaya gidecektim zaten. Yani burada olmayacağım.
Je vais jouer au paddle-tennis, je ne serai pas là.
Biz de tenis oynamaya gidiyorduk. Gitsek iyi olacak kanka. Hadi gidelim.
Bon, nous, on va jouer au paddle-tennis, alors on devrait y aller.
Bir ay falan önce tenis oynarken beni fark etmiş.
Elle m'avait vu jouer au paddle.
- Tenisle alakalı işler mi?
- Ça concerne le paddle?
Dokuz delikli golfla başlarız, biraz ayakta kürekli sörf yapar sonra da biftek yeriz.
On va commencer par le parcours de golf à neuf trous, Un peu de paddle, après on va manger au grill, et après ça, toi, moi, euh, Alissa et un pote on va aller boire un verre.
Ve şunu da söyleyeyim tenis oynamalıyız dostum, bilirsin işte.
Et pour te dire... qu'on devrait faire du paddle-tennis. Tu trouves pas?
- İç "paddle" ını verin.
- Palettes internes.