English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → Portuguese / [ C ] / Caldwell

Caldwell translate Portuguese

486 parallel translation
Bay Caldwell, sizi gördüğüme memnun oldum, efendim.
- Sr. Caldwell, prazer em vê-lo.
Az önce bir adam gördüm, Caldwell House'dan kaçıyordu.
Acabei de ver um homem a sair da casa dos Caldwell.
Şimdi, dün gece Janice Caldwell'in vahşice öldürülmesi polis şubesinin, ya da bizim en temel seviyelerde suçla baş etmede başarısız oluşumuzun acı bir göstergesidir.
O assassínio de Janice Caldwell é o reflexo do falha da polícia, da nossa falha, de lidar com o crime, nos seus níveis mais básicos.
Caldwell House'dan kaçtığında karımla ben yatak odamızdaydık.
Eu e a minha mulher estávamos no quarto, quando o vimos a sair de casa dos Caldwell.
Janice Caldwell'in vereceği o kadar çok şey var ki.
Janice Caldwell tinha tanto para dar.
Dün gece, soyguncu... Kocanız bize onun bir eşkalini verdi. Onu Caldwell House'dan kaçarken görmüş.
O seu marido deu-nos uma descrição do homem que saiu da casa dos Caldwell.
Caldwell House? Bir sonraki blokta, değil mi? Evet.
- A casa é no próximo quarteirão?
Karınızın ölüm şekli, Bay Caldwell.
- Sobre como morreu a sua mulher.
Bu öğleden sonra ondan söz etmiştiniz, adam Caldwell House'dan kaçtığı sırada Margaret'le benim yatak odamızda bulunduğumuzu söylediğimde yaptığım şu dil sürçmesinden.
Ainda hoje à tarde você falou disso. Uma estupidez, falei demais quando mencionei que eu e a Margaret vimos o homem a sair de casa dos Caldwell.
Rapor vermem için Caldwell House'a gelmemi istediğin zaman. Evet. Daha işin başında beni sorduğunu öğrendim.
Quando me pediu para ir ter a casa dos Caldwell, sei que fui a primeira pessoa a quem ligou.
Caldwell kadınını mı demek istiyorsunuz?
A Sra. Caldwell?
Görüyorsunuz, Bay Caldwell evi saat 09 : 00'da terk etti.
O Sr. Caldwell saiu de casa por volta das 21 h.
Eğer Bayan Caldwell kocasıyla telefonda konuştuysa, niçin telefonda parmak izi bırakmadı?
Se a Sra. Caldwell falou com o marido ao telefone, porque é que não deixou impressões digitais no telefone?
alt kattakinde ise Bay Caldwell'inkiler var, fakat Bayan Caldwell'in parmak izleri yok.
O telefone de baixo tem as impressões digitais do Sr. Caldwell, mas não tem as impressões da Sra. Caldwell.
Caldwell'in gerçekte karısıyla hiç konuşmadığına mı?
Que o Caldwell não falou com a mulher?
Tabi, Caldwell'in karısını öldürdüğünü ve sonra da her şeyi uydurduğunu söylemeğe çalışmıyorsan.
Está a tentar dizer-me que o Caldwell matou a mulher e que armou tudo?
Görüyorsunuz, Bayan Caldwell'in bir huyu vardı, her sabah geceliğini yastığının altına koyardı.
A Sra. Caldwell tinha o hábito de pôr a camisa de dormir por baixo da almofada de manhã.
Bu durumda, elbette, Bayan Caldwell'in mavi geceliğini giymiş olamayacağını biliyoruz.
Por isso, sabemos que a Sra. Caldwell não iria vestir a camisa azul.
Bay Caldwell yastığın altındaki gecelikten haberdardı.
O Sr. Caldwell sabia da camisa de dormir debaixo da almofada.
Ölünün ardından kötü konuşmak istemem. fakat, dün, karınız Bayan Caldwell'in başka erkeklerle görüştüğünü bana teyit etti.
Não gosto de falar mal dos mortos, mas ontem, a sua mulher confirmou-me que a Sra. Caldwell saía com outros homens.
Biraz zaman ayırabilirseniz, söz konusu olan Bayan Caldwell.
Gostava de lhe roubar um minuto. É sobre a Sra. Caldwell.
Bayan Caldwell değerli bir müşteri idi, evet. Evet.
A Sra. Caldwell era muito boa cliente, sim.
Şey, ben bir cam parçası için asla Bayan Caldwell'e 8,000 dolar ödetmezdim.
Jamais cobraria à Sra. Caldwell 8 mil dólares por um pedaço de vidro.
Bunun Bayan Caldwell için bir kopyasının çıkarılması hususunda bir arkadaşı ayarladım, böylece kocası aslını bana geri sattığını anlamayacaktı.
Pedi a um amigo que fizesse esta cópia do anel da Sra. Caldwell para que o marido não soubesse que ela me tinha vendido o original.
Şey, Bayan Caldwell 36 yaşındaki bir kadın için güzel ve çekici idi.
A Sra. Caldwell era muito bonita e charmosa para uma mulher de 36 anos.
Janice Caldwell diye biri hakkında konuşmak için buradayım.
Vim aqui para falar sobre a Janice Caldwell.
Janice Caldwell benim bir arkadaşımdı, Komiser.
A Janice Caldwell era minha amiga, Tenente.
Bu kadını, Bayan Caldwell'i tanıyorsunuz. O sizin komşunuzdu. Bu hususta bana yardım edebileceğinizi düşünmüştüm.
A Sra. Caldwell era sua conhecida, sua vizinha, e achei que talvez me pudesse ajudar numa coisa.
Janice Caldwell 22 : 30 ile 23 : 00 arasında öldü.
A Janice Caldwell morreu entre as 22h30 e as 23h00.
Janice Caldwell'in bir erkek arkadaşı vardı.
A Janice Caldwell tinha um namorado.
Bu öğleden sonra ben özellikle sence Caldwell karısını öldürdü mü diye sormuştum.
Hoje à tarde, perguntei-lhe especificamente, se achava que o Caldwell poderia ter morto a mulher.
O gece Caldwell House'dan kaçan adama çok iyi bakmamıştım.
Talvez reconheça o homem que fugiu de casa dos Caldwell.
Ben bir çok şey söyledim, Bay Caldwell.
- Disse imensas coisas Sr. Caldwell.
Jessup denen şu adamı parayla birlikte yakala, katilimizi bulmuş oluruz.
O Caldwell foi ao encontro segundo as minhas ordens. Se apanharmos o nosso homem com o dinheiro, apanhamos o assassino.
Bay Caldwell ifadesini verecek.
O Sr. Caldwell irá fazer o depoimento.
Ve inanıyorum ki, siz ya Janice Caldwell'i öldürdünüz ya da ona yataklık yapıyorsunuz.
E acho que também matou a Janice Caldwell.
İlkin, Bay Caldwell'in sorumlu olduğunu düşündüm, fakat gecelik sorunu nedeniyle sonuç vermedi.
Primeiro, pensei que o Sr. Caldwell fosse o responsável, mas isso não batia certo por causa álibi.
Janice Caldwell'in mücevherleri.
- As jóias da Janice Caldwell.
Onları siz Caldwell House'dan aldınız, sakladınız, ve bugün onları buraya Bay Jessup'u suçlamak için yerleştirdiniz.
Tirou-as de casa do Caldwell, escondeu-as, e colocou-as aqui para incriminar o Sr. Jessup.
Görüyorsunuz, Bay Jessup'u Bay Caldwell'e telefon etmeğe ikna ettim, Caldwell'in sizinle irtibat kuracağını biliyordum.
Pedi ao Sr. Jessup para telefonar ao Sr. Caldwell sabendo que o Caldwell iria falar consigo.
Sanırım bir kez dostunuz, Bay Caldwell, durumu anlayınca, bazı boşlukları dolduracaktır.
Assim que encontrarem o Sr. Caldwell ele poderá explicar o resto.
"TOBACCO ROAD" SAHNE OYUNU JACK KIRKLAND TARAFINDAN ERSKINE CALDWELL'IN ROMANI ESAS ALINARAK YAZILDI.
A PECA "TOBACCO ROAD" Ç FOI ESCRITA POR JACK KIRKLAND E BASEADA NO ROMANCE DE ERSKINE CALDWELL.
Rahibe Anna, Rahibe Felicia, bu, Bay Caldwell.
Irmã Anna, Irmã Felícia, este é o Mr. Caldwell.
Rahibe Anna, siz, üç çocukla beraber Bay Caldwell ile birlikte gidin.
Irmã Anna, vá com o Mr. Caldwell e três crianças, por favor.
Bay Caldwell, ne var orada?
Mr. Caldwell, que tem aí?
Caldwell, kumandayı al.
Caldwell, substitua-me.
Bay Caldwell, unutturmayın, bu gemiyi inşa edenlere bir mektup yazacağım.
Mr. Caldwell, lembre-me de escrever a quem construiu este submarino.
- Bay Caldwell'in keyfi yerinde.
- Mr. Caldwell está a sair-se bem.
- Kumandayı alın, Bay Caldwell.
- Substitua-me, Mr.
- Peki, efendim.
Caldwell. - Sim.
Orada olduklarından emin misiniz, efendim? Caldwell benim talimatlarım üzerine onunla buluşuyor. Kesinlikle.
- Ele está ali, Comissário?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]