Iate translate Portuguese
943 parallel translation
Bugün yatımla denize açılmadığım çok iyi oldu.
Sabe que, foi sorte eu não ter saído no meu iate hoje.
Yata tutacak koyulduğunu da ilk kez duyuyorum.
Nunca soube de suportes em um iate.
Olur. Kışın yatı limana çektirecektim... ama onunla Bermuda'ya gidebiliriz.
Estava a pensar guardar o iate durante o lnverno, mas podemos ir até às Bermudas.
Yatı kastetmiyordum, şeyi kastediyordum...
Não estava a falar do iate, estava a falar...
İnanmazsın, ama yat bakımının kaça mal olduğuna dair çok şey öğrendim.
Acredita ou não, só consegui aprender quanto custa manter um iate.
Ve o aynı Sidney Kidd, Amerika'nın saygın bay ve bayanları bu Amerikan demokrasinin, yuvaların ve ocakların koruyucusu o sırada yatında Güney Carolinalı bir Mata Hari'yi eğlendiriyordu.
E este mesmo Sidney Kidd, cidadãos e cidadãs americanas, este protector da democracia americana, dos lares e das lareiras, estava, nesse instante, a receber no iate a Mata Hari da Carolina do Sul!
Dünyadaki en büyük yat değildi, ancak kütüphanesinde şömine vardı. Ve bar açık renk maun ile kaplıydı.
Não era o maior iate do mundo mas o bar tinha painéis de mogno descolorado.
- Hiç bir yatta çalıştın mı?
- Já trabalhou num iate?
Benim, Mike O'Hara'nın, lüks bir teknede, güneşli Karayib denizinde... bir yat yolculuğunda ne işi vardı?
0 que fazia eu, Mike O'Hara, a bordo de um iate de luxo, num cruzeiro pelo mar das Caraíbas?
Şu yata bak.
Olhe para este iate.
Orada yazdığına göre, Bay Grisby geceyi yatta geçirecekti. Onu oraya götürmemi istedi.
Diz ai que ele queria passar a noite num iate... e que me pediu para o levar lá.
- Tabii ki yata.
- Para o iate, claro.
Sanık Michael O'Hara yatınızda çalışmış.
O réu, Michael O'Hara, trabalhou como tripulante no seu iate.
Bayan Bannister, evinizi... ya da yakın zamanda yolculuk ettiğiniz yatınızı kollayan korumalarınız var mı?
Sra. Bannister, alguma vez teve guardas... a vigiar a sua casa, ou o iate em que fez um cruzeiro?
Evinizde ve kocanızın yatında... görevli olan, Sidney Broome adında bir adam var mıydı?
Havia um empregado em sua casa... e no iate do seu marido, chamado Sidney Broome?
Yani evinizde uşak, yatınızda kamarot olarak çalışan... sonradan da öldürülen adam.
O homem empregado em sua casa como mordomo... e no seu iate como camareiro, e que foi posteriormente assassinado.
Caddede yelkenle giderdik Ama yatımız yok
Podíamos velejar pela avenida Mas não temos um iate giro
Körfezde esrarengiz bir yat var.
Há um iate na baía.
Sanırım kaderinin o gemideki Nelson ya da Uçan Hollandalı'yla olduğunu hayal ediyorsun.
Suponho que imaginas que o teu destino está a bordo desse iate... juntamente com Nelson ou o Holandês Errante.
Şimdi o yata yüzüyor ve- -
Vai nadar até ao iate, e...
- Bu aklını kaçırmanı sağlayacak bir yol. - Onun yatına yüzdüğüm o ilk gece güvertede hiçbir personel yoktu.
Naquela noite, quando fui a primeira vez, ao iate, não havia tripulação a bordo.
Karayiplerde bir yat gezisine.
Um cruzeiro nas Caraíbas num iate.
Burada 60 bin dolarlık eviniz var. Miami'de bir kışlık eviniz var. Maine'de de yazlık bir eviniz.
Tem uma casa aqui de 60.000 $, uma residência de inverno em Miami, uma outra de verão no Maine, duas limusinas, e um iate de 50.000 $.
Yatımız, Sargasso Denizi'nde alabora olmuş ve tek kurtulan benmişim.
O nosso iate naufragou no Mar dos Sargaços e eu fui a única sobrevivente.
Marsilya'ya hızlı bir yolculuk için teknesini kiralamak istiyordum.
Gostaria de alugar o seu iate para uma viagem rápida a Marselha.
"La Gabirella'daki üç unutulmaz gecenin anısına." La Gabriella onun yatı oluyor.
"Lembrança de 3 noites inesquecíveis a bordo do La Gabriella!". Seu iate.
Nişanlının şu Gabirella yatındaki hanımefendiden haberi var mı?
Porque sua noiva conhece a dona do iate...
Kral Ludwig seni görebilmem için yatını emrime verdi.
O Rei Ludwig emprestou-me o iate para poder visitar-te.
Bu da Akdeniz gezileri için aile yatı.
E este é o iate da família para cruzeiros no Mediterrâneo.
Lombardlar mesela, yatlarından telefonla aradılar.
Os Lombard, por exemplo. Telefonaram do seu iate.
- Yatı buralarda demirlemiş.
- No seu iate ancorado ali.
Belki Lombardların yatında onunla buluşmayı planlıyor.
Talvez queira ir com ele ao iate dos Lombard.
Bir yatı, özel bir demiryolu vagonu ve kendi diş macunu olduğu sürece.
Desde que tenha um iate, uma carruagem privada e pasta de dentes própria.
Yatımla, açık denizde balık avladığımı sanıyor.
Pensa que estou no iate a pescar no alto mar.
Kokteyl zamanı gelince, yata kırmızı-beyaz bir flama çekerler.
Hasteiam a bandeira branca e vermelha no iate à hora dos cocktails.
Bir yatınız mı var?
Tem um iate?
Dünyada bunca sorun varken, kimsenin 12 kişilikten daha büyük yatı olmamalı.
Com a instabilidade mundial, ninguém deve ter um iate para mais de 12 pessoas.
Yatından bir sinyal bekliyor.
Está à espera dum sinal do iate dele.
Yatı mı?
Do iate dele?
- Ve yatınızı da getirin.
- E traga o iate.
Milyonları, gözlükleri ve bir yatı var.
Tem milhões, óculos e um iate.
Sadece yatı yok. Bisikleti de var.
Tem um iate e também tem bicicleta.
Ona, gece şovdan sonra, onunla yatımda yemek yemek istediğimi söyleyin.
Diga-lhe que gostava que ela jantasse comigo no iate depois do espectáculo.
Anladım. Akşam yemeği, yat, şovdan sonra.
Jantar, iate, depois do espectáculo.
Fielding, seninle yatında soğuk sülün yemek istiyor.
O Fielding quer comer faisão contigo no iate dele.
Yatında akşam yemeğine çağırıyor.
Quer cear comigo no iate.
Ben, Ohio, Sandusky köyünden Şeker Kowalczyk bir milyonerin yatında.
Eu, Sugar Kowalczyk de Sandusky, Ohio, no iate dum milionário.
Dolunay, boş bir yat.
A lua cheia, um iate vazio.
Ve yatın iyi tarafı çok odasının olması.
E há outra coisa boa neste iate - tem montes de arrumação.
- Yatın mı var?
- Você tem um iate?
- Yatınızda mı?
- O seu iate?