Jardins translate Portuguese
648 parallel translation
Çimleri görmüşsünüzdür tabii.
Já viram os jardins, é claro.
Barakaların arkasındaki bahçede yakaladık. Bize ateş açtılar.
Encontraram-no nos jardins atrás dos edifícios dispararam sobre ele.
Nasıl olduğunu bilmiyorum. Barakaların arkasında. Nöbetçi er vurmuş.
Apanharam-no nos jardins, por trás dos edifícios.
Bu, sıradan bir İngiliz orta sınıf ailesinin öyküsüdür. Öykü 1939 yazında, çalışan, oynayan, çocuklarını büyüten, bahçelerinde uğraşan mutlu ve tasasız insanların yaşadığı ama kısa bir süre sonra hayatta kalmak için umutsuzca savaşacak olan İngiltere'de geçer.
Esta história de uma típica família inglesa da classe média sobre gente feliz e despreocupada, que trabalhava e brincava criava os filhos e cuidava dos seus jardins nessa Inglaterra feliz e descontraída que, em breve lutaria desesperadamente pelo seu modo de vida e pela vida.
Bahçeleri, yeşillikleri sakin ırmaklarını ve ağaçlarını...
Os jardins, as pastagens.
İlkbaharda bahçeler çok güzel olur.
Os jardins ficam lindos.
Sihirli bahçeler gerçek aşkın bana seni getirdiği yerde parfüm... kokusu yayıyorlar.
Jardins mágicos Perfumam as brisas Onde o verdadeiro amor
Ara sıra çıkan yaban otuyla yüreklerimiz tanrının bahçesidir.
Nossas almas são jardins, com alguma erva daninha.
Bahçeyi görmek isterdim.
- Gostaria de ver os jardins.
Evliliğimizin ilk on yılında 24 tane bahçe kurdum.
Plantei 24 jardins nos primeiros dez anos de casamento.
Pandora'nın yeni arkadaşı Hendrik van der Zee Otel Isabella'nın bahçesindeki bir sayfiyeye yerleşti. Pandora'nın dâhil olduğu bir ortamda yer almayı sorgusuz sualsiz kabul etmişti.
O novo amigo de Pandora, Hendrich Van der Zee... tinha-se mudado para uma vivenda nos jardins do Hotel Isabela... e era aceite sem reservas no círculo que rodeava Pandora.
Ki bu zafer Otel Isabella'nın bahçesinde yer alan Stephen'ın sayfiyesinde partiye dönüştü.
Que tomou a forma de uma festa nos jardins do bungalow de Stephen... no Hotel Isabella.
Hayvanat bahçelerine mi satıyorsun?
Vende-os a jardins zoológicos?
Evleri beyaz bahçeleri yeşil
Com casas brancas E com jardins verdejantes
Evleri beyaz ve bahçeleri yeşil
Com casas brancas E com jardins verdejantes
Bahçelere bakan bahçıvanlar..... ve bir ağaç uzmanı vardı.
Havia jardineiros que cuidavam dos jardins... e um perito de árvores sempre às ordens.
Bahçeye bakacaktık.
Pensei que íamos ver os jardins.
Sabahleyin pencereyi açıyorsun bahçenin yeşilini görüyorsun.
Pela manhã, abres a janela vês os verdes dos jardins.
Bu da pembecik yanaklı yaşlı hanımların bahçelerine uygundur.
Isso é para pequenos jardins de flores de pequenas rosas velhinhas.
Bir müteahhit olabilir ya da toprağı bahçelerle süsleyebilirdi.
Ele poderia ter sido construtor ou embelezar a terra com jardins.
Adam bahçelerin varlığını hatırlar.
Ele recorda-se que havia jardins.
Ama babam yaşlı ve ben Kordoba'nın yok olan bahçelerini özlüyorum.
Mas o meu pai está velho e eu anseio por ver florir os jardins desaparecidos de Córdova.
Ama bahçeler için savaşmak lazım.
Porém, antes dos jardins, a guerra.
Bayan Dubose, Bellingrath bahçeleri bile sizin çiçeklerinizin... yanında hiç kalır.
Sra. Dubose, os jardins de Bellingrath não têm nada que se compare... às suas flores.
Milletin bahçesinde zarar vermezler.
Não comem as flores dos jardins.
Bilmiyorum. Luxembourg'a gidelim mi?
E se fôssemos passear pelos Jardins de Luxemburgo?
Tuan'ın bu gece Kraliyet bahçesinde bir zafer kutlaması hazırladığını duydum.
- Soube que o Tuan está a preparar uma enorme comemoração da vitória, para a imperatriz. Nos jardins imperiais, para esta noite.
Geçen Perşembe saat beşte Champs-Élysées'de Jardins'teydi.
Era na última quinta-feira, 5 : 00. Nos Jardins do Champs Elyseés.
Perşembe günü saat beşte, Bahçelerde.
5 : 00, quinta-feira, os jardins.
Örümcekkuşu az ağaçlı kırsal alanlar, zeytinlik ve bahçelerde yaşar.
O gavião vive em zonas com muitas árvores, gosta de azeitonas e jardins.
Bahçeleri sever misin?
Gosta de jardins?
Ve Babil Bahçeleri de.
E os Jardins da Babilónia existem.
Zoolog mu?
- Jardins Zoológicos?
Gezegendeki yaşamanıza yardım için, bahçelerimizden değişik bitki türlerini yüzeye koyacağız.
Para vos ajudar a conquistar a superfície do planeta, os nossos jardins fornecerão uma variedade de plantas.
Fabrikadan çıkanları çekmiş. Kağıt oynayan insanları çekmiş. Tramvayları çekmiş.
Ele filmava jardins públicos, ele filmava saídas de fabricas, ele filmava pessoas a jogar às cartas, ele filmava eléctricos.
Sol reformlar öneriyor ama Racine insanları olduğu gibi resmettiği sürece Sade yasaklı kaldığı sürece temel matematik bilgilerini yuvadan itibaren vermedikleri sürece ya da Antoine Bourseiller'den on kat daha fazla devlet fonu verildiği sürece bu reformlar kağıt üstünde kalacaktır çünkü ölü bir dile ait bunlar.
Mas, tal como Racine pintará os homens como eles são, tal como Sade será proibido nos cartazes, tal como não ensinaremos matemática elementar nos jardins-de-infância, tal como subvencionaremos dez vezes mais os homossexuais da Comédie Française,
Büyüleyici bir yer. Özelikle, botanik bahçesi ve müzeleri.
Os jardins botânicos e os museus...
Önümüzde Tuileries Bahçeleri var efendim.
Diante de nós estão os Jardins das Tullerías.
Tuileries Saray'ı eskiden bahçeler arasındaydı.
O Palácio das Tullerías ficava no centro dos jardins.
Yiyeceği, suyu, bahçeleri, Arkadaş bana veriyor.
A comida, a água, os jardins são-me dados pelo Companhia.
Üçüncü yaş günümü anımsıyorum da sadece resimleri değil, bahçeyi ya da armağanları değil bunun yanında kimin kime ne yapmış olduğunu, kalbinden neler geçirdiğini düşünüyorum.
Recordo-me do meu terceiro aniversário. Não só dos jardins e dos presentes, mas de quem fez o quê a quem e de qual foi a sensação, mas nunca recordo nada de ti que não seja indiferença.
Terasları ve bahçeleri mayınlayın.
Quero que minem as varandas e os jardins.
Üstleri çimle kaplı.
Na superfície são jardins.
İnsanların bahçe görmesini istiyorum, garaj değil.
Quero que as pessoas vejam jardins, não garagens.
Hayvanat bahçeleri dopdolu, hapisaneler dolup taşıyor...
Jardins Zoológicos estão cheios, as prisões estão transbordando...
O güne kadar,..... Tanrı bu bahçeleri..... ve onlarla ilgilenen bu cesur adamları korusun.
Até esse dia,... que Deus abençoe estes jardins... e os homens corajosos que olham por eles.
Bir kral bu bahçeleri kraliçesi için yaptırmış.
Um rei construiu estes jardins para a sua rainha.
Bahçeler meyveyle dolu ama o kavanozun içindekiyle uğraşıyor.
Os jardins estão cheios de frutos... no entanto ele escolhe segurar aquele que está dentro da jarra.
Onlara küçük bahçeler ve pencereler verdik, ve ısıtma sistemleri kurduk.
Demos-lhes pequenos jardins, janelas... Pusemos água, luz e aquecimento.
Hayvanat bahçesine gidişler patladı.
E aumentou o número de visitantes dos jardins zoológicos.
Botanik bahçesi mi?
Jardins botânicos!