Strongman traducir turco
135 traducción paralela
- Are you Mr. Sandow, the strongman?
- Siz Bay Sandow musunuz?
With that Sandow, that strongman?
Güçlü Adam Sandow'la mı?
What are you going to Europe for, another strongman?
Avrupa'da işin ne? Yeni ızbandut mu var?
I'm not a strongman like Sandow.
Sandow gibi kaslı adam değilim.
And here is the strongman.
Ve bu da Güçlü Adam.
Maybe he figure a way out how to fire the strongman.
Belki çam yarmasını kovmanın bir yolunu biliyordur.
Then you be the strongman?
O zaman sen onun yerine geçersin.
The strongman.
Çam yarması.
Holland's strongman.
Hollanda'nın diktatörü.
I should think a dancer's muscles would be like a strongman.
Dansöz kasları, vücutçularınki gibi sert olur sanırım.
Him and his strongman act.
O ve onun güçlü adam havaları.
Hardly the type to become a political strongman.
Siyasi olarak güçlü bir adam tipi değil.
And the big fellow is Samson the Strongman.
Ve bu koca dostum da'Güçlü Samson'.
I'm Big Sung, the strongman
Ben güçlü Sung, Tosuncuk!
Strongman, get aboard
Tosuncuk sen hemen gemiye!
What about you, Strongman?
Tosuncuk! ya sen?
Thank you it's up to you, Strongman
Sağolun! Tosuncuk! sıra sende!
Strongman was only half right
ne yapmalı acaba?
Strongman!
Tosuncuk!
Strongman! Strongman!
Tosuncuk!
He's gone! Strongman!
Tosuncuk!
Strongman, take him to the corral.
Strongman, onuda hapset.
Two of you on my lap, even a strongman would collapse.
Kucağında iki kişiyle güçlü bir adam bile dayanamaz.
It's too long, it's too general. And the strongman line is the best lead.
Çok uzun, çok genel ve girişi de iyi değil.
" The far right wants a strongman, the far left wants peace.
Radikal sağcılar güçlü bir lider, radikal solcular barış istiyor.
Closer to home, news from Los Angeles, California... where strongman Nathan Bates has solidified his position... in creating what is being called an "Open City"... similar to Lisbon during World War II...
Yurtiçi haberlere gelirsek, Kaliforniya, Los Angeles'da... söz sahibi olan Nathan Bates, İkinci Dünya Savaşındaki... Lizbon şehrine benzer Serbest Şehir adı verilen... bir bölge yaratma konusundaki pozisyonunu güçlendirdi.
- I wanted to run away and be with her always. - [Giggling ] [ Sighs] But she was in love with the strongman.
Kaçıp sonsuza dek onunla yaşamak isterdim ama o güçlü adama aşıktı.
The world's only 12-hour strongman on the air, here on We Love Radio, 108 FM.
On iki saat canlı yayın kuvvetindeki tek adam dünyada, burada 108 FM'de Sevgi Radyosu'nda.
I find an old-fashioned strongman like Batista sort of charming, funny.
Bilmiyorum. Batista gibi eski kafalı güçlü bir kişiliği çekici buluyorum.
A real strongman
Gerçek bir güçlü.
It would be my luck she'd be married to the strongman.
Güçlü bir adamla evlenmiş olması büyük şans.
Military strongman!
Askeri ataşe!
'For months, the political pattern kept changing'until pro-Red Premier Lumumba was seized'by the forces of strongman Colonel Mobutu.'
Aylar boyunca siyasal model sürekli değişti ta ki aşırı solcu Başbakan Lumumba diktatör Albay Mobutu'nun kuvvetleri tarafından ele geçirilene kadar.
The strongman, or "bully," as the humans call it. Essentially a coward whose only skill is convincing others to do what he's afraid to do himself.
Güçlü kişi, insanların deyimiyle "kabadayı" olan kişi aslında bir korkaktır ve tek yeteneği başkalarına korktuğu işleri yaptırmaktır.
With knife you big strongman.
Bıçaklı olan.
This office needs a strongman.
Tamam, peki bu sefer... Bu sefer ya da gelecek sefer olabilir.
MUSCLES MARINARA, THE ITALIAN STRONGMAN.
Koca Adam, guclu Italyan.
Muscles Marinara, the Italian strongman.
Sen Gina Annunziata'nın kuzenisin değil mi?
You don't pay us, and you'll have to deal with a strongman.... A lion tamer.... And a juggler.
Bize ödeme yapmayacak olursanız, hesabınızı bu azgın herif şu aslan terbiyecisi ve de şu hokkabazla görürsünüz.
I wish I could help humankind by doing more... than just being its resident strongman.
Sadece güçlü biri olmaktan öte bir şeyler yapıp insanlığına katkıda bulunmak isterdim.
What we had these past five years isn't a true government, but a tacit agreement between a military strongman and a political strongwoman to rule together by fiat.
Son 5 yıl boyunca gerçek bir hükümetten ziyade aralarındaki zımni anlaşmayla, diktatör bir askerle diktatör bir politikacı bize hükmetti.
Buck, Wanda, this is Magnum the Strongman, and this is Madame Nina.
Buck, Wanda ; Güçlü Adam Magnum ve Madam Nina.
Well, he is called the strongman.
Ona güçlü adam diyorlar.
Magnum the Strongman, real name :
Güçlü Adam Magnum, gerçek adı :
Well, of course he's big, he's a strongman.
Elbette o iri, güçlü bir adam.
- No, the Bible, a strongman.
İncil'deki güçlü adam.
♪ The skinniest strongman is alive in Portland ♪
En zayıf güçlü adam Portland'da hayatta
A strongman crushed a turtle.
Güçlü bir adam kaplumbağa ezdi.
Up for grabs is the new Canadian Strongman Championship Belt!
Kazanan Kanada'nın en güçlü adamı şampiyonluk kemerini alacak.
And while there's celebration in the streets, no one at this hour knows the whereabouts of the now deposed strongman who ruled Libya for 42 years.
Şu an sokaklarda kutlamalar olmaya devam ederken kimse şu an koltuğundan indirilen 42 yıllık Libya diktatörünün nerede olduğunu bilmiyor.
You think the strongman line.
Bu kısmı başa almamı istiyorsun.