English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / ruso → turco / [ С ] / Счастье

Счастье traducir turco

3,023 traducción paralela
Право на счастье?
Mutlu olmaya?
Ведь для тебя счастье матери важнее.
Çünkü senin için en önemli şey annenin mutluluğu.
что наше счастье - и её счастье.
Bizim mutluluğumuzun onu mutlu ettiğini söylüyor.
Теперь из-за их свадьбы я испытываю не только счастье.
Şimdi annem evleniyor sadece mutlu olamıyorum.
Такое счастье быть там, где тебе место.
Ayrıca şu an ait olduğun yer burası.
Свитс говорит, что я подсознательно сопротивляюсь против факта, что мое счастье теперь зависит от вашего с Кристиной счастья.
Sweets, bilinçaltımda karşı çıktığım gerçeğin, senin ve Christine'in mutluluğu olduğunu, söyledi.
Какое счастье быть честной.
Dürüst olmak çok rahatlatıcı.
Прямо сейчас я физически неуместно выражаю своё счастье за тебя и твоё самопознание.
Şu an sadece sen ve yaptığın keşif için duyduğum neşe dolayısıyla duruma uygun kaçmayan bir fiziksel reaksiyon gösteriyorum.
И, чтобы доказать, что твое счастье важнее всего на свете для меня, я переехал из квартиры в отель. Ты в своем уме?
Senin mutluluğunun benim için ne kadar önemli olduğunu sana kanıtlamak için evden taşınıp otele yerleştim.
Злоба и счастье на моем лице выглядят одинаково.
Kızgın yüz ifademle mutlu yüz ifadem aynıdır.
Когда же мне выпадет счастье тебя увидеть.
Seni bu gece ne zaman göreceğimi merak ediyordum.
Мы говорим не о веселухе и счастье, Хогевен.
Eğlenme ve mutluluktan söz etmiyoruz, Hoogeveen.
Я лишь надеюсь, что ты не ставишь своё счастье выше счастья своей семьи.
Keşke bunu ailenin önüne koymasaydın.
Мы благодарны за вкусную еду, за наше счастье, сострадание и...
Bu lezzetli yemeği, mutluluğu ve... şefkati bize sağladığın için şükürler...
Ставить счастье ребенка на первое место.
Evlatlarını her şeyin üzerinde tutarlar.
Всё, что я всегда для тебя хотела – возможность найти счастье вне наших отношений.
Tek istediğim, ilişkimiz dışında tatmin olabileceğin bir şeyler bulmandı.
У нашего старого тренера была деревянная монетка мы терли ее на счастье.
Eski koçumuzun şans için ovaladığımız bir parası vardı.
Какое же это счастье!
- Çok heyecanlı olmalısın.
Я слыхал, вы кое-что ищете, и на ваше счастье я тот, кто торгует предметами, которые трудно найти.
Bir şey aradığınızı duydum ve şans bakın ki bulunması zor şeylerin ticaretini yapan biriyim.
Счастье это хорошо.
Mutluluk iyidir.
О, милая, какое счастье, что ты вновь с нами, но ты и правда ничего не помнишь?
Canım, sana kavuştuğumuz için çok mutluyuz. Ama sahiden hiçbir şey hatırlamıyor musun?
Если пьянство - счастье, тогда они в нём утопают.
Bu alandakiler öyle. Eğer sarhoş mutluysa buradakiler oldukça mutlu demektir.
Что появилось раньше : мечта или люди? Он теряет свое счастье и любимых.
Hayaller mi her şeyden önce yoksa insanlar mı? Korsan kimisi hayallerini seçtikten sonra kimi kimi mutluluklarını yitirdikleri sevdikleri kişileri ağlattıkları zamanlar olmuyor değil.
В новом месте, где она сможет начать все сначала, у Этель гораздо больше шансов обрести счастье, чем в Даунтоне, заставляющем ее пережить свою версию "Алой буквы".
Yeniden başlayabileceği, yeni bir yerde Ethel'ın mutlu olma şansı çok daha yüksek. Downton'da, kendi Kızıl Damga versiyonunu oynayarak olmaz.
Счастье... это огнемет.
Mutluluk bir alev silahıdır.
Во-первых, полгода назад маленькая мисс счастье решила справиться с депрессией, выпив Викодин после Монтраше семьдесят восьмого года.
Bir numaralı kanıt. Altı ay önce Küçük Bayan Günışığı depresyonunu'78 rekoltesi Montarchet'den sonra Vicodin'le cila yaparak yenmeye karar verdi.
печаль и счастье.
hüzün ve mutluluk.
что счастье будет длиться вечно.
Ve o zaman, hiçbir şey bilmediğimden bu mutluluğun, bundan sonra da devam edeceğini düşündüm.
И интерны заметили что твое счастье часто совпадает по времени с приездом доктора Уоррена.
Stajyerler de bu mutluluğunun çoğunlukla Doktor Warren'ın buraya gelişiyle çakıştığını fark etmiş.
Я собираюсь доказать этому городу, что мое счастье не в том, чтобы женить на себе Джорджа Такера.
Bu kasabaya mutluluğumun George ile evlenmeme bağlı olmadığını göstereceğim!
То еще счастье вернуться сюда.
Döndüğüme bundan daha az mutlu olamazdım.
Для некоторых из них Это единственная вещь, приносящая им счастье.
Bazıları sadece bununla mutlu oluyor.
Это единственная вещь, приносящая мне хоть какое-то счастье, если не считать чрезвычайное увлечение купонами и миорелаксанты.
Beni de sadece bu mutlu ediyor, aşırı kupon biriktirme ve kas gevşeticiler dışında.
Только я начала думать, что мы наконец-то двигаемся дальше, как мы должны позволить копаться в своей голове мистеру Счастье.
Daha yeni, en sonunda hayatımıza devam etmeye başladık diyordum ki Bay Mutlu tarafından kafa muayenesine zorlanıyoruz.
Счастье было так близко.
- Çok yaklaşmıştık.
Это просто счастье, что мне удалось заметить симптомы.
Semptomları fark ettiğim için şanslıyız.
Вы гениальный человек, стипендиат Родса, доктор философии, что значит вы изображаете счастье, потому что она не отвечает на ваши звонки, и вы не признаете, что это вас беспокоит, и Бог знает, какая еще происходит
Siz Rhodes bursu almış, doktora yapmış zeki bir adamsınız. Mutlu görünmeye çalışıyorsunuz ve telefonlarınıza cevap vermemesinden, hayatınızdaki kadınlarla yaşadığınız Shakespeare dramasından rahatsız olduğunu kabul edemiyorsunuz.
Мне нравится радость, восторг, счастье, когда люди смотрят на меня, как на всезнающую.
Hevesi, heyecanı, mutluluğu bana bir şey biliyormuşum gibi bakan insanları severim.
Однажды ты сказал мне, как ненавидел, что твой отец измерял свое счастье выручкой за вечер.
Bir keresinde bana babanın o geceki faturalarla orantılı olarak mutlu olmasından ne kadar nefret ettiğini söylemiştin.
Даже наблюдать - небывалое счастье для меня.
Gökyüzünü böyle izlemek beni daha mutlu ediyor..
На твое счастье, мне нельзя тебя убивать.
Seni öldüremediğim için şanslısın.
На ваше счастье, сегодня Рождество, иначе я бы уже вызвал копов за вами, грязные бродяги.
Dua edin de Noel'deyiz yoksa çoktan polisi aramıştım.
Чем старше становишься, тем больше понимаешь, что есть одно - счастье.
Yaşlandıkça daha çok farkettiğin yalnızca tek bir şey var : Mutluluk.
Итак, я бы никогда не стала бы отнимать твое счастье.
Mutluluğunu elinden almayı hiçbir zaman istemem.
И единственное, что меня волновало - твое счастье и любовь.
Umursadığım tek şey, senin mutlu ve aşık olman.
Если хочешь освободить лучшего друга из тюрьмы, сохранить семейное счастье мачехи, и чтобы твоя девушка и дальше шила свои платьица... у тебя лишь один вариант : начать новую жизнь на другом конце света.
En iyi dostunu hapisten çıkarmak istiyorsan, üvey annen mutlu bir evlilik yaşasın istiyosan, sevgilinin küçük sevimli elbiseler yapmaya devam etmesini istiyorsan dünyanın öbür ucunda yeni bir hayata başlamak senin tek seçeneğin.
Там тепло и счастье.
Sıcak ve mutlu.
Так? Такое счастье - быть вместе со своей семьей, не так ли?
Ailenizle bir arada olmak hoşunuza gitmiyor mu?
Видишь ли, я всегда рада погоне за счастье, но сегодня я ни за что не буду перед тобой нагибаться.
Mutluluk arayışı içerisindeyim ama bugün senin önünde eğilmemin imkânı yok.
Я думаю, все имеет смысл, когда жизнь дает тебе второй шанс на счастье с тем, кого ты любишь.
Hayat size sevdiğinizle ikinci bir şans verdiğinde insan her şeye katlanıyor sanırım.
Я наконец-то нашла счастье с кем-то другим, и не хочу, чтобы ты опять все испортила.
Sonunda başka biriyle yakaladım mutluluğu ve bunun da içine etmeni istemiyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]