English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ E ] / Eyes on

Eyes on traduction Turc

7,037 traduction parallèle
So, unbeknownst to anyone, henry sets his eyes on an x5.
Kimseye fark ettirmeden Henry gözünü X5'e dikti.
Never laid eyes on her before?
Hiç gözüne çarpmadı mı?
I repeat, we have eyes on the chicken.
Tekrarlıyorum, gözümüz kuşun üzerinde olsun.
Got eyes on him, Finch.
- Adamı izliyorum Finch.
But when you know, you know, and I know, from the moment I laid eyes on you...
Ama sende biliyorsun, hemde çok iyi biliyorsun. ve bunu bende biliyorum. Seni gördüğüm günden beri gözlerim üzerinde...
I just would really appreciate your fresh eyes on it just to get an objective opinion.
Objektif bir görüş için sana ihtiyacım var.
You really should've kept your eyes on that ball.
Söylediklerime daha çok dikkat etmeliydin.
Oh, it's the most beautiful thing I have ever laid eyes on.
Bu, gözlerimin gördüğü en güzel şey.
Walter, you have any eyes on them?
- Walter, adamları görebiliyor musun?
We'll try to get eyes on her.
Onu görmeye çalışacağız.
The book's been calling out to me ever since I laid eyes on it, okay?
Kitap ona baktığımdan beri beni çağırıyor.
This way you can block attacks to your face and your head while always keeping your eyes on your enemy.
Bu şekilde düşmanınla göz teması kurarken kafana ve yüzüne gelen saldırıları engelleyebilirsin.
Dispatch, I have eyes on the suspect.
Merkez, şüpheliyi gördüm.
Queen elizabeth would like to lay eyes on you.
Kraliçe Elizabeth seninle görüşmek istiyor.
Oh, before I got kicked out of the Charleston crime scene, I had eyes on Dr. Barlow's phone.
Charleston cinayet mahalinden atılmadan önce Dr. Barlow'un telefonuna baktım.
Figured it'd be a cold day in hell before I laid eyes on you again.
Gözümü üzerine doğrultmadan önce cehennemde soğuk bir gün yaşarsın diye düşünmüştüm.
For all we know, Baitfish has someone inside the NOPD, has eyes on us right now.
Hepimizin bildiği gibi, Balık Yemi'nin NOPD'de gözleri üzerimizde olan bir adamı var.
The second I laid eyes on you, I knew something was wrong.
Seni gördüğüm andan itibaren bir şeyleri anlamıştım zaten.
Congress just wants us gone, and once they achieve that, and that day is coming, do you honestly think those millions of poor out in the villages, who've never so much as laid eyes on an Englishman,
Kongre gitmemizi istiyor. Bir kez amaçlarına ulaştılar mı ki o gün de yaklaşıyor. Köylerin dışındaki yaşayan ve bir İngiliz kadar dikkatle bakılmayan milyonlarca fakir insanın hayatının şu yüksek kast sınıfındaki Brahmalar yönetmeye başlayınca bir nebze de olsa değişeceğini gerçekten düşünüyor musunuz?
Sir, I have eyes on sinking vessels.
Efendim, batan tekneler ile göz temasım var.
Eva and I will ask around, see who had eyes on her last.
Eva'yla etrafı soruşturup onu en son kimin gördüğüne bakarız.
Then why do I feel so many eyes on me?
O zaman niye beni izleyenler varmış gibi hissediyorum?
My men have eyes on Natalie and her little sister.
Adamlarım Natalie ile küçük kızını izliyor.
We've got our eyes on every distant building out there.
- Etraftaki bütün binaları gözetliyoruz.
I wondered when and where you first laid eyes on Miss Armistead, so I attempted to track your movements using Olympus over the last several months.
Bayan Armistead'a ilk olarak ne zaman göz kestirdiğinizi merak ettim dolayısıyla son birkaç aydaki hareketlerinizi Olimpos'tan izlemeye karar verdim.
Do you have eyes on the target?
- Hedefi buldun mu?
We still have eyes on Dennison?
Gözümüz hala Dennison'ın üstünde mi?
I just would really appreciate Your fresh eyes on it.
Senin objektif görüşüne ihtiyacım var.
Do you have eyes on the target?
Hedefini buldun mu?
Eyes on the road up there.
Gözlerin yolda olsun.
Do you have eyes on Vince?
Vince'i, görebiliyor musun?
Eyes on the ground.
Gözlerini yere çevir.
There are eyes on you from every vantage point.
Üzerinde her avantaj noktasından gözler var.
Look at his eyes. - And on this edition of "Caitlyn's World,"
Gözlerine bakın.
Eyes at the scopes. Fingers on the trigger.
Gözleri dürbünde parmakları tetiktedir.
Purple brings out your eyes.
Mor gözlerini dahada ön plana çıkarır.
So yeah, we shower it up, and then wherever the town is, we go find a sizzler or whatever- - me, Lana, you and TV's Michael Gray, double-date- - and the flrrp- - get shitty on rib eyes and scotch.
Evet, güzel bir duş alırız. Şehir nerede olursa olsun, Sizler falan buluruz. Ben, Lana, sen ve televizyonun Michael Gray'i, çifte randevu.
High on his success from "Wives and Lovers" with eyes for yours truly.
"Wives and Lovers" ın başarısından göklerdeydi ve gözleri bendenizin üzerindeydi.
d One man on a lonely platform d One case sitting by his side d Two eyes staring cold and silent d d Show fear as he turns to hide... d
# Visage - Fade To Grey # Evet!
On the plus side, she does have your eyes.
Bardağın dolu tarafına gelirsek, gözlerini senden almış.
He's on with the NSA, the CIA, whole alphabet soup- - anybody that's got eyes and ears in Iran.
Tahran'da gözü kulağı olan herkesle.
We got eyes on the Mini.
- Aracı gördük.
Since I laid my eyes on you yesterday,
Dün sana dikkatlice baktığımdan beri tüm kalbimle bir zamanlar anneniz olan kadına yeniden bağlanmaya çalışıyorum.
Dennis, zoom in on Mr. Beene's eyes, would you?
Dennis, Bay Beene'in gözlerine zoom yaparmısın?
On the eyes of my children I swear it.
Çocuklarımın gözü üstüne yemin ederim.
Trust me, if what's on that video doesn't open your pretty boy's eyes about Christine, nothing will.
Bana güven, o videodaki, yakışıklının gözünü Christine'e açmazsa hiçbir şey açmaz.
♪ ♪ Streets are watching, eyes are on me ♪
Sokaklar izliyor.
We got eyes on the van.
Minibüsü gördük.
I can't have red eyes, I'm on stage tonight.
Gözlerim kızarmamalı, bu gece sahneye çıkacağım.
I'll sit there while Winston goes on about Proverbs and the congregation's eyes glaze over.
Winston atasözlerinden konuşup onları uyuturken ben burada oturup bir şey yapmayacağım.
I think I need to work on keeping my eyes open, though.
Sanırım gözlerimi açık tutmaya çalışmam lazım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]