English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ L ] / Leave it with me

Leave it with me traduction Turc

338 traduction parallèle
I'd advise you to leave it with me in the safe.
Parayı güvende olacak şekilde bana bırakmanı öneririm.
If you will be so good as to leave it with me... I'll see that you have your supplies as usual... when you return from your holidays.
Eğer bana bırakmaya lütfederseniz tatilinizden döndüğünüz zaman, her zamanki gibi ihtiyaçlarınızı karşılayacağım.
Leave... Leave it with me...
Anladım.
Leave it with me
Bana bırakırsın.
Leave it with me and I'll sort something out.
Neden bana bırakmıyorsunuz, sizin için bir şeyler ayarlarım?
You can leave it with me.
Bana bırakabilirsin.
Leave it with me, I'll make the reservations
Bende kalsın, rezervasyon yaptırayım.
Leave it with me, Charlie
Bende kalsın, Charlie
Mr Kirkland asked me to inform you he's obtained representation elsewhere, and that if you have a message for Mr Kirkland to leave it with me.
Mr Kirkland asked me to inform you he's obtained representation elsewhere, and that if you have a message for Mr Kirkland to leave it with me.
We don't need this from the "Chronicle." Leave it with me.
Chronicle bunu yapmamalı. Bana bırakın. Gözdağı veririm.
You got anything to stow, leave it with me.
Bagaja koyacağınız şeyleri bana bırakın.
All right, leave it with me.
Tamamdır. Bana bırak.
Leave it with me.
Onu bana bırak.
Well, leave it with me.
Aslında bunu bana bıraksana.
Leave it with me, Your Eminence.
Bana bırakın, efendim.
Ah, leave it with me.
Ben hallederim.
If she were to come with me... it would make it easier for her to leave that man.
Birlikte olursak o adamdan kurtulması daha kolay olur.
You made me an offer to leave with you. Does it still hold good?
Bana seninle gitmem için bir teklifte bulunmuştun, bu hala geçerli mi?
If you will give me Cabal... and if you leave me free to talk with Harding... I promise you you'll see your air force - a third of it, at any rate - in the sky again.
Cabal'i bana verip, Harding'le yalnız konuşmama müsaade ederseniz size söz veriyorum hava kuvvetlerinizin üçte birini yine göklerde göreceksiniz.
I suppose you'd like me to leave it with the constable on my way back.
Arabayı dönüş yolunda şerife bırakmamı da istersin herhalde.
If I leave, I probably could have won the pot and if I stay, I might lose it... and if I don't go and help with the baggage, my wife will skin me alive.
Gidersem belki de bahsi kazanmışımdır ya da kalırsam belki de kaybetmişimdir. Karıma gidip eşyalar için yardım etmezsem beni çiğ çiğ yiyecek.
And if God had gifted me with wealth and beauty... I should've made it as hard for you to leave me as... As it is now for me to leave you.
Tanrı bana zenginlik ve güzellik bahşetmiş olsaydı... şu an sizden ayrılmak bana ne kadar zor geliyorsa... benden ayrılmanın size de bir o kadar zor gelmesini sağlardım.
I'll leave it with you to get in touch with me.
Benimle temasa geçme işini sana bırakıyorum.
She didn't leave me a penny... and since the funeral was expensive, and my mother was only a concubine, he says I must sleep with him to repay it.
Ona bir kuruş bile bırakmadığı... ve cenaze de pahalı olduğu için, annem de sadece metresin biri olduğu için... borcumu ödemek için onunla yatmam gerektiğini söylüyor.
If you cannot live with me, leave my Iife and let me get on with it.
Benimle yaşamayacaksan, defol hayatımdan. Buna alışmama izin ver.
If you leave me alone with him, it will be worse.
Onunla baş başa kaldığımda daha da kötü olacak.
If you will be good enough to leave this with me, Mr. Foster... I will see that it's called to Prince Philip's personal attention.
Bay Foster, mektubu bana bırakırsanız... bizzat Prens Philip'e ulaşacağından emin olabilirsiniz.
Is it just for the sake of money you won't leave with me?
Erland, sadece para meselesi yüzünden mi benimle gelmeyeceksin?
Leave it to me, Pasheko, my sister will listen to my request, which I will pronounce with pain in my heart.
Bunu bana bırak, Paşeko,... kız kardeşime o kadar yürekten söyleyeceğim ki,... ricamı kıramayacaktır.
Why don't you subscribe to Arizona Highways and leave me alone? It's more fun with you. [Chicken Clucking]
Bu ne kadar çabuk yerine ulaşırsa, birliği o kadar hızla düzene koyarız.
My husband obtained two places in an airplane e asked for to me to go with it e to take my baby, but I refused. It could not go and leave my mother and my mother-in-law here in the surrounded city.
Kocam bir uçakta iki yer buldu ve benden çocuğu derhal almamı ve onunla gitmemi istedi ama reddettim çünkü annemi, kayınvalidemi burada kuşatılmış bir şehirde bırakamazdım.
Life is so lousy with me, you wanna leave it?
Benimle beraber yaşam o kadar çekilmez mi?
You leave that money with me, and I'll see that he gets it... as a favor to you.
Bana biraz para ver ve bende sana onu gördüğümde... haber vereyim.
The Comittee of Heads has authorized me to leave it with you in order to speak with you at any time...
Başlar komitesi, seninle istedikleri zaman konuşabilmek için bunu burada bırakmama karar verdi.
But you gotta guarantee you're in good health now. " I says," Look, leave her with me. Come back and see if it stands up.
"Tabii ki önce bu konuda sağlıklı olduğuna garanti vermen gerekir."
I wish it would hang out with the other animals and leave me alone.
Umarım diğer hayvanlarla oyalanır ve beni rahat bırakır.
If I leave, hopefully, it will leave with me.
Ayrıldığımda, inşallah bela da benimle gelir.
It brings to us its blunt decree. Leave deceit or leave with me.
Bize körelmiş hükümlerini getirir Ya düzenbazlığa terket, ya da bana bırak.
- Leave it to you to greet me with that.
- Beni böyle karşılaman sürpriz olmadı.
So, Peg, if it's not too much trouble don't ever leave me with empty pants again.
O yüzden Peg, eğer senin için çok sorun olmayacaksa bir daha asla beni boş pantolonla bırakma.
Leave it, Dad. - Oh, I've always been very grateful for Jeff being honest with me.
Ben Jeef'in bana karşı dürüst olmasıyla daima gurur duymuşumdur.
I just said it's not that cool to leave me with a hard-on, all right?
Ben sadece bitirmeden bırakman hoş değil dedim. Tamam mı?
You want me to open it with your teeth? or you leave the bottle opener?
Bu şeyi dişleyeyim mi yoksa benim için sen mi açarsın?
And by the way, I found the 10 million, but I don't figure moon's gonna let me leave with it unless you're all taken out.
Ve bu arada 10 milyon buldum, ama Moon'un para ile gidişime izin vermeyeceğini bilemedim hepinizi temizlemedikçe.
He told me I was leaving immediately, and I had 2 choices- - I could call it a firing and leave with nothing, or I could write that letter, call it a resignation, and the company would give me $ 10,000 in cash to keep quiet.
Bana derhal ayrılmamı ve iki seçeneğimin olduğunu söyledi... ya kovulma kabul edip, hiçbir şey almayacaktım, ya da bu mektubu yazıp, istifa olduğunu belirtecek ve şirket de bana suskun kalmam için nakit 10.000 $ verecekti.
Don't tell me you'II leave all that shit when you've only hauled it with you!
Her şeyi geride bıraktım demiştin, meğer peşine takmışsın.
I've put up with a hell of a lot from you, much of that in the last minute, and if anyone gets to be the one to leave, it's me.
Şu son dakikalarda olandan daha çok şeye senin için katlandım. Ve gitmesi gereken biri varsa o da benim.
Leave it to me to fall in love with an angel who happens to be married.
Evli olan bir meleğe aşık olmak da tam benlik bir davranış.
Okay, so, the good news is I went by your professor's office to drop off the paper, but he wasn't in, so the secretary wanted me to leave it with her.
İyi haber ; ödevini bırakmak için profesörünün odasına gittim ama içerde değildi.
Darren had been flirting with me all night and when it was time to leave
Darren bütün gece benimle flört etmişti.
Maybe you're right I mean, it does seem like women want to have sex with me a few hundred times and leave and go on to something else Well, I'm not going to let that happen with Grace
Grace'e böyle olmasına izin vermeyeceğim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]