No arguing traduction Turc
258 traduction parallèle
Does it? No arguing about it.
Hiç kuşkusuz.
There's no arguing with any of the old sayings. I guess that's why they are old, Because they tell the truth, and the truth lasts.
Sanırım bu yüzden yaşlılar gerçekleri söylerler ve gerçek ebedidir.
No arguing!
Tartışma yok!
- And no arguing!
- Tartışma yok!
No arguing.
Kavga etmeyin.
No arguing.
Tartışmayalım.
The important thing is no arguing, no fighting, no break-up.
Önemli olan tartışmamak, kavga etmemek ve ayrılmamak.
Doctor first. No arguing, okay?
Önce doktor, tartışmayalım olur mu?
- No arguing?
- Tartışmak yok mu?
No arguing about Headmaster Garrido's orders.
Müdür Garrido'nun emirleri....... tartışılamaz.
I must admit, Reynolds, even though I think the exo-skeletal approach would be more efficient, there's no arguing with your results.
Kabul etmeliyim, Reynolds, dış-iskelet yaklaşımının daha verimli olacağını düşünmeme rağmen, sonuçların tartışılmaz.
There's no arguing'that.
Bu kesin.
There's no use arguing with this joint.
Burası ile konuşmanın yararı yok.
Listen, Lucky Garnett, there's no use arguing.
Lucky Garnett, tartışmanın anlamı yok.
- No good arguing, I suppose.
- Tartışmanın faydası yok galiba.
Ain't no use arguing', Clem.
Tartışmak bir işe yaramaz Clem.
There's no point arguing about it now.
Şimdi bu konuyu tartışmakta hiçbir anlam yok.
- There's no use arguing about it.
- Üzüm için boşa kavga etmeyin.
When a woman feels that way, there's no point in arguing with her.
Bir kadın öyle hissettiğinde onunla tartışmak bir işe yaramaz.
Well, there's no use in arguing.
Eh, tartışmanın kime faydası var.
But no more arguing.
Yeter ki dır dır etmeyi bırak.
There's no use arguing, but I'll tell you this : Get rid of those guns.
Tartışmanın faydası yok, ama size şunu söyleceğim : şu silahları bırakın.
- There ain't no use arguing.
- Tartışmanın manası yok.
Well, no point in arguing about it.
Tartışmanın anlamı yok.
Well, I can see it's no use arguing with you after what that Henshaw dame told you.
Henshaw'ın sana söylediklerinden sonra tartışmak yersiz.
No sense arguing with him, Meg.
Onunla tartışmanın anlamı yok, Meg.
There's no sense in you arguing.
Seninle tartışmanın bir manası yok.
No use arguing.
Tartışmanın faydası yok.
I can take care of myself. There's no point in arguing.
Kendimi korurum.
There's no point in arguing.
Tartışmak gereksiz.
No use arguing with him.
Her neyse.
It is no use arguing, Barney.
Tartışmak yok, Barney.
- There's no use in arguing.
- Tartışmanın bir anlamı yok.
Oh, now- - Now look, there's no use arguing any more.
Artık daha fazla tartışma.
It's no use arguing.
Tartışmayalım. Kararını verdim.
There's no use in arguing with me.
Neden bana kızıyorsun.
There's no point arguing with him Kill him so he won't be in our way
Onunla tartışmak yersiz hemen öldürelim de işimizi engellemesin!
The next morning, they pretend again, bustling about, arguing... No one believes it anymore.
Ertesi gün yine rol yapıyorlar, koşuşturuyorlar, tartışıyorlar artık kimse buna inanmıyor.
No point in arguing.
Tartışmaya gerek yok.
I'm proud to be a criminal. No one is arguing with your inalienable right to go to jail, Emma.
Kimse tutuklanma hakkını elinden almaya çalışmıyor, Emma.
And you're an irresponsible and a careless citizen. No use begging and arguing.
sende sorumsuz ve dikkatsiz bir vatandaşsın daha fazla yalvarma ve tartışmanın anlamı yok.
There's no point arguing about it.
Ben böyle bir yere ait değilim ve bunu tartışmaya bile gerek yok.
I don't know why we're arguing, because we have no view.
Niye tartıştığımızı bilmiyorum, çünkü zaten bizim değil, bizim manzaramız yok.
I'm made that way. There's no use arguing.
Ben böyleyim, tartışmanın faydası yok.
There was no point in arguing... so I went down below to look at the artefacts.
Tartışmak faydasızdı o yüzden buluntulara bakmak için aşağı indim.
There's no point in arguing.
Tartışmanın hiç alemi yok.
No, you were not arguing.
Hayır, tartışma yoktu.
Waste no time arguing what a good man should be, be one.
İyi bir insanın ne olması gerektiği üzerinde vakit harcamayın. Olun.
No I don't. Stop arguing with me.
Benimle tartışmayı kes.
- No one's arguing.
- Kesinlikle...
There's no point in arguing.
Tartışmanın anlamı yok.