English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ P ] / Playing hard to get

Playing hard to get traduction Turc

240 traduction parallèle
Stop playing hard to get, and let him grab onto you now.
Zoru oynamayı bırak artık.
Even in your eyes... do you think that he's above my limit, and I'm playing hard to get undeservingly?
Sen de mi onu hak etmediğim için bıraktığımı sanıyorsun?
They all thought the same... that I was bluffing and playing hard to get.
Sadece pervasız biri olarak görüyorlar.
I think you're just playing hard to get along with.
Sanırım anlaşmak için zor adamı oynuyorsunuz.
If Nedda's playing hard to get... it's nothing but flirting.
Artık Nedda'ya kur yapmaya gerek yoktu.
she's playing hard to get?
Gösterip de vermiyor mu?
Are you playing hard to get?
Naz mı yapıyorsun?
She's playing hard to get.
Zor kadını oynuyor.
- Still playing hard to get?
- Hala zor elde edileni oynuyorsun, öyle mi?
- Playing hard to get.
- Her şeyi ağırdan alıyor.
Are you playing hard to get?
Sert oynamak mı istiyorsun?
If this is your idea of playing hard to get, you can knock it off now.
Eğer canın sert oynamak istiyorsa paydos zamanı geldi tatlım.
Oh, ignore that, they're just playing hard to get.
Aldırma sen, onlar kendilerini ağırdan satıyorlar.
He thinks I'm playing hard to get.
Elde edilmesi zoru oynuyorum sanıyor.
- Just playing hard to get.
Sadece "Kazanmak Zordur" oynuyorum.
What, are you playing hard to get again?
Ne, yine "Kazanmak Zordur" mu oynuyorsun?
Playing hard to get?
- Zor kadını mı oynuyordun?
You are playing hard to get.
Kendini naza çekiyorsun.
ARE YOU PLAYING HARD TO GET? NO.
Zor kadını mı oynuyorsun?
Didn't your mother teach you about playing hard to get?
Annen sana biraz nazlanman gerektiğini öğretmedi mi?
Really, Vash, this playing hard to get is growing tedious.
Aslında, Vash, bu oyun gittikçe can sıkıcı olmaya başlıyor.
But isn't Maneuver X just another way of playing hard to get?
Ama X Manevrası aynı zamanda bizim "elde edilmesi zor" kişiyi oynamak dediğimiz şey değil mi?
I was just playing hard to get.
Sadece naz yapıyordum.
I know I ´ ve been playing hard to get, and I do like you.
Kendimi ağırdan sattığımı biliyorum ve senden hoşlanıyorum.
He's playing hard to get.
Zoru oynuyor da.
- Yeah. You keep playing hard to get. You mark my words, you'll come around.
Pekala, kendini ağırdan satıyorsun ama sözlerimi unutma, yola geleceksin.
- Playing hard to get?
- Efelik mi yapıyorsun?
You playing hard to get?
Oyunu zorlaştırıyor musun?
- Hello, Roz, playing hard to get?
Merhaba Roz. Elde edilmesi zor kadını mı oynuyorsun?
You're playing hard to get.
Zor kadını oynamak istiyorsun.
Oh, so now you're playing hard to get.
- Oh... öyleyse şimdi elde edilmesi zoru oynuyorsun.
She's just playing hard to get. Go to Grandpa.
Elde edilmesi zoru, oynuyor.
Kelly, Kelly. That's not playing hard to get.
Kelly'ciğim, bu şekilde ağırdan satmış olmayız, değil mi?
He's just playing hard to get.
Naz yapıyor sadece.
Just playing hard to get.
Sadece naz yapiyorum.
Playing hard to get, eh?
Zoru oynuyorsun demek?
Don't start playing hard to get.
Yine zor erkeği oynamaya başlama, John.
She's kind of playing hard to get.
Elde edilmesi zor kadını oynuyor.
Playing hard to get, I see.
Demek zor kadını oynuyorsun.
Playing hard to get?
Zoru oynuyorsun. Hoşuma gitti!
Well, I thought you were playing hard to get.
Gelmekte zorlandığını düşündüm.
Why are you playing hard to get?
Neden çok sert oynuyorsun?
He's playing hard to get.
Naz yapıyor.
Ms. Tae Gong Shil, you should give it a rest and stop playing so hard to get, okay?
Bayan Tae Gong Shil. İtme-çekme taktiği uygulamayın işe yaramaz.
Maybe she's playing hard-to-get, but hard-to-get for me used to mean I'd have to sit through dinner.
Belki ulaşılamazı oynuyor olabilir ama benim için ulaşılamaz demek, yemek boyunca masada oturmak anlamına gelirdi.
She's just playing hard to get.
Zor elde edilir kadını oynuyor.
She's just playing hard-to-get, hm?
Hanımefendi hoşlanmıyorum numarası yapıyor, ne dersin?
Anyway, theywere all talking about how hard it is... for my folks to get along with your folks... so Leonard suggested we get them all together... and next thing you know, Larry and Edward are playing Hacky Sack in the driveway... and your mom insists we stay for dinner and Pictionary.
Her heyse, bizimkiler uzun zamandır sizinkilerle takılmadıklarını söylediler. Leonard da hep birlikte olmamızı önerdi. Bundan sonra Larry ve Edward garajın önünde futbag * oynuyorlardı.
He's, uh, he's just playing hard to get.
Kendini biraz ağırdan satıyor.
- Please don't punish me for playing hard-to-get last night.
- Hayır Frasier. Lütfen Dün gece zor adamı oynadığım için bana kızma.
This playing-hard-to-get thing is not working.
Bu zor elde edileni oynamak işe yaramıyor.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]