English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ C ] / Come on already

Come on already tradutor Turco

418 parallel translation
Come on already!
Hadi ama!
Listen, will you come on already with the optometrist bit?
Dinle, Birazdan da göz doktorlarından mı bahsedeceksin?
Come on already.
- Hadi koçum.
Come on already. ANNOUNCER :
- ( TV ) Atlar starta girdi
Would you come on already?
Gelir misin lütfen?
- What, are you grabbing already? - Come on.
- Şimdiden tırtıklıyor musun?
I was already on my way home and something seemed to come over me a sort of trance.
Eve geliyordum, birden bir şey oldu, bir çeşit trans. - Otobüsten indim...
Come on, we wasted enough time already.
Haydi, yeterince vakit harcadık.
Then when I come back, he's already on trial.
Sonra geri döndüğümde, yargılanıyordu.
Come on with that rope already.
Haydi getir şu ipi.
Come on, already.
Hadi ama.
WILL YOU COME ON ALREADY?
Artık gidebilir miyiz?
Come on, I already forgot everything.
Hadi, zaten herşeyi unuttum.
The Rot Front organization had already been banned, and it was extremely dangerous to come out on the streets.
Onlardan bazıları belkide kızıl cephe yürüyüşünü hatırlıyorlardır. O zaman yasaklanmıştı bile. Sokağa çıkmak hayati tehlike demekti.
Come on, come on. Let's go in already.
Haydi, içeri girelim artık.
Bobby's got you scoring for him already, huh? Come on.
Şimdiden sana alışveriş yaptırmaya başladı demek.
Come on, it's late already.
- Haydi, Umberto, geç oldu.
Come on, you already hauled my ass in last week, hard-on.
Yapma, daha geçen hafta kıçımı fazlasıyla çekiştirdin.
Come on with the signature already.
Haydi imzala.
Come on, Laurie. I think you've had too many drinks already.
- Laurie, bence yeteri kadar içtin.
Come on, guys, is already under way.
Hadi çocuklar, Doktor Tiersten buraya geliyor.
Come on, Vlad, we're already here.
Hadi Vlad, geldik artık.
Come on, hurry the hell up with that flat tire, already, let's get going.
Hadi, şu lanet lastiğin işini halledin de gidelim artık.
Come on, stop already with your fucking drumming!
Haydi, kes şu lanet gürültüyü!
Come on with this thing already.
Hallet işte şu şeyi.
I already know what I want. Come on.
Ne alacağımı biliyorum zaten.
[sighs] Come on, already, there's work to do.
Haydi, yapacak çok işimiz var.
Hamlet's out there ranting on about God-knows-what in that soliloquy of yours, and Claudius is already in the wings waiting to come on with that very funny codpiece waiting!
Hamlet ise, şu senin ne-yazdığını-Tanrı-bilir konuşmanla atıp tutuyor, Cladius ise yan odada komik kasık bağıyla sahneye çıkmayı bekliyor bekliyor!
Oh, for God sakes you already did it! Hey hey, hey hey! Come on.
Tanrı aşkına, bağlamışsın bile.
- Come on, come on, already!
- Hadi, hadi, acele et!
Come on, already.
Hadi ama artık.
Come on, Lieutenant, I already answered that.
Yapmayın, Komiser, ben onu yanıtlamıştım.
Come on, we're already here.
Hadi, geldik zaten.
We're not having a white wedding... as I've already moved in with Anna. Come on.
Anna'yla anlaştığımız gibi... beyaz bir Nikah töreni yapmayacağız.
I mean, you come up here and drop this atom bomb on my head... and tell me that the divorce is already in the hopper?
Yani geldin, burada kafama bu atom bombasinı patlattın... Buraya zaten boşandığınızı söylemeye mi geldin?
Come on. It's halfway over already.
Hadi, neredeyse oldu zaten.
- Come here. Come on. - Would you forget the stupid kid already?
Buraya gel.
So come on and shoot me already.
Öyleyse neden beni vurmuyorsun.
Come on, already!
Haydi ama!
Come on, serve already.
Servis at! - Bu aptalca!
- Come on, I already went.
- Anlattım ya.
Oh, come on Peg, I already got skinned once today.
Yapma Peg, bugün zaten bir kere derim yüzüldü.
He's already beat up. Come on now.
- Zaten dayağını yedi.
Come on, cough it up. Spit it up, already.
Hadi ama, öksür, çıkar şunu!
Oh, come on, just tell me your code already.
Oh, hadi, ne olsa şifreni söyledin.
Come on down already, I'm telling you!
Hadi aşağıya gel, sana söylüyorum!
Come on, I thought we've been through this already.
Haydi ama, bu konuyu konuştuk sanıyordum.
- Oh, no, I'm in already. Come on.
Hayır, zaten içeri girdim bile.
Come on, already.
Haydi, dur.
Well, you can't come on Thursday, Paul, because Thursday's already Thanksgiving.
Perşembe gelemezsin Paul, o gün zaten Şükran Günü.
I already have plans. Come on.
Sağ ol cicim, çıkışta planım var.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]