He already knew tradutor Turco
188 parallel translation
He already knew about Cooney, and he was straightforward and understanding.
Cooney'nın neye mal olduğunu biliyor, beni anlayışla karşıladı.
So if I choose the bad action, He already knew it.
Yani ben kötü davranışı seçersem, O zaten biliyordur.
He already knew that you and I were together.
Birlikte olduğumuzu biliyordu zaten.
At a tender age he already knew all the scores by heart.
Daha çok küçük yaşta tüm partisyonları ezbere biliyordu.
On the way, somehow, he had learned, he already knew.
Yolda bir şekilde zaten bildiği bir şey öğrenmişti.
- I wanted him to know. He already knew!
- Bana sordun, cevabında bu işte!
He already knew it.
Biliyormuş zaten.
- He already knew.
Zaten biliyordu.
After 5 minutes in the car, he already knew how to drive!
5 dakika arabada kalınca, sürmesini öğrendi sayılır!
He already knew what was happening, and the next day, everyone else did, too.
Dışarıda olup bitenlerden haberdardı. Ertesi gün ise artık herkes biliyordu.
Or it's posible that he already knew there'd be explosives at that entrance.
Ya da orada patlayıcı olacağını biliyordu.
But he already knew that.
Ama o bunu zaten biliyordu.
It'sure he already knew that there are victims.
Bugün kayıplar olduğunun farkındasınız mutlaka.
He said that he had told Lindsay or that he was going to tell her... or that she already knew somehow, but I didn't ask anything else.
Lindsay'ye söylediğiyle ilgili bir şeyler söyledi, biliyor muymuş neymiş? Ama başka hiçbir şey sormadım.
He already knew what was poisoning him.
Onun neyi zehirlediğini zaten biliyordu.
Maybe he already knew her.
Belki de onu zaten tanıyordu.
He already knew.
Zaten biliyordu.
Now, I know you did not go in there to tell this guy something he already knew.
İçeri girip ona bildiği bir şeyi söylemediğini biliyorum.
Before I knew what was happening he was already sentenced.
Daha neler olduğunu öğrenemeden önce verilmiş cezası.
Ramson already knew that Journet disappeared but did he know where?
Ramson, Journet'in kaybolduğunu zaten biliyordu ama nerede olduğunu biliyor muydu?
He knew already.
Zaten biliyormuş.
I say there's some things a boy can learn that he never knew about, so that later, when he needs'em, he's already got'em.
Bence bir çocuk bilmediği şeyleri öğrenmeli ki, daha sonra onları gördüğünde ne olduklarını bilsin.
He knew already about us when he came here last night.
Dün gece buraya geldiğinde hakkımızdaki şeyleri biliyordu.
I knew Jimi could take more of anything than we could... because he was already abnormal.
Jimi'nin kapasitesi bizim iki katımızdı. Çünkü o zaten normal değildi. Yani bir şeyler kullandığı zaman... normal haline kavuşuyordu.
He knew my successor was already appointed!
Yerime birinin çoktan atanmış olduğunu biliyordu!
He told me the things I already knew.
Bana bildiğim şeyleri anlatıyordu.
If I knew who it was, he would already be in jail.
Kim olduğunu bilseydim çoktan kodesi boylamıştı.
And before we knew what was going on, he'd already disarmed one of them.
Biz daha ne olduğunu anlamadan birinin silahını almıştı bile.
Julius already knew that he was the product...
Julius, Amerikan Hükümeti tarafından da desteklenen..
That means that he was got used, already it was not doing difference, or then he knew that his slavery soon it would reach the end.
Ya o kadar alışmıştı ki artık umursamıyordu, ya da zincirlerini yakında koparacağını biliyordu.
- I asked him to find out about the murdered woman, but he knew all about her already.
- Maktülün kim olduğunu bulmasını istedim ama, zaten biliyordu.
And besides he already knew things. He spoke their languages.
Dillerini konuşabiliyordu.
If I knew where he was, he'd be in the city already.
Nerede olduğunu bilseydim çoktan onu şehre götürmüştüm.
He's named Otto, but you already knew that probably.
Adı Otto, ama sen zaten bunu biliyorsundur.
My buddy Sélim knew it, he had already crossed it.
Arkadaşım Selim biliyordu orayı, onunla kaçmıştık.
- He said, "Which we already knew."
- "Onu zaten biliyoruz." dedi.
Xander, you already knew he was taking over your life and you didn't think aboutAnya till just now?
Xander, hayatını ele geçirdiğini biliyordun Ve Anya şimdi mi aklına geldi?
He said that Jamie's mother... knew people at the State Department. That I was already as good as gone.
Jamie'nin annesinin Dışişleri'nde tanıdıkları olduğunu ve buradan mutlaka gönderileceğimi söyledi.
They even took a fat boy I knew. He was already 34.
Tanıdığım 34 yaşındaki şişman bir adamı bile askere almışlardı.
But they knew he was already dead, that they had killed him with the bomb.
Ama öldüğünü biliyorlardı, onu bombayla öldürdüklerini.
And, yes, it's emotional, but I already knew he was killed.
Ve evet, duyusal bir şey. Ama babamın öldürüldüğü biliyordum.
We already knew he was headed there.
Oraya gittiğini zaten biliyoruz.
actually, he already knew what he would do.
Aslında, o zaten ne yapacağını biliyordu.
What we already knew what he found out as Angelus.
Onun Angelus iken bulduğu ve bizim de bildiğimiz şeyler.
The accused already admitted he knew the rebels... were subjects of the Empire.
Sanık çoktan asilerin imparatorluğun... halkı olduğunu kabul etti.
- He confirmed what I already knew.
- Zaten bildiğim şeyleri doğruladı.
I knew that he / she already had him / it seen.
- Seni bir yerlerde gördüğümü biliyordum.
You said you already knew he was seeing someone.
Biriyle görüştüğünü bildiğini söylemiştin zaten.
It's as if he knew who did it already.
Sanki kimin yaptığını zaten biliyormuş gibi.
Yeh, yeh, I knew that already, but did it say anything about a girl?
He he, bunu zaten biliyordum, ama bir kız hakkında bir şey söylüyor mu?
If he knew, we would be dead already.
Sakin ol, Cimber. Eğer bilseydi, şimdiye ölmüş olurduk.