He already knows tradutor Turco
281 parallel translation
He already knows that!
O herşeyi biliyor!
He already knows.
O zaten biliyor.
- He already knows it.
- Biliyor zaten.
He already knows he's a boy.
Daha şimdiden oğlan olduğunu biliyor.
He already knows.
Zaten biliyor.
I believe he already knows you.
Sanırım o seni zaten tanıyor.
And he's right, he already knows I'll never do that.
Haklı bunu asla yapamayacağımı biliyor.
He already knows it.
Kendiside biliyor
I think he already knows.
Sanırım çoktan biliyor.
He already knows it, nephew.
Zaten biliyor Yeğen.
He already knows how to bow?
Eğilerek selam vermeyi öğrendi mi?
Tell Nolan that he must accept what he already knows in his heart.
Nolan'a söyle, kalbinde bildiğini kabullenmesi gerek.
He already knows that, Anjin-san.
Bunu zaten biliyor, Anjin-san.
He already knows you're there.
Orada olduğunu biliyor.
So we find ourselves before a child who only wants to learn what he already knows.
Özetlemek gerekirse... Karşımızda zaten bildiği şeyleri öğrenmeyi istemeyen bir çocuk var.
He already knows.
Zaten haber verdim.
He already knows his ABCs.
Şimdiden alfabeyi biliyor.
He already knows how to go to the bathroom, and he's too young to drink.
Tuvalete nasıl gidildiğini de biliyor ve alkol kullanmak için daha çok küçük.
- Wait, let's tell the Bishop first. He already knows.
- Bekle, Piskopos söylemek gerekmez mi?
Something tells me he already knows.
İçimden bir ses çoktan öğrendiğini söylüyor.
He already knows. You can stop...
"Baba, baba dur"
He already knows too much.
O çok şey biliyor.
Someone visits you to make you say, what he already knows, for the pleasure of hearing you repeat it.
Birisi geliyor sizi ziyaret ediyor ve zaten bildiği şeyleri, size tekrar söyletmeye çalışıyor.
He says he already knows what she will say.
Kızımın ne cevap vereceğini bildiğini söylüyor.
He already knows!
Biliyor zaten!
Callie, they would just charge us a lot of money... to teach him what he already knows.
Onun zaten bildiği şeyleri öğretmek için bizden bir sürü para alırlar sadece.
- Oh, I think he already knows.
- Bence o bu gerçeği zaten biliyordu.
He already knows.
Çoktan biliyor.
He already knows the punishment we can hand out.
- Verebileceğimiz cezayı zaten biliyor.
He already knows you, Tina.
Zaten haberi var, Tina.
He already knows you are here.
Çoktan burada olduğunu öğrenmiş.
He already knows Soneji didn't run the ransom.
Fidye işini Soneji'nin yürütmediğini zaten biliyor.
He already knows about everything you can't do.
Yapamayacağın şeyleri zaten biliyor.
Look, he knows you already.
Bak, seni tanıyor artık.
He knows already.
Artık biliyor.
- He already knows.
O sende ondan olduğunu biliyor.
I'm sure he'd want to help, but he's already told you everything he knows.
Yardım etmek isterdi, buna eminim. Fakat zaten size tüm bildiklerini anlattı.
He's already told you everything he knows.
Sana tüm bildiklerini söyledi zaten.
Of course, he's in prison up at Capesville, so odds are he knows how to make the juice already.
Şimdi Capesville hapishanesinde bu demektir ki, o da kaçak içki yapmasını öğrenmiş.
He is now only two minutes old, but already he knows about camouflage.
Daha iki dakikadır yaşıyor, ama şimdiden gizlenmeyi biliyor.
He knows you already.
Seni çoktandır tanıyor.
God knows how much I suffer. Here you are, Momo... He's better already.
Ne kadar sıkıntı çektiğimi bir tek Tanrı bilir, Momo...
He's already lost an arm, and now he runs back to the guys who were to blame for it, No one knows what really happened,
Size neden bakmalıyım? Tanrım!
Before he even knows that he's hungry she's already there with his plate
# O daha acıktığının farkına varmadan # onun tabağını getirmişti
- He knows how to get his butt kicked. - I already know that move.
Nasıl kıçına tekme yeneceğini biliyor.
He knows the Antilles from TV and sees himself on a surfboard already.
Televizyonda Antille'leri izledikten sonra, gün boyu kendini yelken eğitimine verdi.
Now, he has already removed the securities from the bank, but knows this will not be discovered until Thursday afternoon.
Tahvilleri bankadan çıkarmıştı ancak bunun Perşembe öğlene kadar açığa çıkmayacağını biliyordu.
Be necessary to maintain the composure, he knows already.
Bilirsiniz soğukkanlılığı korumak gerek.
Everyone knows he's already set the line-up.
Herkes bilir onun takımı zaten hazırdır.
He knows too much already.
Fazla şey biliyor.
If he doesn't already have it. I mean, who knows where he's been?
Eğer daha önce bulmadılarsa İblis kim bilir nerededir.