English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ I ] / I get bored

I get bored tradutor Turco

389 parallel translation
- I get bored at night.
- Gece çok sıkıldım.
I get bored too fast.
Çabuk sıkılırım.
I get bored, lonely all day long.
Tüm gün yalnız olmaktan sıkıldım artık.
I get bored.
Sıkılırım.
I can't look for too long, though,'cause I get bored.
Çok uzun süre bakamıyorum çünkü sıkılıyorum.
It's just in the factory I get bored, I get so fucking bored
Fabrikada canım sıkılır, ben de taşaklarımı birbirine çarparım.
When I get bored.
Canım sıkıldığında.
Don't be late though, you know I get bored at home alone!
Geç kalma yine de evde tek başıma sıkılıyorum.
I get bored, miss my friends.
Burada biraz sıkıldım ; arkadaşlarımı özlüyorum.
I get bored so easily.
Çok çabuk canim sikiliyor.
- How can I get bored with Daddy?
- Babandan nasıl sıkılabilirim ki?
I get so bored I could scream.
O kadar sıkıldım ki, çığlık atabilirim!
- Did you get bored? - No, I tried to open up a conversation... with your friend in there, but he seems to be dead.
- Hayır, salonda oturan arkadaşınızla konuşmaya çalıştım ama ölmüş gibi görünüyor.
I asked Nurse Erna to fix up a bridge four. We don't want to get bored.
Hemşire Erna'dan briç oynamak için dört kişi ayarlamasını istemiştim.
I'm anxious to get. I'm most frightfully bored with the usual conglomeration of pieces that we can pick up on the other side.
Öte taraftan elde edebileceğimiz sıradan derleme parçalardan çok sıkıldım.
And I let you in because well, housewives can get awfully bored sometimes.
İçeri girmene izin verdim çünkü anlarsın ki ev hanımları bazen sıkıntıdan patlayacak hâle gelir.
You're going away. I get to stay here and be bored.
Sen dışarıdasın nasıl olsa, evde çakılı kalan benim.
I will get bored if I'm not with you.
Yanında olmazsam canım sıkılır.
I'm afraid she might get a little bored with nothing to do.
Korkarım evde hiç bir şey yapmadan biraz sıkılacak.
I get so bored in this house.
Bu evde çok sıkılmaya başladım.
Oh, Mike, I hate to seem impatient with you, but you must admit a girl can get quite bored with having her evenings spoiled by the ghost of Sidney Pythias.
Sana karşı sabırsız olmak istemem ama bir kız, bütün gecelerinin Sidney hayaleti tarafından bozulmasından sıkılabilir.
Oh, as for Paula, better keep me occupied so I don't get bored.
Oh, Paula'ya gelince, beni meşgul etse iyi olur böylece sıkılmamış olurum
I was beginning to get bored.
Burada oturduğumdan beri çok sıkılmaya başlamışdım.
I'm afraid I'll get bored there.
Korkarım orada çok sıkılacağım.
I'd get bored.
Sıkıldım.
I wouldn't get bored and I'd take advantage of it.
Ben sıkılmazdım ve bunu kullanmak için de elimden geleni yapardım.
I get so bored. You can`t imagine how bored I get.
Canım öyle sıkılıyor ki...
I might get bored!
Belki canım sıkılır!
My only concern was to know if I would get bored with her.
Tek derdim onunla sıkılıp sıkılmayacağımı öğrenmekti.
- I get so bored, I get so bloody bored.
Acayip feci sıkılıyorum.
I was starting to get bored
Sıkılmaya başlamıştım.
I know some people get bored, but I don't know what it means!
Bazı insanların sıkıldığını biliyorum ama ben sıkıntının ne demek olduğunu bilmem!
I want to get bored with you, eat with you.
Seninle sıkılmak, seninle yemek yemek istiyorum.
They have no souls, but sometimes they get bored and I throw them my leftovers
Onların ruhu yoktur... fakat bazen sıkılırlar ve ben de onlara artıklarımı atarım...
I was just thinking you might get rather bored living all alone in this house.
Sadece bu evde yalnız başınıza yaşamaktan sıkılacağınızı düşünüyorum.
It's kind of getting late, and I'm bored. Let's get out of here.
İyice geç oldu ve ben sıkıldım.
Jesse, I get so bored sitting around doing nothing lately.
Jesse, son günlerde boş boş oturmaktan çok sıkılıyorum.
Take care that I don't get bored.
Sıkılmamam için elinizden gelini yapıyorsunuz!
I would most certainly tell you if I knew... because what I want more than anything is for Milena to get bored with you... as soon as possible... and it may come as a surprise to you, more for her sake than for mine.
Milena için her şeyden çok istediğim tek şey, sizden sıkılmasıdır olabildiğince çabuk. Ve size sürpriz yapmak için gelebilir, benden çok sizin hatırınız için.
- I get bored of it.
Sıkıldım artık.
I didn't travel 6,000 miles to get bored.
6.000 mili boş yere gelmedim.
I'm going to leave you a book, in case you get bored.
Sana kitap getirdim. Sıkılınca okursun.
I thought if Casanova and I had nothing to say to each other... he'd get bored, go away.
Casanova ile benim birbirimize söyleyecek hiçbir şeyimiz olmazsa... sıkılır ve gider sanmıştım.
I know I will get bored of her someday.
Senin, bir gün ondan sıkılacağını biliyorum.
Next time you get bored, give me a call and I'll come and kill you. Bye, Edmund, and thanks for everything!
- Hoşçakal Edmund, ve herşey için teşekkürler.
So long, suckers! Next time you get bored, give me a call and I'll come and kill you.
'ÜZMEK'Aynı şey gibi...'DÜZM...'
Everything's here. There's a TV if you get bored.
SıkıIırsan televizyon da var.
I kick you in the head you've got nothing to say get out of my way'cause I gotta get away you never realize I take the piss out of you you come up and see me and I beat you black and blue I'm bored! I could be standing over at lions and, like, pulling.
Sıkıldım!
I mean, don't you get bored sitting around all day?
Tüm gün oturmaktan sıkılmıyor musun?
God, sometimes I get so bored...
"Üstü kalsın".
I'll get bored.
Sıkılırım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]