I must know tradutor Turco
4,405 parallel translation
I must know if Dimitrov is involved.
Dimitrov'un karışıp karışmadığını bilmeliyim.
I must know.
Bilmeliyim.
I was put in hank's life for a reason. I must know why.
Hank'in hayatına bir amaç için sokuldum ve sebebini bilmek istiyorum.
I beg of you, I must know if she lives.
Yalvarırım, yaşıyor mu öğrenmeliyim.
I am me, but I must push past my borders if I'm ever to truly know you.
Ben benim. Ama seni gerçekten tanıyabilmem için sınırlarımı zorlamam gerekir.
I know how this must seem to you, and I'm sorry for all of it but you have to trust me right now.
Sana tüm bunların nasıl geldiğini biliyorum ve çok da üzgünüm fakat şu an bana güvenmen gerek.
I must have. I - I don't know, maybe I got up to let the dogs out, and, and, and then...
Bilmiyorum, belki de köpekleri dışarı çıkarmak için çıkmışımdır ve sonra...
Since i met a girl named Olga Neuberger in my freshman badminton class, if you must know.
Hazırlık badminton sınıfımda Olga Neuberger denen kızla tanıştığımdan beri, illa da bilmen gerekiyorsa.
I know what it must be like with the readings, the auditions, the pressure.
Okumaların, seyircileri ve baskının nasıl bir şey olduğunu bilirim.
I don't know why Joe chose you. You must be a good man.
Joe'nun seni seçtiğini bilmiyorum ama iyi biri olmalısın.
Because as far as I know my nephew.. .. he must have messaged Salim and called him here.
Çünkü yeğenim bildiğim kadarıyla..... Salim'e mesaj attı ve onu burada aradı.
I know this takes a terrible toll on you, and you must be careful,
Bunun seni kötü etkilediğini biliyorum.
Inspector, I know you must question her further but I would lodge her in my care until you next have need of her.
Müfettiş, sorgulamanız gerektiğini biliyorum ama tekrar ihtiyaç duyana kadar kız benimle kalsa daha iyi olur.
I know that must have been hard for you.
Bunun senin için üzücü olduğunu biliyorum.
♪ And I know that this must be heaven ♪
♪ And I know that this must be heaven ♪
Caro, I know that this must be really difficult...
Caro, biliyorum çok zor bir durum olmalı...
I don't know, but the amount of pain an angel must be in not just to manifest through shrubbery, but to burn.
- Bilmiyorum. Meleğin içinde olduğu acı sadece çalıyı yakmasıyla dinmeyecektir.
Now I know that must have hurt.
Bu acıtmış olmalı
I don't know what to do! We must get a doctor.
Ne yapacağımı bilmiyorum!
I'll tell him, no one must find out you know each other.
- Söylerim. Birbirinizi tanıdığınızı kimse öğrenmemeli. - Anladın mı beni?
I know it must make you feel like a big loser.
Büyük bir ezik gibi hissettiğini biliyorum.
As a servant of God, I know what I must do.
Tanrının hizmetkârı olarak, yapmam gerekeni biliyorum.
I know I must seem like some groupie to you.
Biliyorum, gözüne hayran gibi görünüyorum herhalde.
I see that you lost your dad recently. I know how hard that must be.
Babanı yakın zamanda kaybettiğini ve bunun ne kadar zor olabileceğini biliyorum.
I don't know. Must have been busy or something?
Ne bileyim meşgul falanımdır?
The Prophet has said, "Go", and go we must, for I know this to be the true church of God.
Peygamber gitmemizi söyledi ve gitmeliyiz ki.. ... bunun Tanrının gerçek kilisesi olduğunu bilelim.
Well, if you must know, I'm about to mount an all-dead-fly-from my-windowsill production of "pippin," so... Yeah.
Madem bilmek zorundasın, penceremdeki ölü sineklerden bir Pippin sahnesini canlandıracağım.
I don't know. That person must love you a lot. Probably.
- Hediye eden insan seni çok seviyor olmalı.
And if you somehow are connected to the barn, then maybe you can hear something that can help me find my friend Audrey,'cause she must've fallen out of the barn at the same time as me, but I don't know where.
Eğer bir şekilde ahırla bağlantın varsa arkadaşım Audrey'i bulmama yardımcı olacak bir şeyler duyabilirsin. Çünkü o da benimle aynı zamanda ahırdan düşmüş olmalı ama nerede olduğunu bilmiyorum.
I know, but time must move differently when you're inside the barn.
Biliyorum ama zaman ahırda farklı işliyor olmalı.
The way Boyd had me press that preacher's sister, I figure, you must know something that could hurt him real bad.
Boyd'un benden vaizin kız kardeşinin üzerine gitmemi istemesinden sonra senin Boyd'a ciddi derecede zarar verebilecek bir şeyler bildiğini anladım.
I know that they say you didn't, but... you must have.
Yapmadığını söylüyorlar ama mutlaka yapmış olmalısın.
- I know this must hit close to home for you.
- Ben bu sizin için eve yakın vurmak gerekir biliyorum.
I don't know. The, um... misplaced screw must have somehow released the aneurysm.
Bilmiyorum., Um... yanlış vida olmalı şekildeanevrizma yayınladı.
Look, I know how much pain your knee must be in right now.
Ben biliyorum, bak ne kadar acı diz şu anda olmalıdır.
I know this must be a nightmare for you.
I... Ben bu sizin için bir kabus olmalı biliyorum.
Riley. I know how disappointing this must be.
Hayal kırıklığına uğradığını biliyorum Riley.
I know this must seem crazy to you. It does.
- Çok garip göründüğünü biliyorum.
Rosie, I know what you must be thinking, but...
Rosie, ne düşündüğünü biliyorum. Ama...
I know you all think she must have said summat, but she didn't.
Biliyorum hepiniz benimle konuştuğunu düşünüyorsunuz ama konuşmadı.
Well, I'm not sure how to start, but before I do, you must know that I would only be as bold as this if I felt it was for your benefit.
Nasıl başlasam bilemiyorum. Ama önce söylemeliyim ki... Sizin yararınıza olacağını düşünmesem...
You must know that what I'm saying is true.
Söylediğimin doğru olduğunu biliyor olmalısınız.
Well, I know how it must look.
Nasıl görünmesi gerektiğini biliyorum.
And I know that you must think I'm dead, and I want to tell you so badly that I'm not.
Öldüğümü düşündüğünü biliyorum. Sana ölmediğimi söylemeyi çok istiyorum.
I am. I know how you must feel, and I am so sorry.
Neler hissettiğini biliyorum ve gerçekten çok üzgünüm.
It must be enough to know that I stand wounded.
Yaralı olduğumu bilmeye yetecek kadar.
You know I must stay.
Kalmak zorunda olduğumu biliyorsun.
If you must know, I punched a Nazi sympathiser after he insulted my lady friend.
Anlayacağınız bir Nazi sempatizanını hanım arkadaşıma hakaret edince yumrukladım.
Emma... I know how much you love your father, and I know how difficult and painful this all must be for you.
Emma, babanı ne kadar sevdiğini ve bunların ne kadar zor ve acı verici olduğunu biliyorum.
Well, you know I'm obsessive, that's why I must have everything perfectly organized.
Şey, Biliyorsun ben bağımlıyım, İşte budur, Neden herşeyi mükemmel bir şekilde yapmak zorundayım.
- I know how frustrating this must be. - Really?
Bak, sinir bozucu olduğunu biliyorum ve böyle de olmalı.
i must go now 56
i must be off 37
i must apologize 23
i must say 782
i must go 352
i must 253
i must see you 31
i mustn't 31
i must go home 22
i must have 73
i must be off 37
i must apologize 23
i must say 782
i must go 352
i must 253
i must see you 31
i mustn't 31
i must go home 22
i must have 73