Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ I ] / I must admit

I must admit перевод на турецкий

863 параллельный перевод
I must admit it's more desirable than living in a packing case on a city dump.
Kabul etmem gerekir ki şehir çöplüğünde bir sandık içinde yaşamaktan daha hoş.
While our tank was being filled near Bayonne... pretending to go buy a paper... bravely or like a coward, I fled... from my exquisite creature... as if fleeing fate... yet rather painfully... for I must admit she was the only woman in my life... whom I almost truly loved.
Arabanın deposunu Bayonne yakınlarında doldururken gazete alıyor süsü vererek cesurca ya da korkakça o muhteşem yaratıktan sanki kaderimden acı dolu bir şekilde kaçarmış gibi uzaklaştım ve kabul etmem gerekir ki hayatımda neredeyse gerçek anlamda sevdiğim tek kadın oydu.
But I must admit I should feel a little more comfortable... if you would tell me frankly why all this - the wandering, the disguise.
Ancak kabul etmeliyim ki, niçin böyle bir kılıkta dolaştığını... dürüstçe anlatırsan kendimi biraz daha rahat hissedeceğim.
Well, I must admit I might not be alive now, only for you.
Kabul etmeliyim ki, sen olmasaydın hayatta bile olamayabilirdim.
I must admit, that's very nice.
Kabul etmem gerekir ki dedikleriniz çok hoştu.
I must admit, though she's lit She looks a bit sweet
Kabul etmeliyim ki, parlasa bile Çok tatlı gözüküyor
I must admit, you put some very convincing arguments on this table.
Kabul etmem gerekir ki bu masada oldukça ikna edici konuşmalar yaptınız.
But I must admit you're beginning to interest me, Mr. Van Cleve.
Ama kabul etmem gerekir ki ilgimi çekmeye başladınız Bay Van Cleve.
To me she was just another attractive girl... but, I must admit, attractive.
Benim için başka bir çekici kadın dahaydı ama kabul etmem gerekir ki çekiciydi.
Oh, I must admit, the idea of defending a cause célèbre...
Kabul etmeliyim ki, meşhur bir davayı savunma fikri...
I must admit that my purpose in going to see the Bishop... was to have you transferred.
Kabul etmeliyim ki Piskopos'la görüşme amacım senin... yerinin değiştirilmesiydi.
Yes Watson and I must admit that I'm completely baffled.
Evet Watson ve kabul etmek zorundayım ki tamamen boşa uğraştım.
Well, I must admit you've aroused my curiosity.
İtiraf etmeliyim, merakımı uyandırdınız.
I must admit, it is a considerable letdown.
Önemli bir hayal kırıklığı olduğunu itiraf etmeliyim.
Yes, I must admit they are.
Öyle, itiraf etmeliyim ki, aynı.
To be truthful with the child, I must admit I haven't any other plans.
Çocuklarımıza karşı gerçekçi ve tamamıyle dürüst olmak için... itiraf etmeliyim ki, başka bir planım yok.
I must admit he exhibits the most extraordinary capacity for middle age that I've ever encountered in a young man of 24.
Ondaki orta yaşlı erkek tavırlarını, bugüne kadar 24 yaşındaki hiç kimsede görmediğimi itiraf etmeliyim.
Gentlemen, I must admit at this moment I...
Beyler, itiraf etmeliyim ki şu an....
Yes, I must admit... I have underestimated you.
Evet, itiraf etmeliyim ki seni küçümsemişim.
But I must admit she's beautiful.
Ama güzel olduğunu itiraf etmeliyim.
Akiyama hasn't been very welcoming, I must admit.
Akiyama seni pek hoş karşılamadı, kabul ediyorum.
Well, yes, I must admit I smoke.
Evet, itiraf etmeliyim, içerim.
- I must admit to being guilty of the same offense as our mutual ancestor, Your Majesty.
- Ortak soyumuz gibi işlediğim aynı suçu itiraf etmeliyim Majesteleri.
Of course, I must admit I was pretty much upset by them.
Ve elbette itiraf etmeliyim ki, o sözler beni altüst etmişti.
I must admit I had a few anxious moments under the spell D.A.'s brilliant eloquence.
D.A.'nın parlak belagati karşısında kaygılı anlar yaşadığımı kabul ediyorum.
An engine is broke, I must admit it.
Motorun biri bozuldu.
I hope so, but I must admit I was pretty scared.
Umarım yakalayabilmişimdir, ama çok korktuğumu da itiraf etmeliyim.
I must admit, i'm irritated over your sudden trip to copenhagen.
Kabul etmeliyim ki bu ani Kopenhag yolculuğun beni rahatsız etti.
The man they had was suddenly taken ill and they need someone at once... so I spoke with the personnel manager and... I must admit I wasn't quite frank with him. I mean...
Çalışanlarından biri aniden rahatsızlanmış ve acilen birisine ihtiyaçları varmış ben de personel müdürüyle konuştum ve itiraf etmeliyim ki ona karşı çok açık sözlü değildim, yani...
I must admit, I didn't quite know how to answer her first question.
İtiraf etmeliyim ki ilk sorusuna ne cevap vereceğimi bilemedim.
I don't know if that kind of thinking's healthy but I must admit I've had some thoughts on those lines from time to time.
Bu düşünce tarzı sağlıklı mıdır bilmiyorum ama itiraf etmeliyim ki zaman zaman bu meslekleri aklımdan geçirdim.
Though, I must admit that judging.... from the casualties, the efforts of your regiment must have been considerable.
Ancak ben de itiraf edeyim kayıplarınıza bakılırsa... alayınızın çabaları mutlaka göz önüne alınmalı.
I must admit, Miss Herbert, you're something of a surprise to me.
İtiraf etmeliyim ki, Bayan Herbert, benim için bir tür sürpriz oldunuz.
Though I must admit that the prospect of acting as mayoress quite terrifies me.
Gerçi kabul etmeliyim ki, başkan karısı olarak hareket etmek beni oldukça dehşete düşürüyor.
I must admit, I always suspected the public school education.
İtiraf etmeliyim ki eğitimi konusunda şüpheye düşmüştüm.
But I must admit I was pretty teed off the first time I came here.
Buraya ilk geldiğimde kızgın olduğumu itiraf edeyim.
You must admit I've got pretty good taste, haven't I?
Çok zevkli olduğumu kabul etmelisin, değil mi?
You must admit I travel light.
Kabul et ama, az eşyayla geziyorum.
Dad, you must admit, from the day I left Harvard, I earned every dollar I ever spent.
Baba, kabul etmen gerekir ki, Harvard'ı bıraktığım günden bu yana harcadığım her doları alın terimle kazandım.
Still, you must admit it's a very isolated location, and I've often thought of you out here alone without the protection of a man, the right man, could offer you.
Yine de buranın çok ıssız bir yer olduğunu kabul etmelisiniz. Çoğu kez sizin burada, doğru erkeğin sunabileceği korumadan yoksun halde tek başınıza kalmanız aklıma takılıyor.
I admit we women provide plenty of provocation, Mark, but there must be some way short of murder to demonstrate male exasperation!
Biz kadınların pek çok kışkırtıcı yanı olduğunu kabul ediyorum Mark ama erkeğin öfkesini sergilemenin cinayet haricinde başka bir yolu olmalı!
Now, Jonnie, I thought you said that my happiness was all that mattered and you must admit that you behaved as if it was.
Bak Jonnie, önemli olan senin mutluluğun demiştin ve gerçekten öyleymiş gibi davrandın.
I must frankly admit that I'm discouraged.
İtiraf etmeliyim ki bundan bezdim artık.
You must admit I try.
Denediğimi kabul etmelisiniz.
I am sure you have your reasons, but you must admit this is reckless even for your young age.
Ne yaptığınızı bildiğinizi zannediyorum. Genç olsanız bile bunun çok pervasızca olduğunu kabul etmelisiniz.
You must admit i  s difficult for Mark.
İtiraf etmelisin ki Suyin, durum Mark için zor.
I must admit I love them.
Onları çok sevdiğimi itiraf etmeliyim.
Oh, Mike, I hate to seem impatient with you, but you must admit a girl can get quite bored with having her evenings spoiled by the ghost of Sidney Pythias.
Sana karşı sabırsız olmak istemem ama bir kız, bütün gecelerinin Sidney hayaleti tarafından bozulmasından sıkılabilir.
I do. But you must admit there isn't much excitement.
Hoşlanıyoruz, Fakat itiraf etmelisin ki, burada fazla heyecan yok.
Must I admit that I'm bad, and that you win?
Sana "kötü bir iş yaptım, sen kazandın." demem için mi geldin?
But you must admit, I was right.
Ama haklı olduğumu itiraf etmelisiniz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]