Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ I ] / I must be

I must be перевод на турецкий

9,733 параллельный перевод
I must be ready to protect my son.
Oğlumu korumaya hazır olmalıyım.
I mean, I knew I must be a Power, but I didn't know how it worked.
Yani bir güç olduğumu biliyordum, Ama nasıl çalıştığını bilmiyordum.
Also, these girls and I must be on the final chopper out of here.
Ayrıca kızlarla birlikte son helikopterle buradan ayrılacağım.
Oh, I must be very close to home now.
Eve çok yaklaşmış olmalıyım.
If we're going to be working together, risking our lives together, then I must be able to trust you.
Eğer birlikte çalışacaksak, hayatlarımızı birlikte riske atacaksak, o halde size güvenmeliyim.
Dr. Masters- - from so long ago, well, I realized it must be a sign.
Dr. Masters, uzun yıllar öncesinden biri. Bunun bir işaret olabileceğini fark ettim.
I must appear to be non-partisan, so I need this done cleanly.
Benim taraf tuttuğum bilinmemeli. Bu yüzden iş çok temiz olmalı.
I know my own son, Blake, and I'm telling you there must be some mistake.
Ben oğlumu tanırım, Blake, sana bir yerde bir yanlışlık var diyorum.
I know this must be difficult for you.
Biliyorum, senin için zor olmalı.
I know how... hard this must be for you.
Bunun sizin için ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum.
I'M A FRIEND OF BORIS'S, AS YOU MUST BE HIS SISTER.
Ben Boris'in bir arkadaşıyım, siz de kız kardeşi olmalısınız.
Now I must bid you all adieu and admonish you to watch your proverbial butts, for I shall be back with a sledgehammer of justice prepared to lay Joseph waste to these four walls if you so much as touch a hair on my client's- -
Şimdi hepinize veda ediyorum ve sizlere kendi kıçlarınızı izlemenizi tembih ediyorum. Ben adaletin balyozuyla geldiğim zaman Joseph'i bu gereksiz dört duvar arasından bırakmaya hazırlanın. Eğer müvekkilimin kılına zarar gelirse...
Dear Roman, you must be standing in the lobby now, ready to leave for the airport, but I won't be coming.
Sevgili Roman, herhalde şu anda lobide havaalanına gitmeye hazır olmalısın, fakat ben gelmeyeceğim.
I know this all must be pretty overwhelming, but some advice I learned from developmental psych...
Bütün bu olayların yorucu olduğunun farkındayım ama sana gelişim psikolojisinde öğrendiğim bir tavsiyede bulunayım.
I guess it must be tough to spend a thousand years being the shoulder everyone else leans on.
Sanıyorum ki bin yıl boyunca herkesin başını dayadığı bir omuz olmak zor olsa gerek.
There is a price you must pay for your crimes that can only be measured in agony and blood, but know I will take no pleasure in this.
Suçların için ödemen gereken bir bedel var ve sadece ıstırap ve kanla ölçülebilir ama bundan hiç keyif almayacağımı bil.
Well, I imagine you must all be feeling, uh, a little bit confused right about now.
Tahmin ediyorum ki şu anda hepinizin kafası karışmıştır.
I've really enjoyed our time together, however brief, but with regret I must do what needs to be done.
Kısa da olsa, geçirdiğimiz zamandan zevk aldım ama pişman da olsam yapılması gerekeni yaptım.
Ah, I saw some twisted fucking shit, but this... you must be really proud of yourself.
Bir sürü saçma sapan şey gördüm ama bu... Kendinle çok gurur duyuyor olmalısın.
I can't imagine how awful this must be, seeing someone you knew reduced to... Just...
Ne kadar kötüdür şimdi bu, bir zamanlar tanıdığını böyle görmek öyle ki -
I realize that she must be going through a very tough time right now.
Şu anda çok zor bir zamandan geçiyor olmalı.
I realize that this is a lot to take in and that your head must be spinning, but if you're open to it, even just a little bit...
Kaldırması ağır bir yük olduğunu ve aklının karışık olduğunu biliyorum.
- I mean, to be honest, the only reason I'm telling you is because you brought these seven girls to me, so you must be a part of all of this.
- Dürüst konuşayım. Sana anlatmamın tek sebebi de yedi kızı getirdiğin için bunların bir parçası olman.
But physics has already proven that not to be true, so I must've loaded the data wrong.
Ama fizik zaten bunu doğru olmadığını kanıtladı, bu yüzden yanlış veri yüklemiş olmalıyım.
Uh, I know this must be hard. How you doing?
Sizin için zor olmalı.Nasıl gidiyor?
I know this must be very hard for you.
Senin için çok zor olduğunun farkındayım.
You must be able to see all of Venice.
Bütün Venedik'i görebiliyorsunuzdur buradan.
For I must confess that it looks to me as if nothing would be easier.
Çünkü bana kalırsa dünyanın en kolay şeyi olacak.
I snatched Will Graham right out of your mouth. You must be famished.
Will Graham'i ağzından çekip aldım.
And I can only imagine how afwul it must be for you now.
Seni için ne kadar berbat olduğunu anca hayâl edebilirim.
Do you know what? I haven't been taking into account what an adjustment it must be for you, having Gretchen living here now.
Var ya, Gretchen'in burada yaşamaya başlamasının senin düzenini ne denli etkileyeceğini hiç hesaba katmamışım ben.
Oh, this must be that classical music I've heard so much about.
Herkesin anlattığı, klasik müzik dedikleri bu olmalı.
I have a disclaimer that must be inserted before the film.
Filmden önce yazılmasını istediğim bir şey var.
And, some wraps from over at Larry's Place. I figured you must be starving.
Biraz dürüm, o kadar yol geldiniz, acıkmışsınızdır.
Well I figured you must be starving.
Çok açsınızdır diye düşünmüştüm.
- You must be on your own feet, I'm leaving.
Kendine bakma zamanın geldi. Ben gidiyorum.
I smell some perfume so you must be going home soon
Parfüm kokusu alıyorum eve gidiyorsun sanıyorum
Look, Sheriff, I can only imagine how boring and insignificant your life must be, but honestly, I don't give two shits.
Bak Şerif, hayatının ne kadar sıkıcı anlamsız olduğunun farkındayım ve hayatın zerre sikimde değil.
Uh, it must be my wonderful bedside manner, I-I guess.
Harika doktor-hasta ilişkisi kurmamdandır sanırım.
Somebody must be looking out for him. Yeah, speaking of looking out, I'm gonna go check on Krista.
Evet, kollamak demişken gidip Krista'ya bakmam lazım.
I know it must be rough for you being back here.
Buraya dönmek senin için zor olduğunu anlıyorum.
Look, Joe, I know this must be damn near impossible for you.
Bak Joe, bunun senin için neredeyse imkansız olduğunu biliyorum.
I know this must be difficult.
Sana ağır gelmiş olmalı.
I believe there must still be a part of the beautiful man I fell in love with capable of one last act of sacrifice.
Aşık olduğum o güzel adamda son bir fedakarlıkta bulunacak bir parçanın hala olduğuna inanıyorum.
I... must be going.
Benim gitmem lazım.
What I'm about to say must be a deep secret between you and me.
Sana söylemek üzere olduğum şey kesinlikle aramızda kalmalı.
And I imagine you must be afraid that you're gonna lose that.
Ve sanıyorum ki ajanlığını kaybetmekten korkuyorsun.
It must be SHIELD.
S.H.I.E.L.D. olmalı.
If we are to survive, SHIELD must be destroyed.
Hayatta kalmak istiyorsak S.H.I.E.L.D. yok edilmeli.
I know this must be hard to understand, but we did everything we could.
- Biliyorum, anlaması güç ama... -... elimizden gelen her şey yaptık.
This must be why I'm here.
Galiba bunun için buradayım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]