Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ T ] / Touch them

Touch them перевод на турецкий

1,163 параллельный перевод
Touch them, Peter, and it's all been just a bad dream!
Dokun Peter ve herşey kötü bir rüya olsun!
Just reach out and touch them!
Uzan ve dokun!
What did you do with them? Did you touch them?
Onlarla ne yaptın?
You won't touch them.
Onlara dokunmayacaksın.
Touch them!
Dokunsana!
I bet if I throw them out the window.. .. they'll be there tomorrow No one'll touch them
Bahse girerim eğer bunları pencereden atarsam... yarında orada olurlar.
Al, if you don't want me to touch them, just say "Don't touch them."
Al, dokunmamı istemiyorsan dokunma demen yeter.
- Don't touch them.
Sakın dokunma.
Young woman, you have big breasts. Can I touch them?
Kadınlarrrr, ne kadar güzel, dokunabilir miyim?
First moment, you wonder, " Can I touch them?
İlk başta, merak ediyorsun, "Onları etkileyebilir miyim?"
They keep them in bins, you know, so you can reach in and touch them.
Kutulara koyarlar ki, uzanıp dokunabilesin.
Why can't you just touch them?
Neden sadece dokunmazlar?
You touch them somehow.
Bir şekilde onlara dokunuyorsun.
Don't touch them.
Onlara dokunma.
Nobody would touch them. - In America, then? - Exactamente.
- Sevgili Hastings Çar'ın ünlü incilerinin alışverişi nerede yapılabilir sence?
You can look at them, but do not touch them.
Yanlızca bak, dokunma.
I never touch them.
Kullanmıyorum.
Incoming! - We can't let her touch them!
- Onlara dokunmasına izin veremeyiz!
So you leave these things quiet and you don't touch them.
Bu nedenle bu işleri sessizce bırakırsın ve onlara dokunmazsın.
Touch them.
Dokun onlara.
You can touch them.
Sen onlara dokunabilirsin.
They don't tense up when I touch them.
Diğer kadınlara dokunduğumda iğrenmiyorlar.
- Do you touch them?
- Dokundun mu onlara?
- Never touch them.
- Onlara asla dokunmayacaksın.
I did not dare touch them.
Ben dokunmadım.
- Don't touch them.
Onlara dokunma!
No one is to touch them.
Kimse dokunmayacak.
You don't know how it hurts me to see you with other women, to see you touch them.
Seni diğer kadınlarla görmenin, onlara dokunduğunu görmenin, kalbimi nasıl acıttığını bilemezsin.
In the morgue I learned how to touch them up a little.
Morgda, onlara nasıl rötuş yapıldığını biraz öğrenmiştim.
Fly up there and touch the fingers of your children, and I'll set them free.
Oraya uç ve çocuklara dokun. Onları serbest bırakırım.
We don't touch any of them until we get them all.
Hepsini yakalayana dek hiçbirisine dokunmayacağız.
Being comfortable enough to masturbate in front of your lover shows that you trust them and helps them to get to know the type of touch that you most enjoy.
Sevgilinizin yanında masturbasyon yapmak, onun yanında kendinizi rahat hissettiğinizi ve ona ne denli güvendiğinizin bir göstergesidir.
Start them off with the Touch of Death... and go from there.
Şunlara ölüm vuruşunu göstermekle başla işe..... sonra da gidelim.
Before you go getting yourself into trouble tomorrow, you should know... the platoon commander, Lieutenant Jonathan Kendrick... held a meeting with the men and specifically... told them not to touch Santiago.
Yarın başını belaya sokmadan önce, müfreze komutanı Teğmen Jonathan Kendrick'in adamlarıyla bir toplantı yaptığını ve Santiago'ya dokunulmayacağını özellikle belirttiğini bilmelisin diye düşünüyorum.
He said the platoon commander Lieutenant Jonathan Kendrick... had a meeting with the men and told them not to touch Santiago.
Müfreze komutanı Teğmen Jonathan Kendrick'in adamlarıyla bir toplantı yaptığını ve Santiago'ya dokunmamalarını özellikle belirttiğini söyledi.
Kendrick specifically told those men not to touch Santiago. And then he went into Dawson and Downey's room... and specifically told them to give him a Code Red. That's right.
Kendrick, Santiago'ya dokunulmayacağını o adamlara bilhassa söyledi.
When Lieutenant Kendrick spoke to the platoon... and ordered them not to touch Santiago, any chance they ignored him?
Teğmen Kendrick müfrezeye konuşma yaptı ve Santiago'ya dokunmamalarını emretti, onu önemsememeleri ihtimali hiç var mı?
If you catch them and then you touch the eyes or the mouth, it can make you ill.
Onları yakalayıp sonra gözüne veya ağzına dokunursan, hastalanabilirsin.
Mike, don't let them touch him.
Mike, ona dokunmalarına izin verme.
Now touch it to them.
Sırayla bu iş.
And if you touch that front door, you're going to need them.
O kapıya dokunursan, ona ihtiyacın olacak.
And never, ever to make them spend their lives rubbing my back and legs because you never had anybody around you who loved you enough to want to touch you, because you made it so clear you just didn't want to be touched with love.
Asla hayatlarını bacaklarımı ve sırtımı ovarak harcamalarını istemeyeceğim. Bunun tek nedeni etrafında seni yeterince sevecek... sana dokunacak kimsenin olmaması, çünkü sen dokunulmayı... sana sevgi gösterilmesini istemediğini... açıkça belli ettin.
Tell them he'll be in touch.
Onun kendilerini arayacağını söyle.
Don't touch me. You're one of them. Shit.
Bana dokunma, sende onlardan birisisin.
Hopefully you could touch a nerve in some of them... like a spirited discussion on a controversial topic.
Umuyorum ki böylesine tartışmalı bir konuda derinlemesine bir... tartışma açmak bazılarının içine işleyebilir.
The office tried to get in touch with them, but they didn't answer.
Ofis onlara ulaşmaya çalıştı ama yanıt vermediler.
I'd lost touch with most of them.
Çoğuyla bağlantımı kaybetmişim.
You think that's how he killed them... with a touch?
Yani sence onları öyle mi öldürdü, dokunarak yani?
I bathe the sick and when they pay me... they ask to look at me... my legs or breasts... all of me, but I never let them touch.
Hastaları da yıkarım. Ve bana para verdiklerinde hep bakmak isterler. Bacaklarıma, göğüslerime, her yerime.
I'm getting in touch with them now.
Şimdi onları kucaklamaya giderim.
Don't let them touch you!
Size dokunmalarına izin vermeyin.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]