English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ M ] / Maybe we can

Maybe we can Çeviri Türkçe

6,522 parallel translation
Come on, maybe we can't... hate-fuck anymore, but we can still love-fuck, right?
Hadi ama. Nefret sikişi yapamıyor olabiliriz artık ama aşk sikişi yapabiliriz değil mi?
Well, maybe... maybe we can talk more about that?
Belki biraz bundan bahsedebiliriz.
Maybe we can jack up the prices again?
Belki de yeniden fiyatları arttırmalıyız.
If it's not yours, maybe we can get you out of here a lot faster.
Eğer bebek senden değilse, seni daha hızlı çıkartabiliriz...
- Maybe we can shoot them off.
- Belki de vurmalıyız. - Yok!
All right, well, maybe we can stop by for a quick drink on the way out,
Peki, belki çıkarken kısa süreliğine uğrayabiliriz.
Hey, maybe we can use Easy-Corn in your film.
Hey, belki filmde Kolay-Mısır'ı kullanabiliriz.
Yeah, maybe we can talk about this.
- Belki önce konuşsak daha iyi olur.
And I know your parents need my help too, so... Maybe we can try to get along.
Sizinkilerin de bana ihtiyacı olduğu açık, o yüzden belki geçinmeye çalışabiliriz.
Maybe we can hit the roa tomorrow morning.
Yarın yola çıksak daha iyi olur gibi.
Hey, maybe... maybe we can shoot our way past them.
Onları vura vura aralarından geçebiliriz belki.
Maybe we can make it so they can't see us.
Bizi göremeyecekleri bir şekil yapabiliriz.
You think it'd be okay if, um I come by tomorrow morning and well, maybe we can get some breakfast or something?
Sence şey yapsam... Yarın sabah gelsem birlikte kahvaltı falan yapsak olur mu?
Maybe we can get it off my old man. Wait...
- Belki benim ihtiyardan öğrenebiliriz.
If you think those things are the same, maybe we can't do this, you and me.
Eğer bunların aynı olduğunu düşünüyorsan belki bunu yapamazdık, sen ve ben.
And you know we have a son together, so maybe we can get together for a cup of coffee this weekend.
Ve bir oğlumuz var. O yüzden bu hafta sonu kahve içmek için buluşabiliriz.
Maybe we can get a motel room.
Belki bir hotel odası tutabiliriz.
Maybe we can tell everyone.
Belki de herkese anlatmalıyız.
Maybe we can drive round and see it after dinner.
Belki yemekten sonra gidip görebiliriz.
Hey, maybe we can even get drinks this week.
Hey, belki bu hafta içmeye bile gideriz,
Maybe we can buy him something new.
Belki ona yeni bir şey alsak daha iyi olur.
Maybe we can watch it sometime.
- Belki bir ara birlikte izleyebiliriz.
Maybe we can start by figuring out how they do it.
Belki de nasıl yaptıklarını bularak başlayabiliriz.
Maybe we can help each other out.
Belki birbirimize yardım edebiliriz.
Maybe we can all get a fresh start.
Belki hepimiz yeni bir başlangıç yaparız.
Now, all we can do is our best, and if we just be there every day, and do the work, read, like, a zillion books, and maybe ban crossbows from our house then maybe we can avoid making our own little Truitt brothers.
Elimizden gelenin en iyisini yaparsak ve her gün yanında olursak ona zilyon tane kitap okursak ve yaylı tüfekleri eve sokmayı yasaklarsak belki böylece kendi Truitt'imizi yetiştirmekten kurtuluruz.
Maybe... maybe we can force the door.
Belki kapıyı zorlayabiliriz.
Maybe we can find it if we work together.
Beraber çalışırsak belki buluruz.
If you tell us what you're looking for, maybe we can help you.
Bize ne aradığınızı söylerseniz belki yardımcı olabiliriz.
Or maybe we can nurse him back to health and set him free in the wild.
Ya da belki onu tekrar sağlığına kavuşturup vahşi doğaya salarız.
MAYBE WE CAN HANG OUT AGAIN SOON OR SOMETHING
Belki bir ara yine takılırız.
Unless the woman, being a woman... Maybe we can scare her.
Tabii kadın, kadın olduğu için onu korkutabiliriz belki.
She thinks maybe we can maybe sell Kansas City a piece of the business. Not all.
Kansas Şehri'ne işin hepsini değil de bir kısmını satabileceğimizi düşünüyor.
Maybe, if we make enough off of these books, we can help out Drew and Jade.
Olabilir. O kitaplardan yeterince alırsak Drew'le Jade'in çıkmasına yardım edebiliriz.
Can we say goodbye and maybe kiss a little, please?
Vedalaşıp belki birazcık öpüşebilir miyiz acaba?
Maybe she only shot herself in the fifth dimension, so we can't see the blood.
Belki beşinci boyutta intihar etmiştir. O yüzden kanı görmüyoruzdur.
And maybe somewhere down the line we can be friends... but for now I just really need my space.
Belki ileride bir gün arkadaş olabiliriz ama şu an yalnız kalmaya ihtiyacım var.
I don't want to step on Mr. Selfridge's toes, so maybe there are other projects we can discuss a little more privately.
Bay Selfridge'e mani olmak istemem. Belki özel konuşacağımız başka projeler vardır.
We've made it 500 miles. Maybe this can be the easy part.
800 kilometre yaptık, işin kolay kısmı olabilir bu tabii.
You know, maybe after myself and I have dinner, we can meet you two for dessert.
Ben kendimle yemek yedikten sonra tatlı için ikinizle buluşabiliriz.
Maybe I'd like to go to the coast, with a beach and sea and sand, - but we can't, can we?
Belki kumsalı, denizi olan bir sahile gitmek istiyorum.
Yes, maybe it does, but... we can't afford it.
Evet, belki öyledir ama biz bunu karşılayamayız.
Well, maybe they forgot and then we can take a nap.
Belki de unuttular. Biz de azıcık kestirebiliriz.
Hey, Howard. I'm glad you're all excited. But can we slow down a second and discuss terms, maybe?
Howard, böyle iştahlı olmana çok sevindim ama bir saniye durup şartları konuşmasak mı?
If I can do this, maybe we get some peace.
If ı bunu yapabilirsiniz, belki bazı barış olsun.
Well, maybe this weekend, we can come up with a plan.
Belki bu hafta sonu bir plan yapabiliriz.
Maybe we get lucky and find something that we can challenge.
Belki şanslı olur ve elimize bir hamle geçebilir.
We don't take cases like this. Maybe, but I believe a man who can convince Harvey to hire someone who never went to law school could convince him to make an exception for this.
Belki, ama bence Harvey'i hukuk fakültesine gitmemiş birisini işe almaya ikna edebilmiş bir adam onu bu konuda bir ayrıcalık yapmaya da ikna edebilir.
Well, next time, maybe you can bring Karofsky, and we'll triple date it.
Bir dahaki sefere belki Karofsky'i de getirirsin ve üçlü randevuya çıkarız.
Maybe it'll be somewhere safe where we can... learn from each other and be who we are, including people who are different than us.
Belki bizim için güvenli bir yer olabilir kim olduğumuzu ve diğerlerinin bizden farklarını öğrenebildiğimiz yer olabilir.
- Well, maybe I can make it up to you, because, you know, you're gonna be in New York, and I'm gonna be in New York, so we're bound to run into each other. I mean, we're bound to, yeah.
Yani, evet, bağlanacağız.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]