English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ T ] / That's great

That's great Çeviri Türkçe

21,270 parallel translation
Okay, that's great, Levi.
- Tamam çok iyi Levi.
That's great.
- Çok güzel bir haber bu.
And I said, "I think that's a great idea, A.J."
"Sanırım bu harika bir fikir A.J." dedim.
You would be doing yourself and our investigation a great service if you could tell us the name of the man that Ellen was sleeping with.
Hem kendinizin, hem de araştırmamızın selameti açısından Ellen'in birlikte olduğu adamın adını bize verebilirseniz iyi olur.
That's the great thing about messing with kids.
Çocuklara kötü davranmanın en iyi olayı bu.
That's great.
- Bu harika.
But that's why this is so great and could totally be successful.
Ama bu harika ve kesinlikle başarıya ulaşabilir.
That's a great idea.
Harika bir fikir.
That's great.
- Bu kadar harika olan yepyeni bir çalışma gücü ve yeni nesil eğitiyor olmamız. - Bu harika.
That's great, Mom.
Bu çok iyi, anne.
That's great.
Harika.
That's just great. If this is an emergency drill, shouldn't we be trying to evacuate?
Bu acil durum tatbikatıysa bizi tahliye etmeye çalışmaları gerekmez mi?
I think it's great that you gave Mattie a job and that you got her such a fantastic sports doctor and on top of that, apparently you're coaching her for free.
Mattie'e bir iş vermen muhteşem bir spor doktoru bulman bir de üstüne ona bedavadan antrenörlük yapman, cidden harika.
Hell, she forked over 15 g's to that stupid charity auction to have the great Richard Castle read a couple of chapters out of his novel.
Aptal bir bağış toplantısında muhteşem Richard Castle'a gelip kitabından birkaç bölüm okusun diye 15 bin dolar harcamıştı.
A great tomb, a royal tomb, a pyramid or anything of that sort is like... a beacon in the desert, saying, "This is where the treasure's buried."
Büyük mezar, kraliyet mezarı, piramit ya da bunun gibi şeyler "Hazinenin gömülü olduğu yer burası!" diyen çölde bir meşale gibidir.
Well, just remember. If you get in, that's great, but if you don't get in, that's fine, too.
Girersen harika, ama giremezsen de bir şey kaybetmezsin.
That's great, Axl. What kind of internships are you going for?
Ne tür bir stajyerlik arıyorsun?
That's really great.
Harika duruyor.
That's great, honey.
Bu harika, tatlım.
That's great.
Bu harika.
Oh, that's great, the ancients!
Çok hoş, şimdi de yaşlılar!
Oh, that's great.
Harika oldu bu.
That's a great idea.
Bu harika bir fikir.
Great, that's...
Harika.
Yeah, I don't think that's such a great idea.
- Bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.
Okay, I think it's time you introduced Brock to that great eagle.
Pekâlâ, artık Brock'a muhteşem kartalı takdim etme zamanın geldi.
But listen, if it works for you, that's great.
Ama senin için işliyorsa mükemmel.
Sometimes that's great, but it also means we can bring out the worst in each other.
Bu bazen çok güzel ama birbirimizin kötü yanlarını da ortaya çıkarıyoruz.
- That's a great idea. - Uh, yeah.
- Harika bir fikir.
- Yeah, well, that's great, but I've been working all day on getting him the Pegasus movie you said would show the world he's a movie star.
- Evet, harika. Yıldız olduğunu dünyaya göstereceğini söylediğin Pegasus filmini ayarlamak için çalışıyorum.
Great, put that raggedy-ass bitch on.
Harika. Bağla o şıllığı.
Well, you know what's great about that is, if you're not beholden to ad revenue, your writers can- -
Bunun en iyi yanı reklam geliri gerekmedikçe yazarlar... Evet!
My name is Diego, I'm head of this project at our company, which is, by the way, my first project, and I'm really proud of it, and I think it's safe to say that I have great news.
Ben Diego, şirketimizin bu projesinin başında ben varım. Bu arada bu benim ilk projem. Size harika haberlerim olduğunu söylemek isterim.
Yeah? That's great.
- Öyle mi?
- I want to go out dancing. - Oh, that's great!
- Dansa gitmek istiyorum.
That's great!
Ne güzel!
I just want this family to have one trip that's great.
Ben sadece bu ailenin mükemmel bir gezi geçirmesini istemiştim.
Homer, I never dared dream about living somewhere that values education, with great health care, and everyone's outdoorsy but still pallid.
Homer eğitime önem veren, harika bir sağlık sistemi olan ama herkesin dışarıyı sevdiği hâlâ soluk tenlilerin olduğu bir yerde yaşayacağımı hiç düşünmemiştim.
Great, what's that- - another toy for Mr. Fun Man?
Harika, bu da ne... Bay Eğlenceli Adam için başka bir oyuncak mı?
You know what we did for Madison's birthday that was a great deal?
Biliyorsun Madison'ın doğum günü için yaptığımız şey çok iyiydi.
And, um, there's some other good stuff, too. Well, that's great.
Ve birçok iyi şey daha var.
You hung out over the hol... Oh. That's great.
- Tatillerde takıldınız mı?
- Wow. That's... that's a great idea.
- Bu harika bir fikir.
That's been the great gift of this place, hasn't it?
Burası harika bir hediye olmadı mı sizce de?
That's too bad, you have a great face.
Çok yazık, zira harika bir yüzün var.
- You sure? That's great.
Emin misin?
Yeah, that's been really helpful. That's great.
Bu çok faydalı oldu.
That's gonna look great, guys.
Bu harika görünecek çocuklar.
- That's great.
- Mükemmel.
I think it's really great that you did that.
Bence bunu yapmanız gerçekten harika.
That's great news.
- Harika haber.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]