English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ T ] / This time tomorrow

This time tomorrow Çeviri Türkçe

398 parallel translation
We'll be lucky if we're not behind bars by this time tomorrow.
Yarına parmaklıkların ardında olmazsak, şanslı sayılırız.
By this time tomorrow, I'll be dining on shipboard.
Yarın bu saatlerde, gemide yemek yiyor olacağım.
By this time tomorrow, we'll be fishing 72-hour stretches, hand line.
Yarın bu zamanlarda, 72 saattir aralıksız avlanıyor olacağız, oltayla.
By this time tomorrow, you'll be in Chicago.
Yarın bu zamanda Şikago'da olacaksın.
Cape Town this time tomorrow.
Yarın bu saatlerde Cape Town'da olacağız.
- Oh, I wish it were this time tomorrow.
- Ah, Yarın olmasını dilerdim.
If it was only this time tomorrow.
Keşke yarın bu vakitler gelmiş olsaydı.
Look, Waco, this time tomorrow you and her can play pat-a-cake all you want!
Waco, yarın istersen onunla birlikte oyun oynayabilirsin.
At the rate they are going, they should reach Leo by this time tomorrow night.
Bu hızla giderlerse yarın bu saatlerde Leo'ya ulaşacaklar.
For the moment, I think we can assume that by this time tomorrow some of us will be dead.
Şu an için, şunu varsayabiliriz... yarın bu vakitler bazılarımız ölmüş olacak.
- This time tomorrow you'll be happy.
- Yarın bu saatlerde mutlu olacaksın.
* this time tomorrow where shall I be * * not in this old found-a-ry * *
Bu saatlerde yarın, nerede olacağım? ... bu eski fakirhanede değil.
By this time tomorrow, we'll be in Mexico.
Yarın bu vakitlerde Meksika'da olacağız.
- This time tomorrow, you'll be at sea.
- Yarın bu vakit denizde olacaksınız.
At this time tomorrow,
Yarın bu saatte...
By this time tomorrow, they'll be eating out of the palm of my hand.
Yarın bu vakitlerde, avucumdan yiyor olacaklar.
By this time tomorrow, you should have a complete report.
Yarın bu zamanlarda tam bir rapor almış olursunuz.
By this time tomorrow, this ship should be the S.S. Johnny.
Yarın bu saatlerde, bu gemi, Johnny Yelkenlisi olmalı.
Still can't believe it. this time tomorrow..
Hala inanamıyorum..... yarın bu saatlerde..
This time tomorrow, I'll be back at that camp.
Yarın bu saatlerde, o kampa geri dönmüş olacağım.
He may be able to make it here by this time tomorrow
Belki yarına... burda olur
Listen, if those guys start yakking with Dr. Watermann or somebody... we could still be here this time tomorrow.
Bak, bizimkiler Dr. Watermann'dan konuşmaya devam ederlerse yarın bu saatte hâlâ burada oluruz.
By this time tomorrow, his leg will be starting to mortify.
Yarın bu saatlerde bacağı morarmaya başlayacak.
By this time tomorrow, you'll be healthier still.
Yarın bu saatlerde daha da sağlıklı olacaksın.
By this time tomorrow, Hell House will be drained. De-energized.
Yarın bu zamanlar Cehennem Evi deşarj olacak.
By this time tomorrow, I could've been a gentleman.
Yarın bu saatlerde bir beyefendi olacaktım.
This time tomorrow, I could be duplicating 1,200 copies of a letter... to 1,200 families, asking them not to question government policy!
Yarın bu zamanlarda 1200 mektup yazmış kopyalıyor ve 1200 aileye hükümet politikasını sorgulamamalarını söylüyor olabilirim!
You should return by this time tomorrow
Yarına kadar işini bitirmelisin
By this time tomorrow morning, my beloved Cousin Boris will look like a Swiss cheese.
Yarın sabah, sevgili kuzenim Boris bir İsviçre peyniri olacak. Ona bir söz ver!
May I suggest adjournment until this time tomorrow?
Oylamayı yarın aynı vakte ertelemeyi önerebilir miyim?
This time tomorrow I'm gonna have enough on you to drop-kick your ass... back over the Rio Grande.
Yarın bu saatlerde seni Rio Grande'ye geri postalayacak kadar bilgi toplamış olacağım.
But this time tomorrow night she's gonna be Mrs. Pompous Ass.
Ama yarın bu saatte o Bayan iğrenç olacak.
Oh, Mr. Cobb, by this time tomorrow my soul will be gone.
Oh, Bay Cobb, yarına kadar ruhum gitmiş olacak.
About this time tomorrow, you'll have flown straight into history.
Yarın bu saatlerde, tarihte yeni bir sayfa açmak için uçacaksın.
Yeah, by this time tomorrow, the nerds'll be history.
Yarın bu saatlerde inekler tarih olur.
If we don't get those diamonds back this time tomorrow, we're dead. We're dead!
O elmasları yarın bu saatte geri getirmezsek, öldüğümüzün resmidir.
Tomorrow at this time, you'll be a married woman.
Yarın bu saatte evli bir kadın olacaksın.
Tomorrow and tomorrow and tomorrow creeps in this petty pace from day to day to the last syllable of recorded time.
- Yarın ve yarın ve yarın kaydedilmiş son hece bu küçük adımda günden güne sürünecek
Tomorrow at this time I'll be thousands of miles from you.
Yarın bu saatte... binlerce kilometre uzakta olacağım senden.
"Tomorrow and tomorrow and tomorrow creeps in this petty pace... from day to day... to the last syllable of recorded time."
" Yarın ve yarın ve yarın bana bunu nasıl yaparsın... günden güne... buna inanamıyorum, fakat sonu geldi.
Tomorrow at this time, they think I'll be able to back to being Private Ernie Williams again.
Yarın bu saatte, tekrar Er Ernie Williams olmaya devam edebileceğimi düşünüyorlar.
But tomorrow night in the tunnel with all those men, I'm afraid maybe this time I will lose my head and ruin the escape for everybody.
Ama yarın gece tünelin içinde herkesle birlikteyken, bu kez kendimi kaybedip bütün planı bozacağımdan korkuyorum.
Tomorrow at this time you'll be chasing peacocks across the lawn.
Yarın bu saatlerde çimlerde tavus kuşlarını kovalıyor olacaksın.
Next year, this time maybe even tomorrow you'll be far away.
Gelecek yiI bu zaman hatta belki yarin uzaklarda olacaksin.
Bubber, we're going to sell the house tomorrow so this time we can get you a lawyer.
Bubber, yarin evi satacagiz. Böylece bu kez sana bir avukat tutabilecegiz.
Later on this evening it'll be 10 o'clock and at 10.30 we'll be joining BBC 2 in time for 10.33, and don't forget tomorrow when it'll be 9.20.
Bu akşam daha sonra 10 : 00 olacak ve 10 : 30'da BBC 2'ye katılıp 10 : 33'e yetişeceğiz. Unutmayın, yarın saat 9 : 20 olduğunda.
Tomorrow and tomorrow and tomorrow creeps in this petty pace from day to day to the last syllable of recorded time.
Yarın ve yarın ve yarın sürüklenip gidiyor bu şekilde bu yaşam kayıtlı zamanın son hecesine kadar.
I see. I'll have to ask you to come back tomorrow... as this is not a very good time.
Anlıyorum.Sorularınıza cevap almanız için yarın gelmelisiniz....... şu an bunun için pek uygun bir zaman değil.
Tomorrow at this time you'll be home safe and sound with your daddy.
Yarın bu vakitlerde sağ salim, babanızla evde olacaksınız.
By tomorrow this time, I'll be married, too.
Hem yarın bu zamanda ben de evli olacağım.
Look at this, "Arrival time, 10 : 00 a.m. Tomorrow."
Şuna bakın "Varış zamanı, 10 : 00, yarın"

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]