English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / I'll do everything

I'll do everything translate Turkish

625 parallel translation
I'll do YOU a deal - you tell me everything you know, and I won't arrest you for obstructing a police investigation.
Ben bir anlaşma önereyim - siz bildiğiniz her şeyi anlatın, ben de polis soruşturmasını engellemekten sizi tutuklamayayım.
I'll do everything I can to help the children.
Çocuklara elimden geldiğince yardımcı olacağım.
I say, em... i think i'll go do wn to the cabin and, um, i mean, you know... to see if everything's all right.
Marsilya
We're going in there, and you'll back me up on everything I say or do.
İçeri giriyoruz, orada her dediğimi veya yaptığımı destekleyeceksin. - O güzel kafana girdi mi?
Well, of course I'll do everything I can for you.
Yani, tabiki senin için elimden geleni yapacağım
I'll do everything I can to make a success of it.
Başarılı olmak için elimden geleni yapacağım.
- Naturally, I'll do everything I can.
- Pek tabii elimden geleni yapacağım.
I'll do everything I can for you
Senin için elimden ne gelirse yapacağım.
I'm sure he'll do everything he can.
Eminim yapabileceği her şeyi yapacaktır.
I'll do everything possible to prevent him from seeing it.
Onu görmesini engellemek için mümkün olan her şeyi yapacağım.
The decent, ordinary citizens know that I'll do everything in my power to protect the underprivileged, the underpaid, and the underfed.
Bütün namuslu yurttaşlar, yoksulları dar gelirlileri, açları korumak için elimden geleni yapacağımı biliyorlar.
- I'll do everything that I can, sir.
- Elimden geleni yaparım efendim.
You'll do as I say... and you will have everything you want.
Söylediğimi yapacaksın... ve istediğin herşeye sahip olacaksın.
Stanley, I'll do everything I can.
Stanley, elimden gelen her şeyi yapacağım.
I give you fair warning, I'll do everything I can to keep her away from you, to help her forget about you and get her married to a guy who'll make her happy.
Seni şimdiden uyarıyorum, onun senden uzak durması, seni unutması ve onu mutlu edecek biri ile evlenmesi için elimden geleni yapacağım.
Believe me, I'll do everything I can!
İnan bana elimden geleni yapacağım!
I'll do everything I can, Kris. - Thank you.
Elimden geleni yapacağım, Kris.
I don't know yet everything that caused it, but I do know... that I'll be able to see life and myself differently than before I came here.
Buna sebep olan her şeyi bilmiyorum ama şunu biliyorum. Artık buraya gelmeden öncesine göre hayatı ve kendimi daha farklı görebileceğim.
When the time comes, I'll do everything.
Zamanı geldiğinde her şeyle ben ilgileneceğim.
I think you know that I'll do everything I can to see that you get a fair break.
Adil bir şekilde yargılanman için elimden gelen her şeyi yapacağımı biliyorsun.
I'll do everything for you.
Ne istersen yapacağım.
As usual, I'll have to do everything myself!
Her zamanki gibi her şeyi ben yapmak zorundayım.
If you've come to place yourself under my care during your pregnancy, I'll do everything to ensure your health and that of your child.
Hamileliğiniz boyunca hastam olacaksanız, sizin ve çocuğunuzun sağlığı için elimden geleni yaparım.
Well, I'll do everything I can to please you.
Seni mutlu edecek her şeyi yapabilirim.
If you let me know what you need... I'll do everything you want.
Neye ihtiyacınız varsa söyleyin, sizin için her şeyi yaparım.
I'll do everything in the world to make you happy.
Seni mutlu etmek için her şeyi yaparım.
I'll do everything I can, but...
- Ben elimden geleni yaptım.
So you'll take and own me like you do everything else no matter how I feel.
Beni alıp sahipleneceksin tıpkı diğer her şey gibi ne hissettiğimi önemsemeden.
I assure you, we'll do everything we can.
Sizi temin ederim ki, yapılabilecek ne varsa yapacağız.
I'll do everything you'd want me to.
Benden istediğin her şeyi yapacağım.
I'll do everything.
Ne olursa yapacağım.
I'll do everything I can to see him live.
Onu canlı görmek için elimden geleni yapacağım.
Yes, we'll do everything we can, I assure you.
Evet, emin olun elimizden geleni yapacağız.
All I need is time, and I'll do everything the way you want.
Sadece zaman ihtiyacım var, sonra her şeyi istediğin gibi yapabilirim.
I'll do everything you want!
İstediğiniz her şeyi yaparım!
- I'll do everything...
- Elimden gelen her şeyi...
I'll do everything I can until tomorrow evening.
Yarına kadar ne yapabilirsem yapacağım.
You just remember... from now on, everything you do, I'll be watching.
Sakın unutma... şu andan itibaren, yaptığın her şeyi izleyeceğim.
I'll do everything I can to keep the children happy.
Çocukları mutlu edebilmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım.
I'LL TOUCH YOUR HAND, AND WHEN I DO YOU WILL AWAKEN FEELING REFRESHED AND YOU WILL REMEMBER EVERYTHING YOU'VE SEEN.
Eline dokunacağım, ve bunu yaptığımda sen uyanacaksın ve gördüğün her şeyi hatırlayacaksın.
Even if you do not want, I'll do everything possible for you two.
Sen istemesen bile elimden geldiğince her şeyi yapacağım.
I'll do everything I have said if you will tell me truly the nature of your interest in my people and Major Lawrence.
Söylediğim her şeyi yapacağım. Eğer halkımla ve Lawrence'la ilgilenmenizin gerçek sebebini söylerseniz.
I'll do everything I can.
Elimden geleni yapacağım.
I'll do everything I can to do you justice.
Senin adaletin için elimden geleni yapacağım.
I'll do everything, Majesty.
Her şeyi yapacağım, Majeste.
I'll do everything I can.
Yapabileceğim herşeyi yaparım.
I'll do everything I can.
Elimden gelen her şeyi yaparım.
I'll do everything you want till the day I die.
Öleceğim güne kadar size kul köle olmaya hazırım.
I'll do everything I can to help!
Yardım etmek için elimden geleni yapacağım!
And in return I'll do everything you like.
Karşılığında da sen ne istersen yapacağım.
I'll take care of everything, do you hear?
Ben her şeyi halledeceğim, duyuyor musunuz?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]