English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / I'm sorry too

I'm sorry too translate Turkish

1,594 parallel translation
I'm sorry, too.
Ben de üzgünüm..
I'm sorry, too.
Ben de özür dilerim.
I'm sorry if I betrayed your trust but... I went too far with Dessau but nothing happened.
Güvenine ihanet ettiysem üzgünüm ama Dessau'yla ileri gittiysek de bir şey olmadı.
- I'm sorry, too.
- Ben de.
I'm sorry too.
Ben de özür dilerim.
Sorry, but I'm not in too good a mood today.
Üzgünüm, ama bu gün keyifli bir günümde değilim.
And say sorry, I won't do it again, wanna fuck him, too?
Özür dilerim, bir daha yapmayacağım, sen de becermek ister misin?
No, I'm sorry. I've stayed quiet for way too long.
Kusura bakma ama yeterince sustum.
Don, I'm sorry if I don't sound too concerned, but a dead coyote and a missing headstone doesn't prove anything.
Hayır, demedin. Don, ilgilenmiyor gözüküyorsam özür dilerim ama ölü bir çakal ve kayıp bir mezar taşı hiçbir şeyi kanıtlamaz.
I'm sorry, Remy. I know there are too many guys.
Sayılarının fazla olduğunu biliyorum.
And I'm sure for your part you're a little sorry too.
Ve eminim ki sen de bu konuda üzgünsündür.
It was too dark, I'm sorry.
Çok karanlıktı.
He thought you were too sexy. - I'm sorry.
Senin çok seksi olduğunu söylediler.
I'm sorry if we're being too loud. No.
Çok ses çok ses çıkardıysak bağışlayın.
Well, I'm sorry, darling, but you're two minutes too late.
Kusura bakma, 2 dk geçirmişsin.
It was his time to go. No, I mean about being late. I mean, I'm sorry about that too, I just...
Hayır geciktiğim için.. yani burda olamadığım ve onun son anlarına yetişemediğim için
I'm sorry, command too loud.
Üzgünüm, sana bağırdım.
I don't know what to tell you. I'm sorry, too.
Ne söyleyeceğimi bilemiyorum.
CHLOE : I'm sorry, but you've got way too much time on your hands.
Affedersin ama, ellerin yerinde durmuyor.
Sorry. I hugged him a little too hard.
Pardon, biraz sert kucaklamışım
Sorry, I'm too busy.
Kusura bakmayın, çok işim var.
I'm sorry, is my hat too much?
Pardon, şapka da çok mu fazla?
Sorry, I've probably said too much, but, you know, the implication's clear.
Üzgünüm, muhtemelen çok şey anlattım ama bilirsin, ima ettiğim şey çok açık.
I'm sorry, too.
Ben de üzgünüm.
Yeah. I'm sorry too. I,
Evet, ben de üzgünüm.
- Now it's too late, it had to be done earlier, I'm sorry...
Artık çok geç. Daha önce yapılmalıydı, üzgünüm.
I-I'm sorry everybody, but this lady's perspective is a little too Old Testament for my taste.
Herkesten özür dilerim. Fakat bu bayanın bakış açısı, bana fazlasıyla Eski Ahit tarzı gibi geldi.
And I am so sorry that it happened because I wouldn't be standing here telling you how upset I am too.
ve bunun olduğu için çok üzgünüm çünkü öyle olmasa.. burada dikilmiş benimde ne kadar üzgün olduğumu anlatmazdım.
WELL, I'D ANSWER YOU BUT I'M TOO BUSY FEELING SORRY FOR MY VILE EXISTENCE.
Yaptığım rezillikten dolayı üzgün olmasam bunu tartışırdık.
Well, thanks for coming, and even though it's too late, I want you to know. I'm sorry.
Peki, geldiğin için teşekkürler artık çok geç de olsa, üzgün olduğumu bilmeni istiyorum.
I'm sorry. OK? I blame myself, too.
Tanrıyı suçladım ama...
I'm sorry, Terrence, it's too late.
Kusura bakma, Terrence. Çok geç artık.
You know what? I'm sorry, too.
Ben de üzgünüm.
Ian, I'm sorry, too.
Ian, ben de üzgünüm.
I'm sorry. Is this too late to call?
Özür dilerim, aramak için çok mu geç?
I'm sorry, Mrs. Griffin, but the "No Child Left Behind" law cost us our federal funding because our students'test scores were too low.
Üzgünüm, Mrs. Griffin, fakat "Bütün çocuklar okula" yasası gereği öğrencilerimizin notları çok düşük olduğu için yeterli bütçeyi alamıyoruz.
Sorry, you're too late, I already shut the doors.
Üzgünüm, çok geç kaldınız, kapıları çoktan kapattım.
I am sorry, but I have too much self-respect to work for this terror!
Kusura bakmayın ama bu terörle çalışamayacak kadar çok kendime saygım var.
Well, I'm sorry about the other thing, too.
- Şey, diğer olay için de üzgünüm.
I'm sorry, but it's too dangerous.
Üzgünüm, bu çok tehlikeli olur.
Sorry.Did I set the ringer too loud?
Alo Afedersin.Sesini açık mı bırakmışım?
- I'm sorry, too. No, no, let me go first.
- Hayır, önce ben söyleyeyim.
Ah. You know... I'm sorry, too,'cause...
Şey, ben de özür dilerim çünkü, bilmiyorum işte...
I'm sorry, this is way too much, this night must have cost a fortune.
Üzgünüm. Bu kadarı çok fazla. Bu gece bir servete mal olmuş olmalı.
I'm sorry, that was too blunt.
Özür dilerim, fazla açık sözlü konuştum.
Then I'm sorry, too.
O zaman üzgünüm.
Hotch, it's too late, man, I'm sorry.
Hotch, artık çok geç. Üzgünüm.
No, no, no, no, no, no, no, no. It's just too weird, I'm sorry.
Hayır, hayır, hayır, hayır!
No, it's ok, it's ok and I'm sorry too, Tom.
Sorun değil. Ben de özür dilerim Tom.
I'm sorry, too... for the phone call and the address, and... not staying in touch.
Ben de özür dilerim. Telefonlar ve adres için. Aramadığım için de.
And I'm sorry that you're too limited to see.
Görmek için yetersiz olduğun için de üzgünüm.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]