English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / I have to go soon

I have to go soon translate Turkish

156 parallel translation
Oh, I do not know. I have to go soon.
O, Bilmiyorum Yakında gitmem gerekli.
Excuse me, I have to go soon.
Bakar mısınız, hemen çıkacağım.
I know, Daddy, but I have to go soon.
Biliyorum baba ama birazdan kalkacağım.
Sorry, but I have to go soon.
Üzgünüm, dışarı çıkmam gerek.
Besides I have to go home soon.
Birazdan eve gideceğim.
It's a pity you have to go so soon, I've had such an interesting talk with your friend, Mr. Manningcroft.
Erkenden gitmen çok yazık arkadaşın bay Manningcroft'la çok ilginç bir konuşma yapıyorduk
I have to go away soon.
Birazdan gitmem gerekiyor.
Soon I'll have to go to bed.
Yakında yatmak zorundayım.
I'll have to go soon too.
Benim de birazdan gitmem gerekiyor.
We meet, and if we chat, we don't even have time to kiss... and if we kiss... it's soon time to go... and I'm left alone with all the things I wanted to tell you.
Buluşuyoruz ama sohbet edersek, öpüşmeye bile vaktimiz kalmıyor... öpüşürsek de bir bakmışsın ayrılma vakti ve sana anlatmayı düşündüğüm onca şeyle başbaşa kalakalıyorum.
I have to go to gymnastics soon.
Şimdi de beden dersi var.
But I have to go away soon, so I want to see him while I can.
Yakında uzaklara gitmem gerekecek. Bu yüzden fırsatım varken, onu görmek istiyorum.
I will go to the front to have a look and get back soon
Ben cepheye bir göz atıp tekrar döneceğim.
I'm gonna have to go soon.
Yakında gitmek zorundayım.
I'll have to go soon, too.
Ben de yakında gitmek zorundayım.
Back in hospital I'd sworn to myself : as soon as I have a discharge, I'll go straight home, and not get into any mess.
Hastanede yatarken kendi kendime, taburcu olur olmaz doğru eve döneceğime ve başımı hiç belaya sokmayacağıma dair söz vermiştim.
I have to go as soon as the Rome.
Derhâl Roma'ya gitmem gerekecek.
"My sweet, I am sure you have got something belonging to me because I am always so happy when I am with you, but as soon as we are apart, I just go as flat as can be."
"Tatlım, biliyorum sende bana ait bir şey var." "Çünkü seninleyken her zaman çok mutluyum." "Ancak ayrı kaldıkça, ne kadar olabilirse o kadar sıradanlaşıyorum."
"I have to go to Athens as soon as I can".
"Bir an önce Atina'ya gitmek zorundayım".
Anyway, I have to go soon.
Her neyse, birazdan gitmek zorundayım.
If you would excuse me, I have to go. My first patient is coming soon.
Haydi, ben sizi yalnız bırakayım, Bichat'da konsültasyonum var.
It'll soon be light, I have to go.
Birazdan güneş doğacak. Gitmem gerekiyor.
- I'll have to go home soon.
- Eve gitmeliyim.
I'm sorry, but we have to go soon.
Üzgünüm, ama yakında gitmemiz gerek.
I have to go back to New York soon, and I'd like this settled.
Yakında New York'a döneceğim ve bunu yoluna koymak istiyorum.
I have to go I'll be back as soon as I can
Şimdi kesiyorum. En kısa zamanda döneceğim.
" A war party is going against the Pawnee soon and I have asked to go.
Yakında bir savaşçı grubu, Pawnee'lerin üstüne gidecek ben de katılmak istediğimi söyledim.
- Don't tell me you have to leave soon because I won't let you go.
- erkenden gitmek istediğini söyleme çünkü seni bırakmayacağım.
I will soon go to South America. I have to write some articles about the region.
Yakında Güney Afrika'ya gideceğim, orada bazı makaleler yazmam gerek.
Pretty soon I'd have to go to school...,... and wear shoes and comb my hair.
Çok geçmeden okula gitmen gerekiyor... ve ayakkabımı giyip ve saçlarımı taramalıyım.
I have to go away for a while, but I'll be back soon.
Bir süreliğine uzakta olacağım, fakat erkenden geri döneceğim.
Okay, but I go on duty soon so it's gonna have to be coffee.
Yakında vardiyam başlayacak. Kahve ısmarlasan daha iyi.
- I'll have to go soon anyway.
- Nasılsa birazdan gitmem gerekecek.
YOU DO REALIZE THAT I WILL HAVE TO GO BACK SOON, DON'T YOU?
Yakın zamanda... gitmek zorunda olduğumu biliyordun, değil mi?
Please have the goodness to go on and I will rejoin you as soon as I can.
Lütfen siz devam edin. Ben en kısa sürede size yetişirim.
As much as I want to go on living, I have accepted the fact that I will die soon.
Her ne kadar yaşamayı çok istesem de eninde sonunda, öleceğimi kabul ettim.
I'm beat, and I have to go to work soon.
- Ben bittim ve yakında işe gitmeliyim
I wish we didn't have to go soon.
Keşke gitmemiz gerekmese.
I guess you'll just have to bite down real hard on that gag... and hope that you go into shock soon.
- Dua et ki şok ile bayılırsın. - Lütfen bunu yapma.
I shall have to go out again soon.
Yakında dışarı çıkmalıyım.
I have nowhere to go, so I have to go inside as soon as possible.
Bende herhangi bir yöne doğru savruluyorum, yani içine girdiğimde bir an önce oluyor.
- Because I have to go home soon... and my mom threw out our TV when she caught me watching V.I.P.
- Çünkü hemen eve dönmem gerek. VIP'yi izlediğimi görünce annem televizyonumuzu evden attı.
I have to go back soon.
Birazdan geri dönmem lazım.
Why do have to go to school here, when I'll be going to Italy soon?
Neden burada okula gidiyorum yakında İtalya'ya gitmeyecek miyim?
I go out for dinner with my two daughters on Wednesday, so I'll have to leave soon.
Çarşamba akşamları kızlarımla dışarıda yemek yerim, birazdan gitmek zorundayım.
Ryang, I have to go home soon.
Ryang, yakında evde olmalıyım.
I go to the meetings, I go to the marches and all the time I'm thinking, if I could just sort this you know, if just one day, maybe soon... we can be normal... and we won't have to worry.
Toplantılara gidiyorum, yürüyüşlere gidiyorum. ve sürekli eğer bunu düzeltebilirsem diye düşünüyorum, bilirsin, bir gün eğer, belki yakında... biz de normal olabiliriz... ve endişelenecek bir şey kalmaz.
Lord Jesus, I have to go to the big court soon, to answer some questions.
Ulu İsa, yakında bazı soruları cevaplamaya büyük mahkemeye gideceğim.
I have to go soon.
- Yakında dönmem lazım.
I have to go home soon because I have to set the table.
Hemen eve gitmem gerek, çünkü masayı hazırlayacağım.
I might have to go away soon
Yakında buradan ayrılabilirim

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]