English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / Innocents

Innocents translate Turkish

552 parallel translation
This man burned Rome, killed innocents for his crime.
Bu adam Roma'yı yaktı! Suçunu örtbas etmek için masum insanları öldürdü!
We massacre the innocents.
Masumları katlediyoruz.
Swooping down, carrying off poor innocents.
Çöktünüz başlarına, zavllı masum kızları kaçırdınız!
Along with the innocents, the worst bandits came out.
Masumların yanı sıra en azılı şerirler de dışarı çıkmıştı.
I'll paint my two innocents black, too.
İki masum kızımı da siyaha boyayacağım.
I can't murder innocents.
Masum insanları öldüremem.
- The innocents.
- Günahsızlar.
- Innocents they are, miss.
- Günahsız onlar hanımım.
A debauched corrupter of innocents, undoubtedly infected with some unmentionable disease, producer of debts and bastards galore.
Uslanmaz bir masumiyet düşmanı... kuşkuya yer vermeyen, ağza alınmaz bir hastalık taşıyıcısı... borç yaratıcı ve piç üreticisi.
Where do you find these lily-white innocents?
Bu sütten çıkma ak kaşıkları nereden bulacaksın?
You'll make mad women out of these innocents!
Bu masumlara ne yapmak istiyorsunuz?
It's the innocents who get slaughtered.
Arada mahvolan sadece masumlar.
It comes out into the Cemetery of the Innocents.
masumlar mezarlığına kadar gidiyor.
He went to the Cemetery of the Innocents, made his way in through the secret entrance,
masumlar mezarlığına gitti gizli geçite girdi,
We're sure that any resistance would provoke a civil war among innocents.
Herhangi bir direnişin masumlar arasında bir iç savaşı tetikleyeceğinden eminiz.
Who are the innocents?
Masumlar kimler?
The weak innocents who always seem to be located on the natural invasion routes.
Zayıf durumdaki masumlar, hep işgal rotalarında yerleşmişlerdir.
" lf everybody must compromise in the struggle for common salvation, there are no pure hands, nor spectators, nor innocents.
" Genel kurtuluş mücadelesinde, eğer herkes riske atılmak zorundaysa saf eller, izleyiciler ya da masumlar olmaz.
No mess, no cruelty... no destruction of innocents.
Ne karmaşa, ne zulüm ne de günahsızları yok etmek yok.
I'm glad we're both innocents.
İkimizin de masum olduğuna sevindim.
They're innocents.
Onlar masum insanlardı.
Innocents?
Masumlar mıydı?
Because within these walls, there are innocents locked up.
Çünkü bu duvarların içerisinde, hapsedilmiş masumlar var.
How to even conceive that the Party which one holds above all... Can force innocents to confess?
Hatta insanın yanılmaz zannettiği Parti'nin masum insanları itirafa zorladığına nasıl akıl erdirilir?
- There are no innocents these days.
- Bu günlerde masum diye bir şey yok.
Alter what you believe to be the future by slaughtering two innocents, or rather three, now that one of them is pregnant?
İki masumu, biri hamile olduğu için belki de üç masumu katlederek geleceğine inandığın geleceği değiştirmemizi mi?
We live in a world where there are no innocents, where nobody has the right to judge anybody. I am speaking as a friend.
Bizler hiç masumun olmadığı, kimsenin kimseyi yargılamaya hakkının olmadığı bir dünyada yaşıyoruz.
INNOCENTS WITH DIRTY HANDS
KİRLİ MASUM ELLER
Conceal my turpitudes from these innocents
Bu masumlardan ahlaksızlıklarımı gizlemek için.
We are supposed to be civilised,... yet we do shove innocents into that chamber of horrors,... stuffed with pain, mutilation and death and say :
Sorsak uygarız, medeniyiz deriz. Öyle değil mi? Ama yine de masum çocukları acı, sakatlanma, ölüm ve korku dolu odalara tıkıştırıp şöyle diyoruz...
Innocents, you see.
Masumlarım yani.
All these innocents.
Bütün bu masumlar.
Innocents dragged from mama's skirt.
Analarından ayrılmış kuzular.
Not after that raffle at the Holy Innocents last year, fixing it so that Sonny O'Meara's daughter got that new Studebaker.
Hele geçen seneki Holy Innocents piyangosundan sonra. Öyle ayarladınız kı, Sonny O'Meara'nin kızı o yeni Studebaker'ı kazandı.
Got the property condemned for the new school at Holy Innocents.
Ve bu oy Holy Innocents'taki yeni okul için verilen araziye "kullanılamaz" dedi.
let many innocents die rather than have one culprit escape
Bir suçluyu elden kaçırmaktansa çok sayıda masumun ölmesi yeğdir.
In a riot situation, we just want to get the bad guys and protect the innocents.
İsyan olayında amaç, kötü adamları yakalamak masumları korumaktır.
THE HOLY INNOCENTS
MASUM AZİZLER
How many innocents will die because of...
Bu yüzden kaç masum insan daha ölecek?
In my opinion, we're killing innocents.
Ve benim fikrim, gidip oradaki masum insanları katlettiğinizdir.
It's the innocents who get it in the neck.
Enselenenler masumlardır.
The desire that we should both of us embark upon this journey together as innocents.
Bu yolculuğa birlikte masumca girişmemiz isteğine.
I mean no harm to these innocents, but do notputme to the test.
Masumlara zarar vermek istemem ama yine de sabrımı denemeyin.
I mean, he could be a professional con artist who meets innocents abroad... and gives them this song and dance about being an independent whatever that was.
Profesyonel bir sahtekar olabilir. Yurt dışındaki masum insanlarla tanıştıktan sonra onlara şu serbest bilmem ne hikâyesini anlattıktan sonra onları dolandırıp kaçıyor olabilir.
He has murdered innocents.
Masum insanları öldürdü.
It's those three innocents.
Sorun, şu üç zavallı masum.
At times I think, if so many innocents, so many people, children, women, if almost everyone loses their house, and if ours
- Selametle, selametle. - Size de. Bu zamanda, eğer o kadar masum insan, çocuk, kadın, nerdeyse herkes evlerini kaybetmişken, eğer bizimkiler ayakta kalabilmişse, bu Tanrı bizim yanımızda demektir.
Are you, the famous Batman, so intent upon destroying my happiness that you'll harm these poor mind-warped innocents to get me?
Sen, meşhur Batman, bana ulaşıp mutluluğumu yok etmek için bu zihni bozuk masumları incitecek misin?
We shouldn't murder innocents to live.
Yaşamak için masumları öldürmemeliyiz.
Innocents Mabuse.
Mabussus.
picking on innocents.
Masumları kullanmak.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]