English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / Is that all you have

Is that all you have translate Turkish

1,589 parallel translation
Is that all you have to say?
Tek söyleyeceğin bu mu?
Is that all you have to say?
Söyleyeceğin tek şey bu mu?
Is that all you have to say?
Söyleyeceğinin hepsi bu mu?
I mean, is that all you have?
Tüm her şeyin bu kadar mı?
is that all you have to say!
Hepinizin söylemek istediği bu mu? !
I really hope that you don't think I'm retarded or a weirdo but all I have is wine coolers.
Sana kötü bir haberim var. Deli falan olduğumu düşünmeni istemem ama elimde sadece bu içecekler var.
I shouldn't have to tell you all this means is that our killers haven't committed any crimes in the Phoenix area. We'll find them.
Söylemeliyim ki tüm bunların anlamı katillerin Phoeniks'de hiç suç işlememiş olması.
It means, Neon, that you have been zero help since this all started, and I don't know what your problem is.
Yani, Neon, bu olaylar başladığından beri bize hiç yardımcı olmadın. Probleminin ne olduğunu da bilmiyorum.
Ok, so all you have to do now is tell Maddy that.
Peki, şimdi tek yapman gereken bunu Maddy'e söylemek
And all you have to do to stop that from happening is to uncuff me.
Ve bunu engellemek için tek yapman gereken ; beni çözmek.
And all you have to show for a life of dedication is this crappy apartment and that frakkin'medal on the wall.
Ve adanmış bir hayat için tüm gösterebileceğin bu ucuz ev ile duvardaki şu lanet madalya.
All I know is that I will die if I can't have you.
Ama sana sahip olamazsam ölürüm.
All I can tell you, Clark, is that if I hadn't taken that chance... I would have lost everything that's ever meant something to me.
Sana söyleyebileceğim tek şey, Clark ; eğer o şansı değerlendirmemiş olsaydım, benim için anlamı olan her şeyi yitirmiş olacaktım.
All right, that list is all I have for you, and it sucks, but that's it.
Pekala, size tüm verebileceğim bu liste, berbat ama durum bu.
But if the modus operandi you have to buy into is that there's actually a plan for all this, then perhaps this once you're not part of it.
Peki ya kabul etmen gereken çalışma tarzı buysa. Tüm bunlar asıl plansa. Sonra belki de bu sefer sen bunların bir parçası değilsindir.
It is also the number one reason that all of you should pray to God, or in your case, Rex, Moko the Samoan Bird King, that you never have to be treated by these flesh-hungry butchers.
Tanrı'ya, Rex, senin durumunda ise, Şaman Kuş Tanrısı Mocho'ya, bu ete aç kasaplar tarafından tedavi edilmediğiniz için dua etmeniz için en önemli sebep.
I CAN PROMISE YOU THAT. NOW, ALL WE HAVE LEFT TO DECIDE, REALLY - - AND THIS IS ONLY IF YOU WANT TO HELP ME - -
Lompoc ile bura arasında oldukça uzun bir yol var arabaya benzin almak için mutlaka bir yerde durmuşsundur yol üzerindeki bütün benzin istasyonlarının güvenlik kameralarını kontrol edip seni bulacağım, Kim.
All you have to do is come stand next to me and let me tell my mom that we're... dating.
Tek yapman gereken yanımda durup anneme çıktığımızı söylememe izin vermen.
Look, you have to remember this is probably the only time that all of our closest friends and our family are gonna be all together in the same room.
Dinle, bunun, en yakın arkadaşlarımızın ve ailemizin aynı odada bulunacağı yegâne zaman olduğunu aklından çıkarma.
Look, you have to remember this is probably the only time that all of our closest friends and our family are going to be all together in the same room.
Dinle, bunun, en yakın arkadaşlarımızın ve ailemizin aynı odada bulunacağı yegâne zaman olduğunu aklından çıkarma.
What I'm saying is that you have all these great options. - Yeah.
Söylemeye çalıştığım, önünde müthiş seçenekler var.
- All this anger you have toward me. - That's where this is coming from.
Bana karşı olan kızgınlığının sebebi buradan geliyor.
Technically, all you have to do is promise me that you won't do it again.
Teknik olarak, yapman gereken bunu bir daha yapmayacağına dair söz vermendir.
And the lady there, she is your doctor's mother and the smoke its the cigarette smoke all the thousands of cigarettes you must have smoked up until now all that smoke in this little room for your brother to breathe in for all of five minutes.
Ve oradaki bayan, doktorunun annesi.. .. ve duman.. .. sigara dumanı..
I mean, you'd have to have your head wedged so far up your ass that all you could see is your own stupid face.
Yani kafanı kıpırdatmamak zorundasın kendi salak yüzünü görene kadar kıçını kaldır.
But I must say to you, in all honesty as God is my witness, as I am an honest man that I have been advised that this suit is prompted solely by the king's vain affection and undue love for this woman, Anne Boleyn.
Ama dürüst olarak söylemek gerekirse, Tanrı şahidimdir bu konuda, boşanmasının Kral'ın ihtirasları yüzünden ve bu Anne Boleyn denen kadına olan yakışıksız sevgisinden kaynaklandığı hakkında görüş aldım.
- All I know, eminence, is that you, for your own purposes, have kindled this fire.
Bildiğim tek şey ; kendi çıkarların için bunları senin tezgahladığın.
All you can know is that you wanna move forward and risk that the love you have for each other won't allow that to happen.
Tek yapabileceğiniz şey, geleceği düşünmek ve sahip olduğunuz sevgiyle bunların olmasına engel olmaktır.
Is it your will that Charles should be baptized in the faith of the church which we have all professed with you?
Hep beraber gerçekleştireceğimiz, Charles'ın kilisenin inancıyla vaftiz edilmesi sizlerin arzusu mudur?
When that dice hits your side of the table, All you have to do is let go of the load.
Zar, masada senin tarafına vurduğunda, tek yapman gereken elini bırakmak.
Henry, I know you're gonna die, but all that either of us have is right now.
Henry, öleceğini biliyorum.
So next time she comes up to you like that, all you have to do is channel Pesci.
Öyleyse bir sonrakine aynı şekilde üzerine gelirse, yapman gereken tek şey Pesci kanalına geçmek.
All we have to do is cross the t's dot the * * basically states that you voluntarily and unequivocally consent, that you have been advised of the legal consequences of this relinquishment, that you understand that your consent is irrevocable.
Tek yapmanız gereken kutucukları Doğru için çarpı, Yanlış için nokta ile doldurmak. Formda basitçe, bu işleme özgür iradenizle gönüllü olduğunuzu, hak ferâgâtının yasal sonuçlarını bildiğinizi, ve yaptığınızın geri dönüşünün olmadığını bildiriyorsunuz.
Thank you so much. That is all I have to say. Thank you.
Çok teşekkür ederim, söyleceklerim bu kadardı.
I put them on by hand, Simon... and my reputation is all I have, and for you to sit here... telling me that I'm not intennigent - inte - that I'm not intenni -
Ve kendi ellerimle yapıştırdım Simon. Ve tek sahip olduğum şey ünüm. Ve orada durup bana "haptal" derken... "Şaptal" derken...
If we shadows have offended, think but this and all is mended, that you have but slumbered here while these visions did appear, and this weak and idle theme, no more yielding but a dream.
Biz gölgeler ettiysek bir kusur şunu da düşünün, hoş görün bizi bu hayaller görünürken sahnemizde, siz de biraz kestirdiniz yerinizde bu zayıf ve boş sahne bir rüyadan fazlası değil, biliniz de.
All that i have promised you is waiting.
- Söz verdiğim her şey bekliyor.
You'll have to stand the loss and that's all there is to it.
Bunu da zarara eklemelisin yapacak hiçbir şey yok.
Like there is anything that I could do that could remely match all of the things that you have done to me.
Bana yaptıklarını hiç bir şey telafi edemez zaten.
All this time i've been making special pies, and wh have you been - and dosing them with god knows what you claim that is vanilla, but that ain't vanilla.
Bunca zaman yaptığım özel turtalar sen onları... Tanrı bilir senin onlara verdiğin senin iddiana göre vanilyaydı, ama aslında vanilya değildi.
To avoid the pendulum, all you have to do is destroy the things that have killed your hands.
Sarkacı engellemek için tek yapman gereken, öldüren şeyleri yoketmek yani ellerini.
Now that this is all over you know, I was wondering, since I'm all the way up here... -... you know, if you don't have plans - -? - I'm seeing someone.
Bu iş bittiğine göre hani onca yolu gelmişken eğer işin yoksa...
Do you find it ironic at all to have a steroid awareness night for baseball in a stadium that sells alcohol which is responsible for a lot of deaths as a drug?
Bir çok ölüme sebebiyet veren alkolün satıldığı bir stadyumda steroid farkındalığı gecesi düzenlemeyi çelişkili bulmuyor musunuz?
So all you have to do is tell me if you recognise the man who attacked you, and that's it.
Tek yapman gereken sana saldıran adamı teşhis edip onu bana söylemen, hepsi bu.
You know, earlier I thought you were a really cheap kind of a guy but now I have realized that under all this cheapness is a really good hearted guy.
Biliyorsun, başta adinin tekine benziyordun - Çok teşekkürler... şimdi ise gerçek Raj'ı görebiliyorum bu "adi" mükemmel bir yürek taşıyor.
You know, someday, when the Intersect is out of your head and you have the life that you always wanted, you'll forget all about me.
Belki bir gün, Bilgisayar kafandan çıkarıldığında istediğin hayata kavuşur ve beni unutursun.
All you have to do is just say that you love me, and I will take it all back.
tüm yapman gereken beni sevdiğini söylemek, ve ben herşeyi eski haline getireceğim.
All you have to do is review friday's tape and you'll see that I'm right.
Yapmanız gereken tek şey, cuma günkü görüntüleri seyretmek. Haklı olduğumu göreceksiniz.
You have to understand, I don't care what it is that you think that you saw, but it... it's not what you think, all right?
Ne düşündüğün ya da ne gördüğün umurumda değil ama sandığın gibi değil, tamam mı?
WHAT DO YOU THINK BETH IS GOING TO SAY WHEN SHE FINDS OUT THAT YOU HIRED THAT OTHER PRISONER TO KILL ME, THAT YOU WANTED ME DEAD SO THAT YOU COULD HAVE HER ALL TO YOURSELF.
Beth, beni öldürüp ona tamamıyla sahip olmak için tuttuğun şu öbür mahkumu öğrenince ne diyecek dersin.
But, you know, I've learned that I've really been a dude all along, because the key difference between men and women is that women can have babies.
Ama bilirsiniz, en başından beri gerçekten bir erkek olduğumu öğrendim. Çünkü erkeklerle kadınlar arasındaki temel fark, kadınların bebek sahibi olabiliyor olması.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]