English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / It's just amazing

It's just amazing translate Turkish

316 parallel translation
It's just a simple autobiography, and then I get this amazing piece.
Basit bir otobiyografi ödevi ama karşıma bu muazzam eser çıkıyor.
It's just amazing.
İnanılmaz.
Well, I've just been reading your story again and it's... It's absolutely amazing to think you've had no experience.
Öykünüzü yeniden okuyordum... deneyimsiz olduğunuzu düşününce insan şaşırıyor.
It's just amazing... exactly the sort of contradictions that explode in this sort of family!
Bu inanılmaz. Çelişkilerin bu tip bir ailede birikip patlaması örneği!
- It's amazing, just amazing.
Önemli bir şey değil. - İnanılmaz!
It's just amazing.
Bu inanılmaz.
It's amazing the way it just snaps back like that.
Böyle çekince esnemesi muhteşem. İnanılmaz.
And let me just say this there's something inside this box that's so amazing so incredible, so astounding, it will take your breath away.
Söylemeliyim ki bu kutunun içindeki şey çok inanılmaz akıl almaz, hayret verici, nefesinizi kesecek.
I just think it's amazing that a man would look up his first love after all these years.
Kendimi tutamıyorum. Bence bir erkeğin bunca yıldan sonra ilk aşkını arayıp bulması müthiş bir şey.
For a beginner, it's amazing what you just did.
Yeni başlayan birine göre çok iyiydin.
It's amazing how often I end up doing just that.
Ne sıklıkta, böyle yapmayı bitirdiğim şaşırtıcı.
It's amazing, just like that.
İnanılmaz. Bir anda her şey bitiyor.
It's amazing how you've just broken down this whole Star Trek thing.
Star Trek'i bu kadar incelemis olman çok ilginç.
It's just amazing.
İnanılmaz bir şey.
- It's amazing how time just...
- Zaman nasıl geçmiş... - Çalışıyor musun?
It's amazing, it can pump 1,800 gallons of blood each and every day but just a tiny tear in the tiniest artery, and poof you're gone.
İnsan kalbi inanılmaz. Her gün 6750 litre kan pompalıyor ama incecik bir damarda incecik bir yırtık oluşuyor ve yoksun.
It's amazing just being in the same arena with you, really.
Seninle sadece aynı kulvarda olmak bile hârikâ.
It's just amazing that you could make it look so easy.
Bunu çok kolaymış gibi yapman gerçekten şaşırtıcı.
It's just as amazing as I remember.
Hâlâ hatırladığım kadar muhteşem.
It's amazing how those Grendlers knew just what to hit.
Grendler'ler sadece vurmayı biliyorlardı.
It's just amazing.
Sadece hayret vericidir.
lt--it's amazing. lt just seems to be getting bigger.
şaşırtıcı. o hep burada hep burada kim? Sanki daha da büyüyor gibi görünüyor.
It's amazing how everyone's just disappeared.
Herkesin öylece kaybolması şaşırtıcı.
Well, it's just that I met... I mean, I know this amazing photographer, - and I just thought that...
Şey, Tanıştığım - -- yani bildiğim- - şaşırtıcı bir fotoğrafçı var, ve düşündüm ki- - Adı ne?
It's amazing... how it just goes on and on, Father, isn't it?
- Gökyüzünün sonsuzluğu şaşırtıcı. Değil mi, peder?
Not just amazing, it's historic.
Sadece inanılmaz değil, tarihsel.
It's amazing how one can just change things so radically.
Birisinin bazı şeyleri radikal olarak değiştirebilmesi ne kadar ilginç.
It's just so amazing to be told that you're the best!
İnsanın mükemmel olduğunu duyması harika bir şey!
And I'm looking up at his face, it's just amazing.
Yüzüne bakıyordum, inanılmazdı.
It's just amazing, I mean, I've never seen anything like it right in the middle of the city, it's like...
Çok güzeller. Şehirin tam ortasında daha önce hiç böyle birşey görmemiştim.
It's just that that would be amazing.
Çok iyi olurdu.
It's amazing what these Whos just throw away.
Kimler çöp diye neler atıyor neler...
Let's just say "amazing" and leave it at that!
Sadece "inanılmaz" deyin ve öyle bırakın!
It's just amazing, that's all.
Sadece inanılmaz o kadar.
It's just... you've been so amazing all night.
Sadece... Bütün gece muhteşemdi.
It's just... you're amazing.
Muhteşemsin.
It's just... It's amazing, you know?
Bu.. bu harika değil mi?
No, no, I should have remembered. It's just that this seemed like such an amazing opportunity.
Kaptan sana yarıştan bahsetti mi?
It's so amazing to wake up with someone and just talk.
Birisiyle uyanıp sadece konuşmak inanılmaz bir şey.
The Hawks, now an amazing ninth in the nation in prep ball are just two games away from the State Championship, but they'll have to do it without their team mascot.
Hawks, inanılmaz bir başarıyla tüm hazırlık liginde 9. sırada bulunuyor. Ve Eyalet Şampiyonu olmalarına sadece 2 maç kaldı. Ancak bunu takım maskotları olmadan yapmak zorundalar.
It's amazing, what just happened to me.
Biraz önce başıma çok şaşırtıcı bir şey geldi.
It's amazing how many women just open their shirt to him.
Kaç kadın hemen gömleğini açar. Müthiş bir şey.
It's just that you've had such an amazing life.
Senin bu kadar şaşırtıcı bir yaşam olduğun için
I take a victory lap through Bloomingdale's... and it just so happens there was an amazing sale in the men's department.
Bloomingdale'e son bir zafer turu atmak için gittiğimde erkek bölümündeki o inanılmaz indirimleri gördüm.
Okay, it's amazing I was able to keep my lunch down just now.
- Tamam, bu harika. - Tam yemeğimi yutmaya çalışıyordum.
It's just that, that was really amazing.
Sadece bu, bu gerçekten şaşırtıc?
It's just amazing.
Olağanüstü.
It's the battle music. It's just amazing.
O, çarpışma için olan müzik.
You know, it's just amazing what you've been able to do,
Yapmayı başardığın şey gerçekten müthiş...
Sometimes, just when you brace yourself for a really bumpy flight, it's amazing how the skies can suddenly clear.
Bazen, kendinizi güçlü tutarsanız gökyüzünün aniden açıldığını görürsünüz.
Oh, it's amazing just to be floating above it.
Üzerinden süzülerek geçmek inanıImaz bir duygu.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]