English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ W ] / We can't get out

We can't get out translate Turkish

750 parallel translation
Okay, guys, let's get these computers hooked up so we can get this audition tape out, okay?
Pekala beyler, şu bilgisayarları bağlayalım böylece eleme için kayıt yapabiliriz, oldu mu?
"We can't get out, the police have surrounded the house!"
"Dışarı çıkamıyoruz, polis evin etrafını çevirmiş!"
We can't get out.
Dışarı çıkamıyoruz.
We can't get out, em.
- Bizi duymuyorlar.
And us fellas can get out of your way, can't we, just like we was dirt?
Ve biz de senin yolundan çekilmeliyiz değil mi, sanki birer tozmuşuz gibi?
We'll sew up this valley so tight, a cricket can't get in or out without our say-so.
bizim iznimiz olmadan bu vadiye bir çubuk bile dikilmez. Hayır.Geri dönün.
- No, marrying me ought to do it. It isn't very serious. We can get out of it easily.
Bir adam çıkageldi ; silahını oldukça sakin bir şekilde pencereden uzatarak Tony'i öldürdü.
Why can't-a we get out here?
Hayatım, neden dışarı çıkmıyoruz?
See, Joe, we had all the screens removed because they were fixed so the flies can't get out at all.
Bütün sineklikleri çıkardık çünkü sinekler dışarı çıkamıyordu.
He wouldn't even get out of the cab if there was anyone around. Do you think there's something we can do?
Etrafta birileri varsa taksiden inmezdi.
We can't get out.
Çıkamıyoruz.
Even if we can't win, we can go down swinging. Let's get out of here.
Kazanamazsak bile, etrafta dolaşırız.
We can't get a thing out of Wanda Skutnik... and without her, we have nothing.
Wanda Skutnik'ten bir şey elde edemiyoruz. ve o olmadan da, elimizde hiç bir şey yok.
We're trapped, we can't get out of here.
Burada sıkıştık. Buradan dışarı çıkamayacağız.
Blackie, I can't go any further. We can't get out of here.
Blackie, daha fazla gidemiyorum.
Can't we get out of here?
Buradan çıkamaz mıyız?
We can't get out, but they can't get in.
Çıkamayız ama onlar da içeri giremez.
- No! No one's hurt. It's just that we can't seem to get the car out.
Kimse yaralanmadı ama arabayı çıkartamıyoruz.
We can't get out of the labyrinth.
Labirentten dışarı çıkamayız.
It has to be as hot as you can bear or we don't get the bacteria out.
Mümkün mertebe sıcak olmalı yoksa bakterilerden kurtulamazsın.
Tate, he won't come out, and we can't get in there and get him without somebody getting shot up.
Tate, bu adam dışarı çıkmaz, ateş eden biri olmadan içeri girip onu çıkarmamız mümkün gözükmüyor.
Let's get out of this heat, can't we, darling?
Bu sıcaktan kurtulalım, olur mu, sevgilim?
So we can get out of here and the Indians won't get our scalps.
Buradan gidersek, Kızılderililer kafaderimizi alamazlar.
Mr. Loren, isn't there some way we can get out of this house now?
Bay Loren, bu evden şu anda çıkabilmenin bir yolu var mı?
I think if something doesn't happen soon if we don't get out of here I can't stand much more of this.
Eğer yakında bir şeyler olmazsa, buradan kurtulamazsak, buna daha fazla dayanamam.
- What can we do? Get out of here before we burn all the coal in that tender.
Yakıt vagonundaki tüm kömürleri yakmadan hemen buradan gidelim.
- Oh! - If we can get him out of here, maybe you won't have to walk all the way.
Eğer onu çıkarabilirsek... belki yol boyunca yürümek zorunda olmazsın.
But, uh, how can we fight them if we can't get out of this ruddy camp?
Ama bu lanet kamptan çıkamazsak onlarla nasıl savaşabiliriz?
Please, can't we get out of here?
Lütfen, buradan gidemez miyiz?
The stupidest burglar in the world could come in and walk away with everything, and we can't even get out.
Bu alarm da diğer şeyler gibi işe yaramıyor. Buradan çıkamayacağız.
We can't get out now, can we?
Böyle dışarı çıkamayız, değil mi?
Not if we can't get him out.
Ya oradan kurtarılamazsa?
I don't think we can get out this way.
Buradan çıkabileceğimizi sanmıyorum.
If we can't get you out, we're in sad shape.
Eğer seni buradan kaçıramazsak, üzücü bir durumla yüz yüze geleceğiz.
We can't get past the alarm. That's out.
Alarmı geçemeyiz.
We won't get so close that my engines can't pull us out.
Motorlarımızın bizi çıkartamayacağı kadar yaklaşmam.
We can't get out.
- Buradan çıkamayız. - Ne?
But she can't get out and we can't get in.
Ama o çıkamıyor, biz giremiyoruz.
Well can't it wait till we get to a starbase hospital so they can be checked out by a child specialist?
- Mutlaka olmalı. Hastaneye gidene kadar bekleyemez mi?
Mr. Spock, why don't you join us common humanoids in trying to find a way out of here and quit explaining why we can't get out.
Spock, neden çıkamayacağımızı izah etmeyi bırak ve bir çıkış yolu bul.
So since we can't get Reisner out, we'll get them to hand him to us.
Reisner'ı çıkaramayacağımıza göre, onu bize kendi elleriyle teslim etmelerini sağlayacağız.
Can't we have a rowing boat and get out?
- Kayıkla göle açılıp kaçalım mı?
I can't wait till we get them out of here.
Bunları bir an önce atsak buradan.
That rotten bastard will kill us one by one, if we can't get out of here.
Eğer buradan çıkamazsak, .. piçler hepimizi teker teker öldürecekler.
Cos if he's in, he can't get out and we've got him.
Çünkü o zamanda tuzağa düşmüş demektir ve kaçamaz.
You see, son Joe's paid next month's rent already so whatever we may do in the future, we can't just say to Joe to get out, now can we?
Anlayacağın oğlum Joe önümüzdeki ayın kirasını çoktan ödedi yani ilerde ne yaparsak yapalım, Joe'ya durup dururken çık git diyemeyiz, diyebilir miyiz?
It looks like we can't get out of here before Wednesday.
Görünüşe bakılırsa çarşambadan önce bir yere gidemeyiz.
We can't get out this way.
Bu yoldan çıkamayız.
Without my horses, I can't get to where l'm going... so we'd better just shoot it out right now.
Atlarım olmadan gideceğim yere gidemem. Demek ki hemen ateş etmeye başlasak iyi olur.
We can't. Alpha's taken us out too far. We've only got enough gas to get back.
İmkansız, Alfa bizi çok açığa sürükledi, ancak geri dönecek yakıtımız var.
Well, can't we get him out of it?
- Bu halden çıkarabilir miyiz?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]