English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ W ] / Where'd

Where'd translate Turkish

18,756 parallel translation
Where do you estimate we'd got to?
Nereye kadar ilerlediğimizi düşünüyorsun?
The time White allowed you out of the house, where did you go?
White'ın evden dışarı çıkmana izin verdiği zaman, nereye gittin?
So it was easy enough to provide the details necessary to show them they'd been terribly misled. Where did they take him?
Onlara gerekli detayları sağlamanın kolay olduğunu göstermek onları yollarından saptırırdı.
Where'd you come up with that name anyway?
Bu ismi nereden buldun?
Maybe that's where I belong.
Belki de yerim orasıdır.
Where'd they go?
- Nereye gittiler?
- Where'd she go?
- Nereye gitti?
Where'd she go?
Nereye gitmiş?
Where'd he get such?
Bunları nereden...
And you drove the truck that carried the body of Sammy DiPietro in a steel drum from where he was murdered to where they stashed him.
Sammy DiPietro'nun varil içindeki cesedini, onu öldürdükleri yerden saklamaya götürdükleri yere kadar kamyonla senin taşıdığını da biliyorum.
We'd like to know where you were on the dates of the huggings.
Sarılmaların olduğu zamanlarda nerede olduğunuzu bilmek isteriz.
And he told me where to meet and what color to wear so I'd stand out.
Bana nerede duracağımı ve hangi rengi gireceğimi söylemişti. Belli olayım diye.
You started running there after Naz put the new rules in place, and you realized that if you sprinted ahead of your tail, you'd have a minute or two, maybe, where they wouldn't have their eyes on you.
Naz yeni kurallar koyduktan sonra orada koşmaya başladın ve peşindeki elemandan biraz daha hızlı koşarsan seni göremeyecekleri bir veya iki dakikan olabileceğini fark ettin.
And she'd have to relocate, now that Sands knew where she lived.
Yerini de değiştirmesi gerekiyordu çünkü Sands artık nerede yaşadığını biliyordu.
I honestly, I don't know where he'd find the time.
Ne ara zaman bulduğunu gerçekten bilmiyorum.
Where'd Sarah go?
Sarah nereye gitti?
- Where'd Sarah go?
- Sarah nereye gitti?
Where'd you get that?
Nereden aldın bunu?
Where'd you learn to do that?
- Bunu yapmayı nereden öğrendin?
And then right here is where she'd give me her yearly hug.
Ve tam burada bana o yıl için sarılırdı.
- Where'd you get that?
- Onu nereden buldun?
Where'd you come from?
Nereden geliyorsun?
Where'd you go?
Nerelerdeydin?
Where'd you get that?
Nereden buldun sen onları?
Where'd you go?
Nereye gittin?
If you do it, it means we're required to transfer you from this facility to Teterboro, where you'll be flown to D.C. for witness prep.
Eğer yaparsan, bu bizim seni buradan Teterboro'daki büroya nakletmemizi gerektirir. Oradan da hazırlıklar için D.C.'ye uçman gerekir.
Do you remember... the river of blood in Xibalba... where I'd take you to bathe me?
Hatırlıyor musun... Xibalba'daki kan nehrini... Hani beni yıkadığın yeri?
Someone needs to stand guard outside, and only one of us knows where to look in my mom's office.
Birinin dışarıda nöbet tutması gerekiyor ve aramızdan sadece bir kişi annemin ofisini iyi biliyor.
Never knew where she'd end up next.
Bir dahakine nerede duracağını bilemezdin.
LISA, ON TAPE :'The time Mark White allowed you out of the house,'where exactly did you go?
Mark White evden dışarı çıkmana izin verdiğinde tam olarak nereye gittin?
Outside where?
Dışarıda nerede?
"Your wife's work friend Gary " invites her away on a business trip " where they'd be sharing one room.
"Karinin is arkadasi Gary onu ayni odayi paylasacaklari bir is seyahatine davet etti."
Where'd you learn to do all this stuff?
Bu işleri yapmayı nereden öğrendin?
Where'd you go to high school?
Liseye nerede gittin?
Where'd everybody go?
Herkes nereye gitmiş?
- Where'd they go?
- Nereye gitmişler?
I thought I'd be able to figure out where they routed their data, but I couldn't find the end of the proxy chain.
Verilerini nereye yönlendirdiklerini bulabilirim diye düşünüyordum,... ama proxy zincirinin sonuna ulaşamadım.
Where'd this come from?
Bu nereden geliyor?
Where'd he go?
Nereye gitti?
Where you'd left them.
- Bıraktığın yerde.
Where'd you get this?
Bunu nereden aldın?
Where'd you get all this money?
Bütün bu parayı nereden aldın?
Dylan, where'd you get that shirt?
Dylan, nereden aldın bu tişörtü?
Where'd you grow up?
Nerede büyüdün?
I'm gonna follow D'Angelo around like them white people be following that band Phish, where they spell the word "fish" wrong.
D'Angelo'nun turnelerinde peşinde dolaşacağım beyazların kovaladığı grup Phish gibi. "Fish" in yanlış yazıldığı grubu.
What... what you'd be wearing... where you'd be sitting.
Üzerinizdeki kıyafetler, oturduğunuz yer...
- Where'd they tow it from?
- Tribeca, Murray ve Church'ün köşesi.
All right, where'd he go?
- Pekala, nereye gitti?
If that's the case, he'd know where she was and where her family's hiding.
Öyleyse kızın önceden nerede olduğunu ve ailesinin nerede saklandığını biliyordur.
D.C.'s only three hours by train from New York, where you're going.
Gitmek istersen başkent New York'a trenle üç saat uzaklıkta.
Hey. I was wondering where you'd gone.
Nereye gittiğini merak etmiştim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]