Arada fark var translate English
614 parallel translation
Arada fark var.
There's a difference.
Arada fark var.
- There's a difference.
- Arada fark var.
There's a difference.
- Hayır, çıkmıştın. Arada fark var.
There's a difference.
Ben sakar bir sarhoşum, arada fark var.
I'm a clumsy drunk, It's not the same. Not for everyone.
Ben Napoliliyim, arada fark var.
I'm Neapolitan, that's different.
Arada fark var, biliyorsun.
There is a difference, you know?
- Hayır, arada fark var.
No. There's a difference.
Arada fark var.
There's a difference, you know.
- Ama arada fark var!
- There's a difference, for Christ's sake!
Arada fark var!
There's a difference.
Arada fark var.
That's the distinction.
Arada fark var.
There is the difference.
Arada fark var.
There's a bit of a difference.
- Arada fark var.
- Made a difference.
- Arada çok fark var mı?
Not if it's positive for tomorrow morning.
Arada fark var.
You thought I could do it because of that, huh?
Öyleyse ha ortaya çıkmış ha, öldürülmüş arada ne fark var ki?
So what difference will it make if he shows up and he's killed?
Arada büyük fark var.
There's a big difference.
Eşini kaybeden iki adam, ancak arada korkunç bir fark var.
Two men who had just lost their wives, but with a horrible difference.
Arada ufak bir fark var.
There's so little difference.
Arada ne fark var, şimdi ya da sonra?
What's the difference whether it's now or later?
- Ben de öyle. Arada çok fark var.
- Neither do I. There's quite a difference.
Sanırım arada bir fark var... kumar ve hesaplanmış bir risk arasında.
I think there's a difference between a gamble and a calculated risk.
- Gördünüz mü, benzettiniz mi? - Arada bir fark var.
- Well, we didn't see him.
Arada büyük bir fark var.
There's a big difference.
Arada bir fark var mı?
- Is there a difference?
Yalnız arada bir fark var bence.
Only there was a difference.
Arada çok fark var.
That's the big difference.
Arada ne fark var peki?
Well, what the hell is the difference?
Arada ne fark var?
What's the difference?
Arada çok fark var.
There's a lot of difference.
- Arada büyük fark var.
There's one big difference, though.
- Hayır, arada bir fark var.
- No, there's a difference.
Arada bir fark var, Kuzeyli bey.
With one difference, Mr. Yank.
Arada çok büyük fark var.
There's a big difference.
Aslında arada fazla bir fark yok, var mı?
Look, there's not much of a difference anyway, is there?
- Sizi de bizimle gelmeniz için davet edebilirdik... ama arada sosyal statü ve zenginlik farkı var. - Sıra sizde. Bu, çok aptalca.
We would invite you to join us but the difference in social rank and wealth, it makes it silly.
Arada dağlar kadar fark var.
The two are like oil and water.
Savcı kaçakçılıktan ömür boyu hapis istedi. Arada çok fark var.
The prosecutor wanted a life sentence for smuggling.
Arada bayağı bir fark var.
It's quite a different name.
Diğerlerine ne yaptınız? Arada büyük bir fark var, değil mi?
So what did you do with the others?
Arada ne fark var anlamadım.
I don't know what the difference is.
Ama arada çok fark var.
But there is a world of difference.
Arada bir fark mı var?
There's a difference?
Arada büyük bir fark var.
There is a very big difference.
Ama arada bir fark var, erkekler bir saatte bu sözlerin etkisinden kurtulurlar ama kadınların kurtulması yıllar sürer.
The difference is, with men, they get over it in an hour. With women, it goes on for years.
- Arada büyük fark var.
- There's a big difference.
Arada büyük bir fark var.
we pumped his stomach.
Arada ne fark var ki?
what the hell's the difference?
Arada çok küçük bir fark var.
- No, there's a very subtle difference, you know.
varvara vasilyevna 23
varım 207
varsa 36
vardık 38
var mısın yok musun 30
var tabii 24
var efendim 22
varyemez amca 23
varşova 132
var mıydı 25
varım 207
varsa 36
vardık 38
var mısın yok musun 30
var tabii 24
var efendim 22
varyemez amca 23
varşova 132
var mıydı 25