English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → French / [ K ] / Kivi

Kivi translate French

66 parallel translation
Sorun bu işte. Ben vahşi bir kuşum, sense kivi.
Voilà le problème, je suis un oiseau sauvage et tu es un kiwi.
- Kivi.
- Un kiwi.
Sen hiç kivi gördün mü?
Tu n'en as jamais vu?
- Kivi.
Kiwi.
- Ufacık bir kivi.
- Minus le kiwi.
Kivi kuşu gibi davranma.
Tu n'es pas obligé d'être un kiwi.
- Ben hiç kivi yemedim.
- J'ai jamais mangé de cailles.
Kivi. Hiç denemedim. Görmüştüm ama yemek istemedim.
j'ai pas envie.
Kivi dememiştim ben. Çivi dedim. Çivi, Aygır!
Étalon!
Evet, o biraz iğrençti. On bin Watusi savaşçısı, tepeden tırnağa, kivi ve guava meyveleriyle silahlı.
Oui, là ça a été terrible... 10 000 guerriers Watusi armés jusqu'aux dents de kiwis et de demi-goyaves...
Bir kivi al Frank.
Prends un kiwi.
Kivi ve fıstık ezmeli, çikolata Kona. Dur.
Un Kona praline avec banane-kiwi et beurre de cacahuète?
Yağ, yumurta, un, kivi suyu...
Beurre, œufs, farine, citron vert, kiwi...
Kivi? Kivi? !
Kiwi?
Hayır, kivi suyu dedim.
J'ai dit Kiwi-Lime.
Elimde kivi var!
J'ai des kiwis!
Mango kivi tropik proteinler.
"Un tourbillon mangue-kiwi."
Elma, karışık meyve suyu, ve kivi.
Des pommes, des barres aux céréales et des kiwis.
İyi fikir. Kivi.
C'est une bonne idée, les kiwis.
- "hindiba, şeftali, kivi."
- Prends les myrtilles! - Non!
Metroda giderken bir kivi istersin diye düşündüm.
- Je-je me disais que peut-être tu voulais un-un kiwi pour-pour-pour le métro.
Biraz kivi al ve sprey boyayla kırmızıya boya.
Prends des kiwis et peins-les en rouge.
"Nick bir kivi bahçesine girer ve der ki'Cennet nasılsa bu dünya da öyle', ve boyanmış bir kiviyi ısırır."
"Nick marche parmi les kiwis, dit :'C'est un véritable éden et mord dans un kiwi rouge."
Al, bak, biraz kivi.
Tate, regarde, il y a du kiwi.
Kivi kızla şarkı alışverişi yapıp, Paris'e doğru yola çıktım.
Ai chanté avec une néo-zélandaise, puis suis parti à Paris en train.
Kivi Karpuz Sürprizi.
Kiwi Pastèque Surprise.
buna ne dersin? Kivi bir nedir?
C'est quoi un kiwi, hein?
Kivi ile ilgili konuşmalıydım!
Je sais que j'aurais du parler du kiwi!
Kivi sevmediğini biliyorum. Bence ikinci bir şans tanımalısın.
Je sais que tu n'aimes pas les kiwis, mais tu devrais vraiment leur donner une seconde chance.
Kivi boyutuna ne dersiniz?
La taille d'un kiwi?
Kivi ve mangolu var.
Non, merci.
Ve böğürtlen ve taze kivi.
Et des mures et de kiwis frais.
Cuma günü içi kivi aldın mı?
Vous avez acheté les kiwis pour vendredi?
- Hayır, kivi istemiyorum!
- Non, je ne veux pas de kiwi! - Kiwi, ça m'a l'air sympa.
- Kivi severim.
- J'adore le kiwi.
Kivi-çilek. Siparişim bu.
Kiwi-fraise, c'est ma commande.
Ve saçına takılmış bir kivi parçası var.
Et elle a un gros morceau de kiwi dans les cheveux.
'Zümrüt, çirkin, birinci...''... klakson sesi, yumuşak, kivi...''... iz yapmak, kader, acı...'
Émeraude, laid, gagnant. Klaxonné, moelleux, kiwi... Remémoré...
Kivi ve karpuzlu mu?
"Kiwi-pastèque"? C'est bon.
En sonunda da kivi büyüklüğünde tümör çıktı kafasından.
A la fin, il avait une tumeur de la taille d'un kiwi.
Elma, kavun, kivi, mango, mayonez.
Les pommes, le cantaloup, les kiwis, les mangues, la mayonnaise.
- Kivi.
- Kiwi.
- Kivi kokusu alıyorum.
- Ça sent le kiwi.
- Kivi'yim.
- Je viens de Nouvelle-Zélande.
Kivi, Flicka diğer atları korkutmadan onu ahıra sokabilir mi?
Tu peux mettre Flicka dans le box avant qu'elle fasse peur aux autres chevaux?
60'lı yıllarda, Jaakko Kivi, iş bulma ajansının müdürüydü. Fakat hiç iş olmadığı için o da işsiz kaldı.
Dans les années 60, le directeur de l'agence pour l'emploi, Jaako Kivi, s'est retrouvé au chômage car il n'avait plus d'emploi à offrir.
Yok, kivi olsun.
Non, kiwi!
Kivi de olabilir yalnız, hiç emin değilim.
Ou un kiwi? Dur à dire.
Tadı kivi ye benziyor.
Et ça?
Kivi?
Du kiwi?
Bazen kivi gibi.
Des fois, celui du kiwi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]