English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ D ] / Dead serious

Dead serious traducir turco

302 traducción paralela
Mark, he's dead serious.
Mark, o çok ciddi.
Now, Mark, he's dead serious.
Şimdi, Mark, o çok ciddi.
Dead serious.
Çok ciddiyiz!
He's dead serious.
- Çok ciddi.
I'm dead serious about this relationship.
Bu ilişkide çok ciddiyim.
I'm dead serious.
Çok ciddiyim.
Father's face must be dead serious when he comes home...
Eve geldiğinde babamın suratı asık olur.
And I am dead serious, my friend.
Ve cidden ölüyüm dostum.
Dead serious.
Cidden ölü.
No, no, I'm dead serious, Fran.
- Hayır, hayır, son derece ciddiyim Fran.
- I'm dead serious.
- Ben ciddiyim.
Look, I'm dead serious. The people we're after here are practically running the town.
Peşinde olduğumuz insanlar bu şehri yönetiyorlar.
They're not kidding. They're dead serious.
Dalga geçmiyorlar Bay Jarret, çok ciddiler.
I'm dead serious, Nino.
ciddiyim nino dikkat etmezsen öleceksin.
I'm dead serious, yeah.
Sonuna kadar, tabi.
When she works, Miss Davies is always dead serious...
İş zamanlarında Davies her zaman çok ciddidir...
No, I'm dead serious.
Yok, çok ciddiyim.
I'm dead serious.
Ben cidden bittim.
- ls dead serious?
- Ölüler ciddi midir?
These people are dead serious.
Bu adamlar çok ciddi.
Dead serious.
- Çok ciddiyim.
I'm dead serious.
Ciddiyim.
Dead serious.
Son derece ciddiyim.
Dead serious.
Çok ciddiyim.
- You are dead serious about going with me?
- Benimle gelme konusunda ciddi misin?
Dead serious about going to Itchy Scratchy Land.
Itchy Scratchy Diyarı'na gitmeyi ölümüne istiyor.
I'm dead serious!
Çok ciddiyim!
- I'm dead serious.
- Çok ciddiyim.
- I'm dead serious.
- Ben çok ciddiyim.
Well, especially Rene - he's dead serious. YOU KNOW.
Hele ki René çok ama çok ciddiye alıyor.
- I am dead serious.
- Çok ciddiyim.
Those are dead serious.
Acayip ciddi olursun.
Andy, I'm dead serious.
Andy, ölümcül derecede ciddiyim.
Gerald, for once, I'm dead serious.
Bir sefer olsun çok ciddiyim.
I am dead serious. The po-po trippin'.
Çok ciddiyim.
Nothing nonsensical here at all. Dead serious.
Üzgünsün, üzgünüm birisi her zaman üzgündür.
I am so dead serious.
Ölüm kadar ciddiyim.
I'm dead serious about this.
Bu konuda çok ciddiyim.
To go on a hunger strike is a very serious business... because once you strike... it can only end when you have won or when you are dead.
Açlık grevine başlamak çok ciddi bir iş. Çünkü buna başladığında ya kazandığında ya da öldüğünde son bulacak.
- Is it serious? - I think he's dead.
- Durumu ciddi mi?
The Archbishop of Sienna is still in a coma after a bullet in last week's attack struck his carotid artery. What is most serious is that though he still breathes normally through the windpipe, he is virtually brain-dead.
Sienna baş piskoposu geçen haftaki saldırıda aldığı kurşun yarası nedeniyle halen komada.
- Dead serious.
Hiç olmadığım kadar.
So many maruts are dead, this is a serious matter.
Bir sürü "kütük" boşuboşuna telef oldu. Bu çok ciddi bir durum.
Serious trouble, sir. So many dead and wounded.
Büyük bir sorun, bir sürü ölü ve yaralı.
It's more serious than that, he's dead.
Daha da kötü, ölmüş.
They'll explore the wound for serious damage remove any dead tissue and debris.
Ciddi hasar mı diye bakacaklar. Ölü doku varsa temizleyecekler.
- Dead serious, man.
Evde küçük bir kızım var.
I'm dead fucking serious.
Ölümüne ciddiyim.
Nothing serious, just a bit overactive. If I don't take my pills, I tend to faint dead away.
Sadece fazla çalışıyor İlacımı almazsam bayılıyorum.
Which is probably better for you anyway because all the men I get serious about seem to wind up dead.
Ki muhtemelen bu zaten sizin için daha iyidir, çünkü ciddileştiğim bütün adamlar sonunda ölüyor gibi gözüküyor.
Now one's in serious condition, the other's dead.
Birinin durumu kritik, diğer öldürülmüş.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]