English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ E ] / Eyes up

Eyes up traducir turco

1,712 traducción paralela
Eyes up!
Gözler yukarı.
And whoa, whoa, whoa, Harry. eyes up here.
Ve... hey, hey... Harry, yukarı bak.
- Eyes up, Bobby!
- Yukarı bak, Bobby!
Just being an American in Tokyo means there are plenty of girls whose eyes will light up over you.
Tokya'da bir amerikalı olmak bile, üzerine gözlerini dikip bakan... tonla kız olur, demektir.
That he wanted to be a pilot when he grew up, and that he had frighteningly intelligent eyes.
- Ray, sıkıldım. Bana bir masal anlat.
# To be me when your eyes light up. # So... oh, I'm just gonna...
Ben hemen...
Those eyes you gave up half of your life for, to meet me and to help me, will be a valuable weapon.
Bu gözleri alarak, hayatının yarısını benim için harika bir silah olmak için harcadın.
You know, if you got a partner, you can switch off, you know, rest your eyes, maybe make calculations on what you've seen, or just break up the silence of staring into the unknown.
Biliyorsun eğer ortağın olursa, biraz ara verebilirsin, bilirsin, gözlerini dinlendirirsin, belki gördüklerini hesaplarsın, veya sessizce bekler bilinmeyene yelken açarsın.
* speak out, make up your mind be bold * * close your eyes to make a wish *
.. .
I remember you standing on my steps with those guilty green eyes, afraid to come in because you knew your grandma would size you up no matter what kind of trouble you got into.
Senin kapımda o suçlu yeşil gözlerle dikildiğini anımsıyorum. İçeri girmeye korkuyordun, çünkü büyükanneni biliyordun, başına açtığın sorun ne olursa olsun, o, seni yargılayacaktı.
Squat down, close your eyes, and then jump up and look.
Çömel, gözlerini kapat, zıpla ve gözlerini aç.
The video must pick up their frequencies in a way that our eyes can't.
Gözün göremediği frekansı yakalıyor olmalı.
I want to see what's going on up there with my own eyes.
Yukarıda neler olduğunu kendi gözlerimle görmek istiyorum.
Eyes and teeth. You never know, the Queen might turn up.
Kraliçe gelebilir, asla bilemeyiz!
Four-eyes stood up here and connected with us all--that's why we're Demons!
Ve 200 milyona sen sahipsin...
Tears welled up in my eyes.
# Gözyaşlarım boşaldı birden.
Tears are welled up in my eyes.
# Ama bilmem neden,
look up.. in my eyes.
kaldır kafanı.. gözlerime bak.
Setting up a nursery... an heirloom crib... the tears of joy in your eyes when you saw that ultrasound.
Bir çocuk odası hazırlamak, aile yadigârı beşik... Ultrasonu gördüğün zaman gözlerindeki o sevinç gözyaşları...
You see, you have to understand, I have dreamt about this moment since I was a very little girl, and the ring fit perfectly, my eyes welled up, and I said,
Beni anlamalısın, küçük bir kız olduğumdan beri bu anın hayalini kuruyorum. Yüzük tam istediğim gibiydi ama ben kendimi kaybedip şöyle söyledim :
Cheeks blown up. Red eyes, and he was walking as if... ... someone has cast him on a stick.
Yanakları balon gibi şiş, kırmızı gözler, ve bir yürüyüşü var ki sanki birisi kıçına kızgın demir ile değmiş gibi.
I look at her eyes, man, and she looks up, back at me...
Gözlerine bakıyorum,... bakışlarını kaldırıp o da bana bakıyor.
Well, she cut you up the same as them. So, in her eyes you're no different.
Seni de onlar gibi kestiğine göre, onun gözünde farklı görünmüyorsun.
After finding a bitchin'pair of truck stop sunglasses to cover up my red, swollen eyes, Randy tried to find a list item I could do in a coma.
Şişmiş ve kırmızı gözlerimi kapatmak için, nefes kesici bir kamyoncu güneş gözlüğü aldıktan sonra, Randy komadayken yapabileceğim bir madde bulmaya çalışmış.
You closed your eyes and started heaving your bosoms up and down and up and down.
Ben öyle anımsamıyorum. Yapmayın, gözlerinizi kapadınız ve göğüslerinizi yukarı aşağı, yukarı aşağı, kabartmaya başladınız.
Maybe you need to open up your eyes.
Belki de artık gözlerini açmalısın.
I mean, he come up to you with thosebaby-seal eyes like...
Yani, öyle yalvaran gözlerle karşıma gelince..
Do you have any idea how it feels to wake up every morning, knowing that you're going fail in the eyes of the only person you've ever really loved?
Her sabah uyanıp, gerçekten sevdiğin tek insanın gözünde başarısız biri olacağını bilmek nasıl bir duygu haberin var mı?
Then his eyes really started to fill up. I mean, they get dark... you know how he gets the sort of rage in him.
Sonra gözleri irileşmeye başladı bilirsin işte öfkelenip, gözü karardığında nasıl olur.
'But I had to see what we were up against with my own eyes.
Uyanışımızı kendi gözlerimle görmeliydim.
Upright, spine straightforward, and... you know the feeling, when you suddenly stand up, and your eyes black out.
Yani, dik oturma, beli doğrultmak falan... Bilirsiniz, hani hızla kalktığınızda gözleriniz birden kararır.
Even before your jaw cramps up and your eyes sting, you get a lot done.
Çeneniz kilitlenip gözleriniz yanmadan önce bile bir ton iş yapabilirsiniz.
and I saw the look in his eyes when he was brought here, and I know the damage that it would do to see his mother in this place, caged up.
Buraya geldiğinde gözlerinin içine baktım ve annesini burada görmenin acısını hissettiğini gördüm.
Remember when Four Eyes ate that macadamia nut cookie in second grade, and puffed up like a blowfish?
Dört gözün, ikinci sınıfta fındıklı macadamia kurabiyesi yiyince balık gibi nasıl şiştiğini hatırlıyor musunuz?
Yeah, I mean, I was going to kick him in the crotch or something, scratch his eyes out, I don't know, but the cops showed up and scared him off.
Evet. Kasıklarına tekme atıp gözlerini oyacaktım. Ama polisler gelince korkup kaçtı.
"Woman, 30 years or more, eyes colored brown, fair skin and hair, washed up at limehouse reach."
Kadın, otuz yaşlarında kahverengi gözlü, beyaz tenli ve sarışın Limehouse yakınlarında boğulmuş.
Now, right before my eyes... the fashionable life I gave up on after joining DMC... is spreading out right before my eyes.
Şimdi, gözlerimin önünde... DMC'ye katıldıktan sonra vazgeçtiğim şık yaşam... gözlerimin önüne seriliyor.
When I opened up my eyes this morning you were there
# Sabah gözlerimi açtığımda, yanımdaydın.
It opened up our eyes.
Bu bizim gözlerimizi açtı.
He's got his eyes all scrunched up.
Gözlerini kapatmış durumda.
Great smile... inquisitive look in her eyes ; really sharp... very smart... she's got this great laugh that just... just bubbles up out of her, comes from nowhere, like...
Harika bir gülümseme... Gözlerinde merakli bir bakis. Gerçekten keskin...
When they look in my eyes, they know I've been places they couldn't conjure up in their worst nightmares.
Gözlerime baktıklarında en kötü rüyalarında bile canlandıramayacakları yerler gördüğümü anlıyorlardı.
I, I was lying, curled up on the pavement, with tears streaming out of my eyes, and...
Kıvrılmış bir şekilde kaldırımda yatıyordum gözlerimden yaşlar boşalarak çığlık atıyordum...
A lot of times I close my eyes during the show and I think about the place is full and everybody's freaking out and I try to pretend that it's all good and I really deal with it afterwards when a promoter comes up to me and goes,
Çoğu zaman, konser esnasında gözlerimi kapatıp mekanın tamamen dolu olduğunu ve insanların deli gibi eğlendiğini her şey iyi gidiyormuş gibi düşünürüm. Sonrasında organizatörün gelip ;
Crowd's ecstatic, and me, eyes closed and hands up in the air.
Kalabalık kendinden geçmiş ve ben, gözlerim kapalı ve ellerim havada.
Looking directly into the lights makes her eyes tear up, she cries.
Bingo. direk olarak ışıklara bakıyor. gözlerinin yaşarmasını sağlıyor, ve ağlıyor.
Your eyes could swell up.
Gözlerin şişer.
Canst thou hold up thy heavy eyes awhile, And touch thy instrument a strain or two?
Biraz açıp da kapanan gözlerini bir iki ses çıkarabilir misin çalgından?
Canst thou hold up thy heavy eyes awhile and touch thy instrument a strain or two?
Biraz açıp da kapanan gözlerini bir iki ses çıkarabilir misin çalgından?
Then once the job was done, damn my eyes if the major didn't mount up the cavalry and turn them upon us.
- Subay, pozisyonumu korumam için bir emir verdi. Tamam, o zaman. Sen yapabiliyorsan, ben de yaparım.
I saw my best friends go up in flames before my eyes.
En iyi arkadaşlarımın alev alev yandıklarını görürdüm.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]