English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ W ] / Watches

Watches traducir turco

2,069 traducción paralela
- Watches the news with his little brother while eating breakfast.
Gelmiş mi? Gerçekten gelmiş mi? Rolo!
He said he watches my films many times and that he was a great fan of mine.
Filmlerimi birçok kez izlediğini ve benim büyük bir hayranım olduğunu söyledi.
My wife watches these news channels.
Karım bu haber kanallarını izliyor.
Sounds like Kaagh Who Watches Too Many Conan DVDs to me.
Bana daha çok Çok Fazla Conan DVD'si izleyen Kaagh gibi geldi.
Everybody watches it.
Herkes izliyor.
Wallets, bags, watches...
Cüzdanlar, çantalar, saatler...
Watches over me...
Bana göz kulak olurdu.
You don't need to keep pawning those wrist watches for money.
Para için kol saatlerini rehin bırakmana gerek kalmayacak.
( Amount for female watches : 4000 Baht )
Kadın saatlerinin tutarı :
Oh, excuse me, sir, you like watches?
Affedersiniz, bayım. Saatleri sever misiniz?
Yeah, genius is selling fake watches right outside the NYPD crime lab.
- Dâhi çocuk, New York Kriminal Laboratuarı'nın önünde taklit marka saat satıyordu.
I've got a cupboard full of watches.
- Saatlerle dolu bir dolabım var.
Who else do you know that watches 14 hours of TV a day?
Benden başka günde 14 saat televizyon izleyen kimi tanıyorsun?
I've never seen a woman who even watches club soccer.
Daha önce futbol hakkında bu kadar ilgili bir kadın görmedim.
- Who watches that?
- Bunu kim izler Allah aşkına?
STEVE : I think it's very likely that the female watches these drumming displays and can tell something about either the male or the nest tree at which he's performing.
Dişi bu vurma hareketlerini izleyerek erkek veya yuva yapılacak oyuk hakkında fikir sahibi oluyor büyük ihtimalle.
We don't really know, but, I mean, she watches very intently.
Tam olarak ne olduğunu bilemesek de bayağı dikkatli izlediği aşikâr.
Rest assured she watches us always.
Emin olun ki bizi hep izliyor.
She watches so much news that sometimes it gets to be a little too much.
Çok fazla haber izliyor. Tabii bazen aşırıya kaçtığı da oluyor.
Set your watches to 1 : 45.
Saatlerinizi 1 : 45'e ayarlayın.
I'm talking something so low-profile, a rent-a-cop watches the place.
Sadece bir kaç polisin koruduğu bir yerdeki büyük şeyler değil söylediklerim.
No one watches TV in this house.
Bu evde televizyon açılmaz.
Struss, there's a lot of jagged concrete down there, so let's make sure everybody watches for breaches and tears in their suits.
Struss, burada çok fazla sivri beton var, o yüzden herkes kıyafetlerindeki yırtık ve deliklere karşı dikkatli olsun.
The current bid stands at two gold watches... a diamond necklace, and 10,000 gold talents!
Şu anki teklif, iki altın saat bir adet elmas kolye ve 10,000 altından ibarettir.
Either, or, it watches, when I left you in the airport, I was by a coffee...
Tamam, seni havaalanına bıraktım. Sonra kahve almaya gittim.
Well, mother, watches... I have been thinking much in all this and...
Bak anne, bunu çok düşündüm.
It watches... How long it does that it is with that type?
Annen ne kadar zamandır bu adamla çıkıyor?
, it watches, watches that!
- Şuraya bak.
Escúchame, listens, watches this, watches, have shot to me!
Dinle beni, bak şuraya, beni vurdular!
Or do you still think scaling mountains... excuses you from looking at your watches?
Yoksa hala dağlara tırmanma bahanesiyle nöbetlerinizden kaytarıyor musunuz?
Company Sergeant sir, we don't own watches.
Bölük çavuşum bizim nöbetimiz yok.
Company Sergeant sir, we don't own watches.
Bölük çavuşum bizim nöbetimiz yok mu! ?
For example, watches, electronic shit. Anything, anything you think we might like. - Excuse me?
Saat, elektronik eşya, sahip olduğunuz her şey olabilir.
He sells fake Cartier watches out of the souks in Damascus.
Damacus'ta çarşının dışında sahte Cartier saatleri satıyor.
Sure, it is better synchronized watches?
Tamam, saatlerini ayarlamalarını söyleyeyim mi?
Yeah. There's a man who's in charge who watches him.
Ondan sorumlu olan, ona bakan bir adam var.
On the 9th of April Jorgen watches as the Germans march into the city.
9 Nisan günü Jürgen, Almanların şehre uygun adım girişlerini izledi.
Settles in and watches you suffer.
İnsanın içine yerleşip acı çekmesini izliyor.
Let's sync those watches, people.
Saatleri ayarlayalım, millet.
We are not going to be one of those assholes on the news who watches a crime happen and not do something!
Bir suç işlenirken öylece durup seyreden, haberlerde gördüğümüz o hıyarlar gibi olmayalım!
- So an angel watches over the children.
- Demek bu çocuklara bir melek bakıyor.
Everybody stands around and watches.
Herkes çevrede oturuyor ve izliyor.
The guy does it with T.K.'s fiancée while T.K. Watches.
T.K. izlerken nişanlısıyla işi pişiren bir erkek.
Before we start rounds today, who watches Deal or No Deal?
Vizitlere başlamadan önce söyleyin, kim, "Var mısın Yok musun" izliyor?
Why you wear two watches?
Neden iki tane saat takıyorsun?
Let's start there, because I'm sure as hell not the son of a man who repairs watches and the woman who collected snow globes.
Öyleyse şuradan başlayalım çünkü ben saat tamir eden bir adam ve kar küreleri toplayan bir kadının oğlu olmadığımdan adım gibi eminim.
Watches?
Saat mi?
You like watches, though?
Ama saatleri seversin, değil mi?
I want that you see something, it watches... this that...
Bak sana ne göstereceğim.
- Why two watches?
Neden iki tane saatin var?
I fix watches
Ben saat tamir ederim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]