English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ C ] / Counterpoint

Counterpoint traduction Turc

85 traduction parallèle
And the laws of counterpoint.
- Ve kontrpuan kanunları.
The counterpoint was supposed to come back.
Finalde çalınması gereken bir kontrpuan.
I'm speaking about the great counterpoint...
İki büyük ezeli rakip olan... ... Oturan Boğa ve William F. Cody'den söz ediyorum.
rhythmic devices... which seemed to counterpoint the, er... Counterpoint the surrealism of the underlying metaphor of the, er...
ritmik mısralar... aksi fikirler... altta yatan metaforun sürrealizminin tersine üretilen fikirler.
"Counterpoint the surrealism of the underlying metaphor"!
"Altta yatan metaforun sürrealizminin tersine üretilen fikirler." miş!
The counterpoint was supposed to come back.
Finalde olması gereken bir kontrpuan idi.
- A most effective counterpoint. - [Clattering]
Oldukça etkili bir teknik.
The good Reverend was kind enough to let me use his view as a counterpoint position.
Sevgili rahip nezaket gösterip fikirlerini karşı görüş olarak kullanmama izin verdi.
I know all the scales, the modes, counterpoint...
- Tüm gamları biliyorum, kontpuanı...
That tunnel's being held up by counterpoint pressure.
Tünel karşı basınç sayesinde ayakta.
A counterpoint of painful howls
İnleyen zavallı düşman
Like the counterpoint of this music.
Bu muzikte iki ayrı parça çalınması gibi.
Counterpoint.
Konturpuan.
We've been looking at the obvious- - frequency, location, timing- - but each of those parameters could have a counterpoint in subspace.
Gözümüzün önündeymiş- -... sıklığı, konumu, zamanlaması- - ama bu parametrelerin her biri....... altuzayda kendi konturpuanına sahip olabilir. - -ÇN ( Konturpuan ; çeşitli melodileri birbirine uydurma )
Call it counterpoint.
Buna intikam da diyebilirsin.
My role in the X-Files has always been to provide a a rational scientific perspective to cases that would seem to defy explanation a counterpoint to Agent Mulder.
Gizli dosyalar'daki görevim açıklama getirilemeyen olaylara daima mantıklı ve bilimsel bir yaklaşım bulmaktı, Ajan Mulder'ın öne sürdüğü teoriye karşı çıkardım.
You may also notice some fascinating trigonometric functions in the counterpoint, but I suppose I'm going off on a tangent, aren't I?
Melodileri birbirine uydurmada trigonometrik fonksiyonların ne kadar büyüleyici olduğunu farketmişsinizdir, ama sanırım bit teğet geçmiyorum değil mi?
What did I do? I provided a logical counterpoint.
Sadece mantıklı bir tez sundum.
An ironic counterpoint to the scene's sentimentality.
Sahnenin duygusallığını dışlayan garip bir ironiydi,
Shouldn't you be in there for point-counterpoint?
Nokta-karşı nokta için orada olman gerekmez mi?
There is no counterpoint.
Karşı nokta yok.
And then counterpoint La Traviata
Ve sonra kontrpuan La Traviata
And I always counterpoint out there's no organization on this planet that can neglect its economic foundation.
Ve hep şöyle karşılık veririm bu gezegende ekonomik temelini ihmal edebilecek bir organizasyon yoktur.
It may well be that the sanctity and spirituality and the effusive quality of Ahmad al-Ghazali's Islam was a kind of counterpoint to the former book-based, systematic theology that Al-Ghazali was experiencing and dishing out at the mosques.
Anlaşılan o ki Ahmed el-Gazâlî'nin İslam'ının mukaddesliği, coşkusu ve ruhaniyeti İmam Gazâlî'nin tecrübe ettiği ve camilerde paylaştığı kitap tabanlı sistematik ilahiyatın tam tersiydi.
I'm not going to get into a point-counterpoint.
Bir çekişmeye girmek gibi bir niyetim yok.
Well, uh, yes, interesting rhythmic devices, which seemed to counterpoint the underlying metaphor of the humanity of...
Şey, uh, evet, ilginç ritmik gereçler, melodilerle birleşerek, insanseverliğin...
True love is your soul's recognition of its counterpoint in another.
Gerçek aşk, ruhunun diğer yarısını bulduğu andır.
Um, heh.... You know, someone once told me that true love is the soul's recognition of its counterpoint in another.
Um, uh bilirsiniz, bir zamanlar birisi bana demişti ki gerçek aşk ruhunuzun diğer yarısını bulduğu andır.
It served as a counterpoint to the stuff Naomie was doing.
Ama Naomie'nin yaptıklarına uyum sağladı gibi.
Um, uh.... you know, someone once told me that true love is the soul's recognition of its counterpoint in another.
Um, uh bilirsiniz, bir zamanlar birisi bana demişti ki gerçek aşk ruhunuzun diğer yarısını bulduğu andır.
It's as if, as Lacan puts it, the binary signifier is primordially repressed, which means, the second element is always missing, and this lack of the counterpoint - we have one, but we don't have the accompanying other -
Sanki Lacan'ın ifade ettiği gibi, ikili gösterenler ilksel olarak bastırılmıştır. Bu da ikinci öğenin daima kayıp olduğu anlamına gelir.
And they all mixed together in a counterpoint that underscored the futility of their lives!
Ve sonunda birlik oldular ve hayatlarının boşa geçtiğini anladılar!
- Valid counterpoint. Exactly.
Geçerli bir karşı tez.
Your professor of counterpoint.
Kontrpuan hocana mı?
- Side-by-side. Like a point counterpoint.
Görüşün karşı görüşü gibi.
You want me to print a point counterpoint where both points are written by the same person?
Aynı kişinin yazdığı iki zıt görüşü yayımlamamı mı istiyorsun? - Cesaret işi, değil mi?
Okay, save the point-counterpoint.
Görüşleri kendinize saklayın.
Okay. And I can counterpoint it with...
Ayrıca araya başka melodiler de...
No counterpoint!
Başka melodi katmak yok!
Counterpoint : she's not the catch of a lifetime.
Karşı savunmam : O hayatının şansı değil.
Do I thus understand that, in counterpoint, you propose to make your amends?
Nitekim, buna karşı yanıt olarak,... özürlerini sunma teklifinde mi bulunuyorsunuz acaba?
You know, I think it kind of provides an interesting counterpoint to the, uh...
Bence bu ilginç bir kontrpuan tarzı bir şey...
Um, leslie, counterpoint.
Leslie, senin yorumun.
A high IQ is a vital counterpoint to brown eyes.
Yüksek IQ seviyesi kahverengi gözlerle bağlantılıymış aslında.
My poor darling, one must know the secrets of harmony and counterpoint.
Ah benim biçare kızım. Bir besteci, armoni ve kontrpuanın sırlarını bilmelidir.
Counterpoint.
Kontrpuan.
Counterpoint.
Kontrpuan. Kontrpuan.
Ask him about... Counterpoint.
Ona kontrpuanı sor.
- What's Counterpoint?
- Kontrpuan nedir?
What's Counterpoint?
Kontrpuan nedir?
WELCOME TO "POINT-COUNTERPOINT".
Karşıt Fikirler'e hoş geldiniz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]