English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ O ] / Of course you did

Of course you did traduction Turc

942 traduction parallèle
Of course you did, nanny.
Tabii ki çalıştın, Nanny.
- Oh, yes, of course you did.
- Evet, öyle yapmıştın.
- Of course you did.
Tabii ki gördünüz.
Of course you did.
Biliyorum tatlım.
Of course you did. 26 carloads of munition gone off like a trick cigar.
Tabii ki sen yaptın. 26 vagon dolusu cephanelik sigara gibi yandı gitti.
Of course you did.
Elbette gördün.
Of course you did, Willemien.
Elbette öyle demek istedin Willemien.
Yes, of course you did!
Ben hissettim!
- Of course you did.
- Elbette ettin.
Of course you did.
Dönmüşsün tabii.
Of course you did.
Tabii ki kazandın.
Of course you did.
Elbette kapattın.
Of course you did.
Biliyordun tabii.
- Of course you did.
Kesinlikle hak ediyordun.
Of course you did.
Tabii ki bunu yaptınız.
Of course you did. Before you became reckless.
Umursamaz tavırlarından önce elbette kazandın.
Of course you did.
Tabi ki de yaptın.
Yes of course you did, and I wanted to talk to you about that. We're done talking, Clanton.
- Ben de o konuda konuşmak istiyordum.
Of course you did.
- Tabii bozdun.
Then, of course, you did.
Tabii ki getirmişsindir.
Of course, you did.
Elbette sevmiştin.
Yes, of course you did.
Hatırladın tabii.
Of course, I had to do it, But you got to like people that can take it like she did.
Tabi, bunu yaparım, ama siz de onu tanıştırdığınız gibi beni başkalarıyla tanıştıracaksınız.
'Course you did. Of course he did.
Tabii ki öğrenecek!
- Yes. - Of course, he did not know you had an appointment with Monsieur Villette.
- Elbette, Mösyö Villette'le..... randevunuz olduğunu bilmiyordu.
Of course you refuse to answer because I submit you did not return to the rectory at 11 : 15.
Elbette yanıt vermiyorsunuz..... çünkü konuta 11 : 15'te dönmediniz.
Course, if you did that you'd throw all these men out of work.
Tabii bunu yaparsan bu adamlar işsiz kalır.
You, Thomas, did the stork really pinch little Sophie? Yes, of course.
Thomas, leylek küçük Sophie'yi gerçekten çimdikledi mi?
And of course, Stephen needed the money so much more than you did.
Ve Stephen'ın o paraya senden daha çok ihtiyacı vardı.
Of course, you had no personal motive... in picking Paris, did you? That's right.
Doğru.
Of course you did.
Elbette biliyordun.
You won't like it, Too obvious, The mother did it, of course,
Sen beğenmezsin. Çok bariz. Tabii ki katil anne.
You did, of course.
Sen oldun, tabii ki.
Her pushing'you out of your chair. Nothin'you did of course!
Seni, tekerlekli sandalyen için itmedi herhalde?
Of course, I would not appreciate your doing to me what you did to Jordan at Monaco.
Ama Monako'da Jordan'a yaptıklarından dolayı seni takdir de etmiyorum elbette.
You know, of course, what you did here.
Burada ne yaptığını biliyorsun.
Of course, I don't remember the exact words, but you did say "darling."
Hepsini hatırlamıyorum ama "hayatım" dediğin k esin.
- Did I awake you? Of course not.
Yok hayır.
Unless, of course, you should accidentally drop your spare bottle of serum as Candy did.
Yalnız ancak..... Candy'nin yaptığı gibi kazayla şişenizi düşürmemelisiniz.
Did you have any contact with the German people? Yes, of course, and that is one of my strongest memories of the time.
Onları kötü gösterecek bir şeyden gelecekteki görüşmelerine engel olabilecek bir şeyden kurtulmaya çalıştıklarından büyük kuşku duyuyordum.
- Did you sleep on the couch all night? - Yes, of course.
- Bütün geceyi kanepenin üstünde mi geçirdin?
One, that you did, on or about 1126 Conspire to publicize a london borough In the course of a bbc saga ;
1 - 26 Kasım'da veya o civarda bir BBC destanında bir Londra mahallesinin reklamına iştirak ettiniz.
Of course, I didn't know him the way you folks did.
Kuşkusuz, onu sizlerin tanıdığınız şekilde tanımıyordum.
Never did anything right, of course, you know, according to his father's standards.
Hiçbir işi doğru yapamazdı.
- Aren't you your own man? Of course'but he did pay my fare.
Elbette ama yol parasını o ödedi.
Of course, she never did look you straight in the eye.
Tabii ki, insanın gözünün içine bakmayan biriydi o.
Of course, you did no such thing?
Tabii, sen böyle bir şey yapmadın.
I would, of course, tell you more. But it would be safer for you if I did not.
Daha fazlasını söyleyebilirdim, ama söylememem sizin için daha iyi olur.
But you did that, too. In the line of duty, of course.
Bunun için her yolu denediniz tabi ki.
" He has, of course, never forgiven you for what you did to Julia,
"Julia'ya kötü davrandığın için seni asla bağışlamadı..."
Of course, someone told us... but you'll never find out who did
Elbette, biri haber uçurdu... Ama kim olduğunu asla öğrenemeyeceksin

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]