English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ A ] / A stranger

A stranger tradutor Turco

4,511 parallel translation
That man carried a stranger 12 blocks.
Bu adam bir yabancı 12 blok yapılmaktadır.
The likelihood of a stranger abduction in a neighborhood like this is rare.
Böyle bir muhitte, biri tarafından kaçırılma olasılığına az rastlanır.
I'm a stranger to her.
- Onun için bir yabancıyım!
yöu brought a stranger to this house without informing us.
Sen bize haber vermeden bir yabancı getiriyorsun.
A stranger in town and not much of a magician, by all accounts.
Anlatılanlara göre kasabada bir yabancı ve pek de bir sihirbaz değil.
It's easier to kill a stranger than your own family.
Kendi aileni yabancıya öldürtmek daha kolay.
Even the little finches are happy to bathe within inches of a stranger.
Hatta ispinozlar bile bir yabancının yanında yıkanırlarken mutludurlar.
You gave our baby to a stranger?
Bebeğimizi yabancının tekine mi verdin?
! She's not a stranger. She's Claire's friend.
Yabancı değil o, Claire'in arkadaşı.
Don't be a stranger, Janice.
Huzurumuzu bozma Janice.
I just feel like the more I try to understand the world, the more of a stranger it makes me feel.
Dünyayı anlamaya çalıştıkça daha da yabancılaştığımı hissediyorum.
I find you wandering the roads at night, half out of your mind, seeing your dead parents, blabbing your business to a stranger.
Seni gece gece yollarda gezinirken aklın tam yerinde değilken, ölü anne babanı görürken özelini bir yabancıya anlatırken buldum.
I'm not a stranger, we're intellectually compatible, I'm willing to chauffeur you around town, and your personality quirks, which others find abhorrent or rage-inducing, I find cute as a button.
Yabancı biri değilim zeka olarak uygun düzeydeyim senin şoförlüğünü yapmaya razıyım ve başka insanların iğrenç ve sinir edici bulduğu kendine has özelliklerini ben dünya tatlısı buluyorum.
You are not drinking a stranger's breast milk you bought on the Internet.
İnternetten bulduğun birinin sütünü içmiyorsun.
You know, I don't know if Brick and I want to leave our patients with a stranger.
Hadi, gidelim. Bekle.
Until the early 1800s, it was unheard of for most religions... to let a stranger prepare and bury a loved one.
1800'lü yılların başına kadar çoğu dinlerde bir yabancının sevilen bir kişinin cenazesini hazırlayıp gömmesi duyulmamıştı.
It's not like I was a stranger to him.
Onu hiç tanımıyor değilim.
'And when...''... did we see you a stranger and shelter you, or needing clothes clothe you?
'Ne zaman...''... seni yabancı görüp içeri aldık ya da çıplak görüp giydirdik? ' 'Seni ne zaman...''... hasta ya da zindanda görüp yanına geldik?
- Ye'arj, he's a stranger.
- Ye'arj, o bir yabancı.
He puts the burden of the case on his shoulders even when it's a stranger.
Yabancı olduğunda bile olayın yükünü sırtlanır.
But who would follow a stranger over Edward, especially when he has his two beloved Princes to follow him to the throne and then his brother, Richard, and his son, Edward, too?
Ama kim Edward yerine bir yabancının peşinden gider ki? Özellikle de tahta geçebilecek iki Prensi ve kardeşi Richard ve onun oğlu varken?
I let a stranger pick up Marvin. I'm sorry.
Bir yabancının Marvin'i kucağına almasına izin verdim.
We've analyzed all the evidence from Mark's murder, and there's no way a stranger killed your brother.
Mark'ın cinayetinden bu yana....... tüm kanıtları analiz ettik ve abini yabancı birinin öldürmüş olmasının imkanı yok.
What's a proportionate response to someone surprised in their home by a stranger?
Evimizde bir yabancıyla karşılaşırsak, buna nasıl yaklaşmalıyız?
If a stranger tries to talk to you, blow it hard and loud
Bir yabancı seninle konuşmaya çalışırsa bütün gücünle düdüğü çal.
My body became a stranger and took over...
Bedenime tamamen bir yabancı olmaya başladım ve bu beni tüketiyor.
Yesterday I was upset because you brought a stranger into our shared living space without asking.
Dün mutsuzdum çünkü paylaştığımız yaşam alanına bana sormadan bir yabancı getirmiştin.
You send a total stranger with a cardboard sign.
Elinde yazılı bir karton olan yabancı birini gönderiyorsun.
I am not a complete stranger to romance if that's what you're implying.
İma ettiğiniz oysa, romantizmden tamamen uzak olduğum söylenemez.
You think it's easy... taking an oath to die for a complete stranger?
Hiç tanımadığın bir yabancı için kendi hayatını riske atacağına dair ant içmenin kolay bir iş olduğunu mu sanıyorsun?
- With a complete stranger?
- Bir yabancıyla mı?
But then I looked into her eyes, And it was like a complete stranger staring back at me.
Ama sonra gözlerine baktım ve bana bakan kişi sanki tamamen yabancı biriymiş gibiydi.
Or I should say, a bit stranger than usual.
Veya her zamankinden biraz daha garip de diyebilirim.
I... Teddy, you're asking me to consider a total stranger.
Teddy, benden bir yabancıyı düşünmemi istiyorsun.
Which you just shared with a total stranger.
Ki az önce tamamen bir yabancıyla paylaştın.
Can barely scribble out a mother's day card, yet you have no problem telling a complete stranger that I made you wear a dress - in the preschool pageant! - Mom!
Anneler günü kartı bile yazamıyorsun ama kreş müsabakasında sana elbise giydirdiğimi yabancı bir kadına anlatmakta bir sorun görmüyorsun!
Maybe it has something to do with giving your son away to a complete stranger.
Oğlunu yabancı birine teslim ettiğin için olmasın acaba?
I don't want some stranger taking case of Gustav... if his mother has the time and wants to take care of him.
Gustav'a yabancıların bakması yazık diye düşündüm onu görmeye vakti olan ve bunu isteyen bir annesi varken.
I mean, you're basically a complete stranger to me, so, you know, could really be putting myself in, like, a Ted Bundy situation.
İlk kez tanıştığımız göz önünde bulundurulursa kendimi Ted Bundy gibi bir duruma sokuyor da olabilirim.
Why are you helping a perfect stranger?
Neden bir yabancıya yardım ediyorsun ki?
No, sir, it's just our New York way of saying, "Howdy, stranger."
Hayır. Bu "Nasılsın yabancı?" demenin New York'a has bir yolu.
$ 1 million of which sometimes goes to a complete stranger named Elijah.
Elijah adında tamamen yabancı birine gider
Do you think it's a good idea? Me, taking the keys to stranger's cars?
Ben, yabancıların arabalarının anahtarlarını alacağım?
You know, the old ones, they find it stressful with some stranger coming around with a suit on, eyeing everybody up and down.
Yaşlılar, takım elbiseli etrafta gezinip herkesi süzüp duran yabancı birinden gergin olurlar.
But I shouldn't have to sit here talking to a complete stranger about my personal life when it has nothing to do with anything.
Ama burada oturup hiçbir şeyle bir alakası olmadığı halde özel hayatım hakkında bir yabancı ile konuşmamalıyım.
I mean, you're a complete stranger.
Sen yabancısın.
You left him with a complete stranger?
Onu yabancının biriyle yalnız mı bıraktın?
Here you go, stranger with a tie.
Buyurun, kravatlı yabancı.
It tells me that she could go into a space with a total stranger and get them to accommodate her by being themselves, and generate this kind of moment, you know, where two presences were actually kind of vibrating together.
Tamamen yabancı olduğu kişilerin dünyasına girebildiğini gösteriyor. Böylelikle onların oldukları gibi görünmesini sağlıyor. Bu tarz anların oluşmasını sağlıyor.
Guys, I met a hot stranger on the subway, and he did not try to kill me.
Arkadaşlar, metroda seksi bir yabancıyla tanıştım ve beni öldürmeye çalışmadı.
But... do I find it stranger than her packing her things and sending me a Dear John letter in the form of a video? No.
Ama eşyalarını toplayıp bana Sevgili John diye başlayan video şeklinde bir mektup göndermişse, hayır.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]