English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ G ] / Game on

Game on tradutor Turco

4,531 parallel translation
Game on.
Hadi bakalım.
Game on!
Savaşın!
Game on.
Oyun başladı.
Game on, dawg.
Ben de varım.
Game on.
Varım.
Hey, guys, sure hope we win the big game on Saturday.
Selam çocuklar. Umarım cumartesi günkü maçı kazanırız.
Game on, dawg.
Varım. Ben de varım.
Game on. What about you, big squirrel?
Senden n'aber, koca sincap?
A Bears game on the television.
Televizyonda oynayan Bears maçı.
You mentioned you're a Bears fan. There's no game on, but I've got last season's highlights.
Bears hayranı olduğunu da söylemiştin şu an oynamıyorlar ama geçen sezonun en iyi anlarını kaydetmiştim.
Yes, that's right, there was a game on, I think.
Evet, doğru, devam eden bir maç vardı.
There's some fucking football game on!
Siktiğimin futbol maçı varmış!
A colleague of mine just defended a 12-year-old boy who poured drain cleaner down the throat of his best mate because he wouldn't let him play a game on his phone.
Bir iş arkadaşım, telefonunda oyun oynamasına izin vermediği için arkadaşının boğazından boru temizleyici döken 12 yaşındaki bir çocuğu savundu.
You and papa can watch the game on TV, okay?
Babanla maçı televizyondan izlersiniz, tamam mı?
He was watching a British soccer game... on my TV.
İngiliz futbol oyunu izliyordu TV'de.
I once got myself on the field at a Redskins game, and I met Leon Panetta.
Bir keresinde, Redskins maçında sahaya çıkmıştım ve Leon Panetta'yla tanışmıştım.
Peri invited a bunch of people from her movie over for game night on Friday.
Peri cuma akşamına film setinden arkadaşlarını davet etti.
I'm tired of playing the threesome game all on my own.
Ben artık tek başıma her şeyi üç kişilik yaşamaktan çok yoruldum.
Good to know someone around here is on his game.
Buralarda birilerinin formunda olduğunu bilmek güzel.
I want to smash the I-4 corridor, and I mean smash it, all the while focusing on the inside game.
I-4 karayolu etrafındaki bölgeyi kırıp geçirmek istiyorum. Bunu yaparken de parti içindeki stratejiye de odaklanmak istiyorum.
" Let me suck your dick while the football game is on, for the whole game.
İzin ver futbol maçı boyunca sikini emeyim.
Toes should be the guy on the sidelines trying to get in the game, not me.
Toes'un kenarda oturup maça girmeye çalışması gerekirdi. Benim değil.
There's this poker game going on.
Ne diyeceğim, bir ara poker oynamaya gideceğiz.
So, the game is that you make demands on me you know I cannot agree to, and use that as your excuse to keep me here while George rules in my place!
- Bunu asla yapmayacağımı biliyorsun! Yani planın bu. Kabul etmeyeceğimi biliyorsun yani beni burada tutmak ve George'un da ülkemi yönetmesi için bir bahanen olacak!
He booked travel to the town that houses the War College on the days of the game.
Savaş Oyunlarının düzenlendiği günlerde o şehre bir seyahat planlamış.
I, uh, guess I'm not exactly on my game these days.
Ben, sanırım, bu günlerde pek havamda değilim.
The security system only unlocks after I perform a series of tasks on the computer, very much like playing a video game.
Ben bilgisayarda bir takım görevleri gerçekleştirdikten sonra güvenlik sistemi kilidi açıyor. Bilgisayar oyunu oynamak gibi bir şey. İkili bir kilit var.
Most scientists are not up tor this game of taking on these things and having it become a forum but once you start to step up in front of doubters it becomes this idea of really can you change people's minds from this debate
Bilim insanlarının çoğu bu tür konuları bir tartışma ortamına taşımaktan kaçınıyor ama bir kez kuşku duyanların karşısına çıktıklarında mesele şuna döner :
It was definitely a game-changer for my thought process to actually see it in person than to see it on film.
Bir filmde görmekten ziyade, bizzat ve fiilen onu görmek ; benim düşünce süreçlerim için bir oyun-değiştiriciydi bu, kesinlikle.
Toes should be the guy on the sidelines trying to get in the game, not me.
Toes'un sahanın yanında durup maça girmeye çalışması lazımdı.
Yeah, I just put a big bet on this game, and I've won the last three times when our knees are touching.
Bu oyuna yüklü para yatırdım ve dizlerimiz, birbirine dokunurken oynadığım üç oyunu da kazandım.
Toes should be the guy on the sidelines trying to get in the game, not me.
Toes'un kenarda durup maça girmeye çalışması gerekirdi.
Okay, and this is all based on watching some game tape? Not quite.
Peki, bunların temeli maç kasetlerini izlemeniz mi?
I never admitted this till now, but before a big game, I'd listen to "Sand Castles in the Sand" and get a good cry on.
Şu ana kadar açıklamamıştım ama büyük bir maçtan önce "Kumdaki Kumdan Kaleler" i dinler ve iyice ağlardım.
Had enough of that on The Army Game. Nearly killed me.
The Army Game'de çektim onu yeterince.
And me and Marge could always go on the game.
Ayrıca ben ve Marge daima fahişelik yapabiliriz.
So we have a team called "The Cuppers," and I need you on the squad for tonight's game.
Bardakçılar adlı bir takımımız var ve bu akşamki maçta takımda olmanı istiyorum.
- But the donuts on the table are fair game.
Masadaki çörekler herkesin elbette.
No. He just kept on playing that stupid game.
O salak oyunu oynayıp durdu.
All right, all right, so I'm not on my game today.
Tamam be, bugün oyun havamda değilim.
- Come on, Mike, you know me. I like to be thorough and ahead of the game.
- Haydi ama Mike, beni bilirsin daha oyunun başında kapsamlı olmayı severim.
Put your game face on.
Maçı izlemiş gibi davran.
Go on, you enjoy the game.
Maçının tadını çıkar sen.
You probably think that staying sober keeps you on top of your game.
Allah bilir ayık olunca formunda olduğunu düşünüyorsundur.
Just keep your eye on the end game.
Tüm dikkatini son oyuna ver.
Uh-oh, better put on my game shades.
Oyuncu ruhuma bürünmem iyi olur.
What I want to do... Watch a little game of thrones on the DVR.
Yapmak istediğim DVR'dan biraz Game of Thrones izlemekti.
Now put on your game face and go in there and listen to the suits.
Şimdi çat bakalım kaşlarını. İçeri gir ve takım elbiselileri dinle.
People go crazy on game day.
Maç varken herkes delirir.
My goodness, everyone's on their game today.
Tanrım ya, herkes de işini biliyor bugün.
You gotta stay on top of your game.
Oyununun zirvesinde olman lazım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]