English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ O ] / One more drink

One more drink tradutor Turco

170 parallel translation
There's one more drink left.
Bir içki daha kaldı
One more drink won't hurt you, honey.
Bir yudumdan daha bir şey olmaz.
Just one more drink...
Azıcık daha içelim...
- In that case, one more drink...
- O halde, içelim... - Hayır!
Come on, General, just one more drink.
Haydi, General, bir kadehcik daha.
Let's go up for one more drink.
Bir içki daha alalım.
Then why don't we have one more drink and go down and cut that shark open?
O halde neden bir içki daha içip o köpekbalığını kesmeye gitmiyoruz?
We're going to have one game of Ping-Pong, one more drink... and then I'm going to tell you what I really think.
Bir el ping pong oynayıp bir içki daha içeceğiz. Ondan sonra size gerçekten ne düşündüğümü söyleyeceğim.
I got time for one more drink.
Bir içki içecek vaktim var.
- I want one more drink.
- Bir içki daha istiyorum.
Hey, stay and have one more drink with me.
Kal, benimle bir kadeh daha iç.
ONE MORE DRINK.
Biraz daha.
Chul-Ku, buy me one more drink!
Chul-goo, bana bir tane daha içki alsana!
Spanky, one more drink.
Vahşi hayvanım, bir içki daha!
James, one more drink.
James, bir kez daha iç.
- Come on, one more drink.
- Hadi, bir tane daha iç.
Stay for one more drink?
Bir içkilik daha kal.
One more drink.
- Bir içki daha.
One more drink.
Bir içki daha.
We'll just have one more drink.
- Biz bir içki daha alacağız.
Stay for just one more drink.
Bir içki daha iç.
CHARLES BUKOWSKI : As I left the hospital a doctor told me you take one more drink and you're dead.
Söyleyebileceğim tek şey, 50 ve 60'lı yıllarda bol bol içki içerken gezegendeki en çok şiir üreten kişi olduğudur.
What do you say, one more drink and they're out of here?
Ne dersin, içtikten sonra çıkalım mı?
What do you say, one more drink?
Bir içkiye daha ne dersin?
We'll just have one more drink... and I promise, we'll be out of your hair really soon.
Söz veriyorum sadece son bir içki daha alıp seni rahat bırakacağız.
- One more drink... for Whitesnake.
- Bir içki daha... Whitesnake için.
Let's just have one more drink.
Biç içki daha alalım.
Lionel, old chum, I would appreciate just one more drink.
Lionel, eski dostum, bırakta bir kadeh daha içeyim.
I never drink more than one brandy and even this is sometimes too much.
Asla bir brendiden fazla içmem ve bazen bu bile fazla oluyor.
Oh, now, Poppy, you've got to promise not to let me have more than one drink.
Bana birden fazla içirmeyeceğine söz vermeni istiyorum babacık.
One more time. Let's get ourselves a drink
Bir kez daha, hadi kendimize bir içki alalım
As one of your more distinguished gatecrashers do I rate a drink?
Badigardınız olarak.. ... bir içki alabilir miyim?
We've known each other too long for that. MIMSY : I said, "Don't take more than one drink."
Mimsy, bir taneden fazla içmeyeceğim söz, demiştin.
You said to me, " Mimsy, I will not take more than one drink.
Bu haksızlık.
One more minute and you're gonna drink it!
Bir dakika sonra sen içeceksin!
And you didn't drink more than one or two beers... or talk flying.
Ve bir kaç biradan fazla içmedin uçmaktan da bahsetmedin.
And since you don't drink any more, you're down to one.
İçki içmediğine göre geriye bir tane kalıyor.Birini bul.
If you have three Pepsis and drink one, how much more refreshed are you?
Eğer üç Pepsiniz varsa ve birini içerseniz, ne kadar ferahlarsınız?
To walk on all fours to suck up drink from a stream to jabber instead of saying the words to go snuffling at the earth and claw the bark of trees to eat flesh or fish, to make love to more than one every which way.
Dört ayak üstünde yürümek. ... kelimeleri söylemeden konuşmak. Toprağı koklamak ve ağaçların kabuklarına pençe geçirmek.
- Mm-mm. One more, and then a drink of water.
- Bir daha çek, sonra su içersin.
Dad, if you just drink one more, I'll have a full bag.
Baba, bir tane daha içersen tam bir poşet olacak.
The point is, with only one kidney... you won't be able to drink yourself stupid no more.
Demek istediğim bir böbrekle dibine kadar içemeyeceksin artık.
Uh, I was just about to leave, but... well, I guess maybe I could stick around and not drink one more.
- Selam. Ben de kalkmak üzereydim. Belki içki içmeden biraz daha takılabilirim.
One drink, no more.
Biriçki, fazla değil.
Strange, out of big glasses one can drink more without getting drunk.
Komik, büyük kadehlerde alkole daha fazla dayaniliyor.
I buy you a drink, neither one of us has that problem any more. Now, do we?
Sana içki ısmarlarsam ikimizin de böyle bir sorunu kalmayacak, değil mi?
One more drink, man.
Bir içki daha.
Good food, lots to drink, maybe a little gambling, a show... and nothing bonds two businessmen together... more than one finding the other hung over with a hooker in their bed next morning. - What? - It's just a figure of speech.
İki iş adamını, birbirine bağlayacak en iyi şey, birinin diğerini ertesi sabah yatakta bir fahişeyle bulmasıdır.
We drink one more
Bir daha içiyoruz.
Chuck says I have to drink one more
Chuck bir tane daha içmemi söyledi.
One more drink. Oh, we've got a runner!
- Kaçağımız var.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]