He has an alibi tradutor Turco
106 parallel translation
He has an alibi.
Olay sırasında orada değilmiş.
- He has an alibi.
- Mazereti var.
Even if he has an alibi, it will still read as the accusation of a man.
Bir tanığı olsa bile, bir adamın suçlanması söz konusu olacaktı.
Me them he has an alibi.
Fakat, onun görgü tanığı vardı.
He has an alibi.
- Bay House değildi.
Guess he has an alibi.
Galiba bir görgü tanığı vardı.
Unfortunately he has an alibi.
Ama maalesef tanığı var.
He has an alibi :
- Evet. Çok sağlam bir kanıtı var.
In other words, he has an alibi.
Kısacası başka yerde olduğuna dair ispatı var.
He has an alibi :
Görgü tanığı var :
- He has an alibi.
- Onuın mazereti var.
No, he has an alibi.
Hayır, onun tanığı var.
He has an alibi.
Başka yerde olduğunu kanıtladı.
But he won't be able to tell you he has an alibi.
Ama size bir tanığı olduğunu da söyleyemez.
And he has an alibi : his secretary.
Bu sabah ortağını görmediği. Ve birde tanığı var sekreteri.
He has an alibi and when I check it out, I'll know more.
Mazeretleri var. Bunların doğruluğunu teyit edince fikir sahibi olabileceğim.
No violent priors, plus he has an alibi.
Daha önce hiç şiddete başvurmamış Artı nerede olduğu belli.
He has an alibi.
Mazereti var.
See if he has an alibi.
Mazereti varsa tabi.
I only have one stalker and he has an alibi.
Hayatımda bana musallat olan bir kişi oldu, onun da tanığı var.
That's not good. But he has an alibi.
- Ama tanığı var bir tane.
Oh, and he has an alibi to the last murder.
Ayrıca son cinayet için, bir de şahidi var.
The night before last, he has an alibi... out to dinner.
Geçen gece için bir mazereti var.
If you had asked nicely, you'd have discovered that he has an alibi.
Nazikçe sorsanız, o gece için şahidi olduğunu öğrenirdiniz.
He has an alibi. What else?
Onun şahidi var.
He has an alibi.
- Tanığı var.
He has an alibi.
Şahidi var.
- Check if he has an alibi.
- Geçerli bir mazereti var mı bilmeliyim.
Check if he has an alibi.
Geçerli bir mazereti var mı kontrol et!
- We checked. He has an alibi.
Adamı kontrol ettim.
He has an alibi.
Bir tanığı var.
We talked to him, he has an alibi.
Onunla konuştuk. Nerede olduğunu kanıtlayacak şahitleri var.
- But he has an alibi.
- Ama başka bir yerde olduğunu kanıtlamıştı.
But he has an alibi.
Ama bir mazereti var.
No. He has an alibi.
Olay anı başka yerdeydi.
That's why he has an alibi.
Bu yüzden mazereti doğru.
He has an alibi?
Mazereti mi var?
If he hasn't an alibi for 9 : 30, he has plenty to worry about.
Eğer 21 : 30'da görgü tanığın varsa.
My lord, the defence, in its efforts to establish an alibi for the prisoner, circulated this photograph, hoping to bring forth a witness who had seen him leaving Mrs French's house or entering his own at the times that he has stated.
Efendim, savunma, mahkum için tanıklık yapacak birini bulmak için altına bakmadık bir taş bile bırakmadı. Bu fotoğrafı sokaklarda dağıtarak söylediği saatlerde Bayan French'in evinden çıkışını ya da kendi evine girişini gören bir tanık bulmaya çalıştılar.
He has to have an alibi.
Kendini başka bir yerde göstermek zorunda.
He has an infallible alibi.
Onun görgü tanığı mevcut.
He always has an alibi
Her zaman mazereti var
♪ He always has an alibi
Her zaman mazereti var
It seems he has a good alibi.
Cinayet anında başka bir yerde olduğuna dair iyi bir mzareti var.
Johansen raped Jessica and Denise even though he has an alibi.
Görgü tanığı olsa bile.
Chilton has an alibi. He was here Monday night. He bowled a 294.
Chilton bir bahanesi var.Pazartesi gecesi buradaymış. 294 sayı yapmış.
Well, thanks, ATF, for the information sharing, and there goes our conspiracy theory. He also has an alibi for every other shooting.
Bu bilgiyi bizimle paylaştığı için, ATB'ye teşekkür etmek lazım, böylece bizim komplo teorimiz de çürümüş oldu.
Fuller placed some confiscated weapons on the Iraqis, pressured the others to be quiet, but he still has an alibi for the night of Marshall's murder.
Fuller Iraklılara kamulaştırılmış silahları yerleştirmiş, digerlerin e susmaları için baskı yapmış fakat Marshall'ın öldürüldügü gece için hala bir mazereti var.
He has no alibi, but we have no proof. I can't find an angle to get at him.
Görgü tanığı yok, ama bizim de kanıtımız yok ve ona erişecek başka bir yöntem bulamıyorum.
He has an airtight triple-witness alibi.
Sağlam üç tane tanığı var.
He has an alibi.
Başka yerde olduğuna dair tanığı var.
he has 397
he hasn't 154
he has a point 53
he has a wife 34
he has no idea 29
he has a gun 56
he has to go 36
he has to 66
he hasn't done anything 25
he has a girlfriend 28
he hasn't 154
he has a point 53
he has a wife 34
he has no idea 29
he has a gun 56
he has to go 36
he has to 66
he hasn't done anything 25
he has a girlfriend 28