English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ O ] / One by one

One by one tradutor Turco

15,191 parallel translation
Started, uh, shooting guys I knew one by one.
İnsanları tek tek öldürmeye başladılar.
They'll interrogate us one by one, make sure our stories jibe.
Tek tek bizi sorguya çekecekler söylediğimiz şeylerin aynı olduğundan emin olmak için.
The last thing I want is for them to be vilified for something that... For something that may or may not have been done by one of their parents.
Onlara iftira atılmasına razı olamam ebeveynlerinden birinin yapmış olabileceği bir şey yüzünden.
I tell him he's full of shit. Guy takes the paring knife out of my hand, starts peeling back his fingernails one by one, smiling the whole time.
Saçmalıyorsun dedim, sonra elimden meyve bıçağını aldı ve aynı zamanda gülerken tırnaklarını teker teker çıkarmaya başladı.
We couldn't agree on what path to take, so we split up the party and those trolls took us out one by one.
Hangi yoldan gideceğimize karar veremeyip ayrıldık troller de bizi birer birer öldürdü.
You went and found them one by one, didn't you?
Onları teker teker buldun, değil mi?
It's basically the same as yours, except instead of refuting her claims one by one like you did, we thought it made more sense to offer a single categorical denial.
Bu da temel olarak seninkinin aynısı, O kadının her söylediğine itiraz etmek yerine, kategori olarak tek bir itirazın daha uygun olacağını düşündük
Probably figuring no one's checking'cause it's all backed by tax dollars anyway.
Büyük ihtimalle kimsenin vergi paralarını kontrol etmediğini fark etmiştir.
I'm taking care of 85 animals by myself right now because you can't take care of one.
Sen bir tanesine bakamıyorsun diye ben tek başıma seksen beş hayvana bakıyorum.
And the truth, which no-one dares admit these days is that only by freeing capital do you free the world.
İşin gerçeği bugünlerde kimsenin itiraf etmeye cesaret edemediği yalnızca sermayeyi serbest bırakarak dünyanın özgür kılınabileceğidir.
Yeah. No-one is more mystified by that than me.
Evet, buna benden çok şaşan başka kimse yoktur.
I'm sorry, sir, there's no one here by that name.
- Üzgünüm bayım, öyle biri bulunamadı.
'Cause I was attacked by one last night.
Çünkü dün akşam bir tanesi tarafından saldırıya uğradım.
One day his army was perishing from thirst... and a foot soldier came by with a helmet filled with water he had collected drop by drop for weeks.
Bir gün ordusu sussuzluktan geberiyormuş ve askerlerinden biri suyla dolu bir miğferle gelmiş haftalarca damla damla toplamış.
It's considered a great honour, monsieur, to have one's ear pulled by the Emperor.
İmparatorun kulağını çekmesi büyük şeref sayılır mösyö.
A clumsy set of fingerprints left by one of QA's technicians.
Kalite Kontrolden bir teknisyen parmak izlerini bırakmış.
Now, this one airing, it was an experiment and as such, by any measure...
Şimdi bu reklam aslında bir deneydi. Nitekim hangi açıdan bakarsanız bakın, başarıya ulaştı.
That Rebecca was killed by one of her uncle's enemies.
Rebecca dayısının düşmanlarından birisi tarafından öldürüldü.
And anyone who thinks it's so easy to win a war by force has never actually been responsible for fighting one.
Zorla savaş kazanmanın kolay olduğunu düşünen birisi hayatında hiç bir savaştan sorumlu olmamıştır, açık ve net.
Judging by their numbers, a large one.
Sayılarına bakacak olursak epey fazla.
Of the hundreds of slaves killed by the Spanish soldiers during the raid, no one even questioned me when I suggested that my wife and daughter were amongst them.
İspanyol askerlerinin akınlarda yüzlerce köleyi öldürmesinin ardından ailemin de orada olduğunu söylediğimde kimse benden şüphelenmedi.
I've felt fortune's other hand so many times, the one that takes instead of gives, had it snatch away victories that by all rights should have been mine.
Benim olması gereken başarıları elimden kaçırtan, vermek yerine benden alan, şansın o kötü yüzüne o kadar çok denk geldim ki.
Most of it was destroyed by the time we found it, but among the remains was one piece of information, something everyone else was quick to dismiss as it held no value to them in that moment.
Biz bulana kadar çoğu yok olmuştu, fakat kalanların içinde bir parça bilgi bulunuyordu, kimsenin umursamadığı ve o anda kimse için değer arzetmeyen.
In that moment, I was consumed by one thought and one thought only the idea that this may be my opportunity to gain some measure of revenge against my father's murderer, that I might play a role in the execution of Charles Vane.
O anda aklımı dolduran sadece tek bir düşünce vardı bunun benim fırsatım olabileceği düşüncesi.. ... belki de bu bana babamı öldüren kişiden.. ... intikam alma imkanı verebilir belki de Charles Vane'in idamında benimde bir payım olabilir.
Pritchard is survived by two children and one grandchild.
Prichar arkasında iki çocuğunu ve bir torununu bıraktı.
Two more liquor stores shot up ten minutes before this one. One's a drive-by.
Bundan 10 dakika önce iki içki dükkanına daha ateş açılmış.
But the one thing my constituents have always had... is the pride that they take in being represented by one of their own.
Ancak seçmenlerimin her zaman sahip oldukları bir şey var ki o da kendilerinden biri tarafından temsil edilmenin gururu.
Now, the time of the plague is upon us, and the man and woman are separated by oceans of time, destined to never see one another again.
Şimdi salgın vakti yaklaştı ve adam ile kadının arasına seneler girdi ve birbirlerini bir daha göremeyecekler.
Even though the form was signed and filed by the non-profit, you were the one who filled it out.
Form imzalansa da Ve kar amacı gütmeyen, Onu dolduran kişi sendin.
So why would a kid transfer out of a school half-a-dozen blocks from his house to another one 40 minutes away by subway?
Peki neden bir çocuk evinden, altı cadde uzaklıktaki bir okuldan, metroyla 40 dakikada gideceği bir okula nakledilsin ki?
And odds are one of them's gonna be on our side, just by accident.
Bir tanesinin bizim tarafımızda olma olasılığı da yok değil. İstemeden bile olsa.
"One day, she was walking in a forest " when suddenly, she was attacked by a monster.
Bir gün ormanda yürürken aniden bir canavar tarafından saldırıya uğramış.
And I'm creeped out by jackalopes, ever since a friend of mine got gored by one.
Bir arkadaşımı parçaladıklarından beri boynuzlu tavşanlardan çok korkuyorum.
Oh, I was going over those photos I took and I realized one was of a bite mark, so if Guy's story were true, it means he must have been bitten by...
Çektiğim fotoğraflara bakıyordum. Birinde ısırık izi vardı. O zaman Guy'ın hikâyesi doğru olabilir dedim.
She was finally discovered by one of those ancient lunatics who frequent the parks of our city and seem to enjoy hypothermia.
Sonunda sürekli şehirdeki parka giden bir meczup tarafından bulundu. Hipotermi geçirmenin keyfini sürüyor gibiydi.
One that can be engaged on a moment's notice, by simply stepping outside.
İnsan basitçe dışarı çıktığında bir anda fark etmeden bağlanabilir.
Well, life was passing by until one day Luna saw a kindly traveler holding a thing of great wonder and beauty and...
Luna, elinde harika ve çok güzel bir şey tutan hoş bir gezgini görene kadar hayat geçip gidiyordu ve...
It's one of two businesses operated by one small business owner.
O iki işin bir küçük işverenin işletmesi.
Nice and warm and safe in your bed... where you can get fucked right back to sleep by one of these assholes with their miniature peckers.
Minyatür çüklü bu puştlardan biri tarafından düzülebileceğin güzel, sıcak ve güvenli yatağında hemen uykuya dal.
All right. So the situation here, we don't know if it's armed robbery, some gang banger, Officer Irving in the wrong place at the wrong time, or an assassination by one of these dirty cops.
Pekala durum şu o zaman olay bir çete üyesi tarafından gerçekleştirilen bir silahlı soygun muydu Memur Irving yanlış zamanda yanlış yerde mi bunuyordu yoksa kirli polisler tarafından suikasta mı maruz kaldı, bilmiyoruz.
I was manipulated by no one.
- Beni kimse maniple etmedi.
How she married Temüjin, the man who would one day reign as Genghis Khan. How she was abducted by the three Merkits in the middle of the night.
Cengiz Han unvanıyla egemen olacak Timuçin'le nasıl evlendiğinin gece yarısı üç Merkit tarafından nasıl kaçırıldığının hikâyesi.
There's no one here by that name.
- Burada öyle biri yok.
I talked about it at the time being heavily influenced by what I saw Harry Belafonte do on stage one night.
O sırada, bir gece Harry Belafonte'nin sahnede yaptığı bir şeyden çok esinlendiğimi anlatmıştım.
You see, usually we introduce ourselves by just popping one of you right off the bat.
Genelde kendimizi aranızdan birini anında indirerek tanıtırız.
Look at this monkey He has to do whatever is told by his master Punishment awaits him whenever he makes mistakes one somersault it'll kowtow to you
bak şu maymuna ustası ne derse yapmak zorunda hata yaptığında onu cezalandırma bekliyor bir sent, bir takla on sente secde ediyor
- Oh. - I was thinking, " Nancy Wheeler, she's not just another suburban girl who thinks she's rebelling by doing exactly what every other suburban girl does... until that phase passes and they marry some boring one-time jock who now works sales, and they live out a perfectly boring little life at the end of a cul-de-sac.
Diyordum ki, " Nancy Wheeler başkaları gibi davranarak isyan ettiğini sanan o aşama geçince de sonradan satıcı olmuş sıkıcı bir eski atletle evlenip çıkmaz sokaktaki evinde müthiş sıkıcı bir hayat yaşayan o banliyö sakini kızlardan olmayacak.
And one of the volunteers, Henry Williams, has just been arrested by the police following how many murders?
Ve gönüllülerden biri, Henry Williams, polisler onu kaç cinayetten dolayı tutuklamıştı?
You know what? One of these days I'm gonna grab you by those muttonchops and I'm gonna turn your head like a fucking steering wheel.
Biliyor musunuz bir gün sizi pirzolanın ucuna takıp kafanızı tekerlek gibi süreceğim.
Judge Clarence Thomas is, as surely the whole country knows now, accused by Professor Anita Hill of sexually harassing her when he was the head of the Equal Employment Opportunity Commission, the government agency where one would file a complaint
Şu anda bütün ülkenin de duyduğu, Yargıç Clarence Thomas'ın Eşit Çalışma Fırsatları Komisyonu Başkanıyken,
of sexual harassment if one felt they had been victimized by it.
Profesör Anita Hill'e cinsel tacizde bulunmasının, onu mağdur duruma düşürüp düşürmediği, ile lgili hükümet yetkilileri, yapılan şikayetleri değerlendiriliyor.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]