English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ R ] / Round and round

Round and round tradutor Turco

4,465 parallel translation
Round and round.
Çalkala yavrum çalkala.
I Before you run away from me I I Before you're lost between the notes I I The beat goes round and round I
â ™ ª Before you run away from me â ™ ª â ™ ª Before you're lost between the notes â ™ ª â ™ ª The beat goes round and round â ™ ª
( Clacking ) Round and round and round she goes.
Dönüyor, dönüyor ve gidiyor.
( Clacking ) Round and round, and, uh, you get it.
Dönüyor, dönüyor ve gidiyor.
Go round, and call Mr Sun
# Döndükçe çağır koca güneşi #
The summer went by, and the autumn harvest came round.
Yaz geldiği gibi geçti, güz hasatı başlayıverdi.
And yet it is round and fair!
Ve henüz yuvarlak ve adil!
And one round's been fired.
38'lik.
And they all went round me.
Ve hepsi yanımdan geçtiler.
So, my all-round emasculation and awkwardness combined means that no, I'm not having a good night.
Sonuç olarak bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, hayır, güzel bir gece geçirmiyorum.
'Round and'round the circle we go.
Daireler içinde gidiyoruz.
Now, I need you to come round here, and fire both barrels of that shotgun into his head.
simdi buraya gelmen ve tüfekteki iki kursunu da kafasina sikman gerekiyor.
Once the magic is out, you cannot call it back, and it may turn round and drown us too.
Büyü bir kere başladı mı, geri alamazsın ve büyüyüp bizi de boğabilir.
Her wind pipe is ruptured and there's deep bruising here and here caused by fingers round her neck.
Nefes borusu kesilmiş ve boğazının sıkılmasından dolayı, boynunun çevresinde darp izleri var.
And all those points now go into the master scoreboard with just one round left.
Ve tüm bu puanlar sadece bir tur kala, liderin hanesine yazılıyor.
What, you want me to sit round here and do nothing?
Ne yani, burada oturup hiçbir şey yapmamamı mı istiyorsun benden?
Waiter, a round of light-flash shots for me and my friends!
Garson, bana ve arkadaşlarıma flaş patlamalı shot.
Round and full of importance.
Düzgün ve çok önemli.
And out of nowhere, this male came round the corner.
Ve birden öbür erkek çıktı.
And we should, too, which is why I'm gonna round up
Bizde de olmalı. İşte bu yüzden de, ayak takımının...
Danny and I thought we'd call round just to see how you're going.
Danny ile ben seni bir yoklayalım istedik.
Not when it round out of her mouth and around the back of her head.
Ağzın kenarında ve başın arkasına doğru olduğu zaman değil.
That's how much time you've got to find the hostages and deliver them to us alive. Fail to do that, and I'll order a second round of strikes.
Bunu başaramazsanız ikinci saldırı emrini vereceğim.
One go on the merry-go-round and that's it for the rest of my life, is it?
Hayatımın geri kalanın da bir atlıkarınca olarak devam edeyim, öyle mi?
Well, I guess you just round up the usual plastic instruments of death and see if we can get a match.
Ölüm zamanki plastik aletleri ve biz bir maç alıp alamayacağınızı görmek. Eh, sana sadece topla sanırım
OK, you show her round and introduce her to some residents,
Tamam, ona etrafı gezdir ve birkaç sakinimizle tanıştır.
The foreign visitors are being shown round Westminster Abbey by Ernest Maple and stop by the tomb of a very famous lawyer.
Ernest Marples tarafından gezdirilen yabancı ziyaretçiler, Westminster Abbey'e geldiklerinde meşhur bir avukatın mezarı başında durmuşlar.
Given all the submitted arguments and the huge commotion round this case, the suspect will remain in custody.
Mahkemeye sunulan kanıtlar ve davanın halka mâl olması düşünülerek zanlının gözaltı sürecinin devamına karar verilmiştir.
They just put their head round and they said it could be hours.
Gelip baktılar ve saatlerce sürebileceğini söylediler.
And he went round one and then the other.
Önce birini geçti sonra birini daha geçti.
He went round the goalie and put it in.
Kaleciyi geçti ve golü attı.
And we don't have enough money for another round, so...
Başka bir deneme için yeterli paramız da yok.
Table seven needs bottle service, and I need a round of Martinis on the three top.
Yedinci masa şişe servisi istiyor ve yukardaki üç numaraya bir tur daha martini istiyorum.
It's always been the other way round and you know it, dear.
Her zaman durum tam tersiydi ve bunu çok iyi biliyorsun, kızım.
♪ spreading''round town and finding'men ♪
Şehirden şehre, düşürecek erkekleri ağına. Hallelujah!
( Hissing ) ♪ spreadin''round town and finding'♪
Şehirden şehre, düşürecek erkekleri... - Duman!
What? And miss round two?
- Ne yani ikinci turu kaçırayım mı?
You round up your boys and get off my patch and we'll leave it at that.
Elemanlarını toplayıp bölgemden defolun, konuyu kapatalım.
So how do you explain the difference in mileage between the total written down in the log book after its service and its current total, a distance of 120-odd miles, roughly that of a round trip from London to Oxford?
- Doğru. Peki sayaçtaki kilometre farkını nasıl açıklıyorsunuz? Tamir servis kayıtlarındaki rakamla şu andaki rakam arasındaki fark.
Anyone you're not sure of, just give the station a call, and we'll have someone round.
Birinden şüphelendiğiniz an bizi arayın, hemen biri gönderilir.
And just when were you thinking of mentioning that, exactly, if I hadn't come round?
Peki merak ediyorum, bundan bana ne zaman bahsedecektin?
And thanks to you, I was able to take that beautiful round balloon... and let her go.
Ama senin sayende o güzelim kıvrımlara sahip balonu bırakabildim.
Now I know you and Dalia have had your ups and downs, but... you know, I think living with... with her and Dallas is gonna... round out our family.
Bence, onunla ve Dallas'la yaşamaya başlamak ailemizi tamamlayacak bir şey.
Would you mind going round and asking everyone if they fancy a cup of tea, and maybe having a bit of a chat with one or two of them, just cos it would be nice?
Sana zahmet, gidip herkese bir bardak çay isterler mi diye sorup belki bir ikisiyle de biraz sohbet eder misin? Maksat hoş tutmak.
We're still round about sea level now and the sun is quite low in the sky.
Şu an hâlâ yaklaşık deniz seviyesindeyiz ve güneş gökyüzünde oldukça alçakta.
She's old, brittle, and needs'round-the-clock care, and she's getting it.
O yaşlı, kırılgan, ve tüm gün boyunca bakılmaya ihtiyacı var, ve bu bakımı alıyor.
You've still got a murderer walking round out there and you want to blame me?
Katil hâlâ dışarıda geziyor sen de beni suçluyorsun, öyle mi?
We got to the final round of surgeries, and your mother found out that she had pancreatic cancer.
Ameliyatların son aşamalarına gelmiştik ki, annen pankreas kanseri olduğunu öğrendi.
They finally got round to packing up his things and brought them here this morning.
Eşyalarını toplarken bulmuşlar ve bu sabah buraya göndermişler.
Beauty and blessings all round.
Her açıdan güzellikler ve nimetlerle dolu.
I wonder you don't just set fire to the abbey and dance round it.
- Malikâneyi ateşe verip etrafında oynamadığına şaşıyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]