Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ E ] / Everyone's

Everyone's перевод на турецкий

25,192 параллельный перевод
Everyone's crazy!
Herkes deli!
Come on, everyone, let's hear it for him!
Alkışları duyalım millet.
Tell everyone it's here!
Herkese burada olduğunu söyleyin.
Everyone, the Reverend Brother's back!
Millet, Vaiz Brother döndü.
I'm not trying to save everyone,
Herkesi kurtarmaya çalışmıyorum karımı kurtarmaya çalışıyorum.
Everyone's out there looking for you.
Her yerde seni arıyorlar. - Ne?
I'm trapped in a confined space, which is making my heart beat nearly twice as fast as normal, you're afraid of me, and everyone thinks I act like a prince asking stupid questions.
Kalbimi normalden iki kat daha hızlı attıran sınırlı bir boşluğa hapsedildim sen benden korkuyorsun ve herkes beni aptal sorular soran bir prens gibi görüyor.
Those are the facts that everyone knows to be true but it's not, apparently, what the Arn believe.
Bunlar herkesin doğru olduğunu sandığı gerçeklikler ama görünüşe göre değilmiş. Arn inancı.
Plus, my friend Marty says everyone's getting sick in Garfield County.
- Ayrıca, arkadaşım Marty Garfield County de herkesin hasta olduğunu söylüyor.
For you and everyone else from beyond the stars that have made Earth their home.
Hem sizin hem de yıldızların ötesinden gelip Dünya'yı yuvası yapmış herkes için.
Everyone... except Black Bolt.
Herkes burada... Black Bolt dışında.
Everyone, hold on!
Herkes sıkı tutunsun!
Everyone's itching for a fight.
Herkes dövüşmek için kaşınıyor.
Everyone's.
Herkes.
God, Tess, everyone's such a nice guy in your world...
Allah aşkına Tess, senin dünyanda herkes iyidir.
Max, everyone who's coming is here.
Max, herkes geldi.
So I'm here to tell everyone, let's do this.
Burada herkesin huzurunda bunu yapacağımızı söylüyorum.
I've been running checks on everyone who attended Mitchell's funeral.
Mitchell'in cenazesine katılan herkesi araştırıyordum.
Yeah, Soph, obviously, everyone's upset.
Evet Soph, açıkçası herkes keyifsiz.
Not without ruining everyone's lives, including my own.
Kendiminki dahil, herkesin hayatını mahvederdi.
Everyone's so afraid of the accomplice. And we have a serial killer right in front of us.
Herkes, GZK'nin suç ortağından bu kadar korkarken, bizim gözümüzün önünde bir seri katil var.
Everyone's heading out. But energy's good, morale is high.
Herkes çıkıyor ama enerji iyi, moraller de yüksek.
Everyone's busy.
Herkes meşgul.
- Okay, everyone. Come on, let's all...
Tamam millet.
Everyone is dealing with this in a different way, Matt.
Bu durumla herkes başka şekilde başa çıkmaya çalışıyor Matt.
Tell everyone it's here!
Herkese onun burada olduğunu söyle!
Everyone's vegan till there's fried chicken.
Kızarmış tavuk yiyene kadar herkes vegandır.
Everyone else, come on, let's clear the church right now.
Diğer herkes kiliseyi boşaltsın.
- Let's go, everyone.
- Haydi millet.
Well, I'm glad everyone's getting along so well.
Herkesin iyi anlaştığına sevindim.
Everyone here has a big horse heart because we care about this city, this orchestra, and that's why we're so excited to be asking you to renew your commitment to the New York City Symphony Orchestra.
Buradaki herkesin kocaman yüreği var. Çünkü bu şehre ve orkestraya önem veriyoruz. Ve bu yüzden New York Senfoni orkestrasına olan bağlılığınızı yenilemenizi isterken çok heyecanlıyız.
Because these are the souls of every Rhodian who's ever lived. Everyone I've ever known, my family, people I love.
Çünkü bunlar yaşayan her bir Rhodialının ruhları bildiğim herkes...
Do you think everyone who listens to the song is infected?
O şarkıyı dinleyen herkese bulaşmış mıdır?
It's the community pile. I saved it, and now everyone thinks it's gone.
Erzağımız, kurtardım ama herkes gittiğini düşünüyor.
That's all that everyone will see.
Çünkü çocuklar öldü. Herkes bir tek bunu görecek.
Outside of you, me, and Hiro, everyone else who knew about this plot perished on those ships.
Sen, ben ve Hiro dışında bunu bilen herkes o gemilerde öldüler.
You imagined a girl that's killing everyone in town.
Şehirdeki herkesi öldüren bir kız hayâl ettin.
Everyone's invited. It's free.
Herkes davetli çünkü bedava.
And everyone will take their turns. To celebrate a man who's great.
Herkes dönüşümlü olarak harika adamı kutlayacak.
That's between me and everyone who sees it.
Bu benimle onu görecekler arasında.
And then, everyone looks at me like I'm an idiot, and I went...
Herkes salakmışım gibi bana baktı.
And everyone's called me a fucking pussy... with my liberal agenda.
Liberal takıldığım için herkes bana ödlek diyordu.
Everyone's dancing around going, "Man on a cloud. Man on a cloud."
Herkes dans edip "Bulutların üzerindeki adam" dan söz eder.
Okay, let's get back to work, everyone.
Tamam millet, herkes işinin başına dönsün.
'Cause you can't aim your pitches if you're aiming to please everyone.
Çünkü eğer herkesi memnun etmek için atış yaparsan, düzgün atış yapamazsın.
Everyone's going to blame me just because I made a lot of mistakes and messed up a bunch.
Bir sürü hata yaptım ve her şeyi berbat ettim diye herkes beni suçlayacak.
Or should I say, everyone's ex.
Ya da herkesin eski sevgilisiyle mi desem?
- Everyone, let's go now.
- Millet, hadi gidiyoruz.
The virus is gone, and everyone's okay, but the ship's in bad shape.
Virüs gitti ve herkes iyi ama gemi kötü durumda.
If they fail, everyone's out.
Başarısız olurlarsa herkes gider.
Dr. Leslie Richardson may be overseeing Olympus town's infrastructure now, but I'm still responsible for the safety of everyone in it.
Olimpos şehri altyapısını şu an Doktor Leslie Richardson denetliyor olabilir ama içindeki herkesin güvenliğinden hâlâ ben sorumluyum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]